Ama sözünü ettiğim o garip zevkin özü de bu soğuk, bu çirkin yarı ümitsizlik ve yarı inançta, üzüntüden kendini şuurlu olarak kırk seneliğine yeraltına gömmede, mahsus tertiplendiği halde durumun pek o kadar içinden çıkılmaz olmamasında, içe işlemiş ama bir türlü tatmin edilmeyen o zehirli arzularda, kesin olarak verilen kararlarla hemen ardından duyulan pişmanlıklar arasındaki hummalı duraksamalardadır işte.
Bir aile terapistinin herkes tarafından bilinen bir deyişinde belirttiği gibi hepimiz ‘mutsuzluğun kesinliğini, belirsizliğin mutsuzluğuna’ tercih etme eğilimi taşırız.