Şunu sakın unutma çocuk: Kıymet bilmek, kaybettiğim birinin arkasından ne kadar ağladığınla alakalı bir durum değildir. Onunla beraberken değerini bilmenle alakalıdır.
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar..
Demiş üstat Necip Fazıl ve 22 yıl sonra da şu sözleri eklemiş:
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?”
(Bilmem anlatabiliyor muyum.)
Buda ve öğrencileri uzun bir yolculuğa çıkmaya karar vermişlerdir bu yolculukta bir sürü şehir ve bir sürü köy geçeceklerdir Yolculuk sırasında bir gün, uzakta bir göl fark ederler.
Susadıkları için durup biraz mola vermek isterler göle yaklaştıklarında da buda en genç ve en sabırsız öğrencisine "çok susadım" der. "Bana şu görden biraz su getirir misin?"
Öğrenci bir koşu gider göle ancak kalabalık bir hayvan sürüsünün gölden geçmekte olduğunu fark eder bu sırada gölün suyu ne yazık ki bulanmıştır artık.
Bunu gören sabırsız öğrenci, "öğretmenime bu çamurlu sudan veremem" diye düşünerek eli boş döner Buda'nın yanına.
Gölün suyu çok çamurlu o suyu icebileceğinizi düşünmüyorum.
Biraz zaman sonra buda öğrencisine tekrar göle gitmesini şu getirmesini ister.
Öğrenci gider ama su hâlâ bulanıktır.
Ögrenci öğretmenine "O suyu içemeyiz şehre yürürsek orada daha temiz su bulabiliriz" der.
Buda karşılık vermeyip öyle durup bekler bir süre ve bir kez daha genç öğrencisine göle gitmesini söyler.
Gencin sabrı tukenmektedir, ama yinede karşılık vermek istemez söyleneni yapar.
Budaya kısırdöngüyü tekrarlatıp durduğu için çok öfkelidir sonuçta çamurlu suyu kimse içmeyecektir bu ısrar niyedir ?
Öğrenci öfkeli bir şekilde gelir göl kıyısına fakat o da ne?
Gölün suyu kristalden berraktır ve tertemizdir.
Hemen suyu alır ve götürür Buda'nın yanına.
Buda suya bakar ve öğrencisine:
- Suyu temizlemek için ne yaptın? diye sorar.
Öğrenci şaşkın soruyu anlamaz susmuştur.
Buda durumu açıklar oğrencisine:
"Bekledin ve suyu rahat bıraktın. Bundan dolayı çamur kendiliğinden dibe çöktü ve şimdi su berrak..."
Insan beyni de gölün suyu gibidir işte. Düşünceler silsilesi içinde bulanıklaşır, çamurlanır...
Bu süreci kurcalayıp daha da bulandırmak yerine ZAMAN TANIMAK GEREKİR.
Rahat bırakılmalıdır ve
("Bazen kötü hissetmek iyidir, zaman zaman kırılmak.
Her zaman herkesin olmanı istediği o neşeli kişi olmamak sorun değil. Kimseyle konuşmak istememek de öyle.
Gözyaşlarını tüketinceye kadar kalbinin ağlamasına izin vermekte sorun değil.
Insan olabilmek güzeldir.")