Veronika ölmek istedi.
Veronika ölemedi.
Veronika yakında öleceğini öğrendi.
İsteyerek atıldığı ölümün soğuk nefesi bile kontrolü dışında var olunca acı verdi. Ne zaman geleceği belli olmayan son, bütün karakterini değiştirdi.
Zorunluluk tabirleri uzaklaştı ilk önce.
-Öfke hissetmemeliyim, ama öleceğim.
-Sesimi çıkarmamalıyım, ama öleceğim.
Zorunluluklar uzaklaştıkça yaşama isteği yaklaştı. Attığı her adım, söylediği her söz hür iradeyle ortaya çıktı. Ölümle yanyana olan son günlerinde 24 yıllık yaşamından daha canlı hissetti.
Peki ya biz?
Bizim davranışlarımız?
Kaçı kendi özgür irademizle şekillendi, kaçı şekillenmek zorunda kaldı?
Bir yemeği sevdik mi, yoksa sevdiğimiz bir senaryoyu mu canlandırdık?
Kaç defa tavırlarımız patlak verdi, kendimizi iki yüzlü hissettik?
Biz Veronika'yız ve öleceğimizi öğrendik.
Artık her şey değişti.
"İyi bir insan olmalıyım." demektense iyi bir insan olduğumuzu hissetme vakti.