~SPOİLERSIZ~
Sonunda herkesin ayılıp bayıldığı ağlayarak okuduğu Yüz Karası'nı okudum. Çok fazla sevilen kitaplarda artık beklenti yükseltmemeye alıştım. Bu kitapta çok sevildiği için çok büyük beklentiyle başlamadım. İyi ki de öyle yapmışım. Güzel bir kitaptı ama benim bayıldığım bir kitap olmadı. Herkesin zevki farklı tabi.
Kitap Grace'in eşiyle bi ayrılık yaşamasıyla başlıyor. Ama aynı kasabada oturdukları için döndükleri yer aynı oluyor. Sonrasında bazı şeyler öğreniyor daha fazla yıkılıyor ve kendini kasabanın kötü çocuğu Jackson'ın yanında buluyor.
Kitabın ilk yarısı çok güzel işlenmişti. Karakterle bağ kurabildim bu yüzden. Grace'in kız kardeşi ve arkadaşıyla olan bağı gerçekten çok güzeldi çok sevdim. Jackson'ın ağzından okuduğumuz bölümler de vardı. Bu yüzden onun da hayatını anladım ve kendisine bağlandım.
Sonrasında her şey çok hızlı aktı gibi hissettim. Evet tek kitaplık bir seri ama başı yavaş yavaş ilerlerken birden hızlandı, diğer karakterler hikayede hiç yokmuş sadece Grace ve Jackson'ı okuduk. Zaten başrollere odaklanmak gerekmez mi? Evet. Ama bu kitapta başından beri başka karakterler vardı sadece önemli kararkterlerden bahsetmiyorum. Herşeyin kimse yokmuş gibi yaşanmasını garipsedim sadece.
Yinede kitabın çok sürükleyici bir dili ve havası vardı. Hafif dram içeren romantik bir kitap okumak isterseniz bir şans verebilirsiniz.
~SPOİLER ~
YA Grace'in annesine sinir oldum. Sen yaşadın diye herkes yaşamak zorunda mı? Kızının acı çekmesine nasıl müsade edersin ve hatta daha fazla acı çekmesine sebep olursun. Sonrada iyi olsa bile yine de sevmiyorum. Babası da hain çıktı. Zaten tahmin etmiştim Jackson'ın babasının bunlardan neden nefret ettiğini.