"İnsanların tutumlarını izle, davranışlarına yön veren nedenlere bak, nelerden zevk aldıklarını, neleri doyurucu bulduklarını gözle.
İnsanoğlu hemcinslerinden tümüyle saklayabilir mi kendisini? Başarabilir mi bunu hiç?"
"On beş yaşındayken iradem öğrenmeye yönelikti. Otuzuma geldiğimde, yolumu saptamıştım. Kırkımda artık kuşku diye bir şey kalmamıştı içimde - kulaklarım ise ancak altmışımda açıldı."
- O lekeler eskiden beri vardı.
- Olsun, yazık yine de. Böyle bir kitabın ne büyük bir değer taşıdığını düşünebiliyor musunuz?" "Kaç para ettiğini" demiyor, "ne büyük bir değer taşıdığını" diyordu. Kitabın fiyatını değil, fakat içerdiklerinin değerini söylüyordu. Oysa Kien ona hep kitaplığının bir yatırım olarak taşıdığı değerden söz etmişti şimdiye dek. Bu kadın onu ne denli aşağı görse yeriydi. Gerçekten çok yüksek bir ruha sahipti Therese. Geceler boyu lekelerin başında oturuyor, uyuyacak yerde onları çıkarmak için çaba harcıyordu. Kien, salt nefretinden ötürü ona en kullanılmış, pis ve berbat kitabını vermişti; buna karşılık Therese bu kitabı sevgiyle korumaktaydı. Acımak nedir bilen bir insandı; insanlara karşı değildi acıma duygusu. Büyük bir hüner değildi çünkü insanlara karşı acımalı olmak. Therese kitaplara acımasını biliyordu. Zayıfları ve ezilenleri bağrına basıyordu. Tanrının toprağındaki terk edilmiş, yitik, son varlıklara kapısını açıyordu.
Ne var ki roman okumak hiçbir ruhu zenginleştirmezdi. Romandan belki alınan zevk için ödenen bedel, pek yüksek olurdu; en üstün kişilikleri bile bozardı romanlar. Romanlar sayesinde insan, kendini her türlü insanla özdeşleştirmeyi öğreniyordu. Değişiklikten zevk almaya başlıyordu. Kişilikler parça parça çözülüp hoşa giden kahramanların kalıbına giriyordu. Her görüş açısı savunulabilir oluyordu. Okur, gönüllü olarak kendini yabancı hedeflerin akışına bırakıyor, bu yüzden uzunca bir süre için kendi hedeflerini gözden yitiriyordu. Romanlar, yazarlık yapan bir oyuncunun, okurlarının bir bütün oluşturan kişiliklerine batırdığı kamalardı. Oyuncu, kamanın gücünü ve karşılaşacağı direnci iyi hesaplayabildiği oranda hedef aldığı kişiyi parçalayabiliyordu. Devlet, romanları yasak etmeliydi.