Mülkiyet sizi sonsuzluğa kadar “ben” olarak dondurmuş ve sonsuzluğa kadar sizi “biz”den ayırmıştır.
Batı eyaletleri, başlayan değişimin karşısında tedirgin. İhtiyaç kavramı, kavram da eylemi kamçılar.
Ve büyük mal sahipleri varken, grevlerin durmasından korkun... Çünkü, her yenilen küçük grev, atılan adamın atıldığını ispatlar. Özellikle şunu unutmayın: insanın kendisi, bir ülke uğrunda israf çekmez ve ölmezse korkun, çünkü bu tek nitelik, insanın temelidir ve bu tek nitelik, insanı evrendeki bütün öteki şeylerden ayırır.
Herkes bu soruyu soruyor. Nereye gidiyoruz? Bana öyle geliyor ki, hiçbir yere gitmiyoruz. Her zaman yoldayız. Her zaman gidiyor ve gidiyoruz. Niçin insanlar bunu düşünmüyorlar? Şimdi hareket çağındayız. Halk hareket halinde. Biz nedenini ve nasıl olduğunu biliyoruz. Hareket var, çünkü hareket etmek zorundayız. Halkın yolları dökülmesinin nedeni bu. Çünkü, daha iyisini istemekte. Ve bunu elde etmenin de tek yolu bu. İstiyorlar, muhtaçtırlar, gidecekler, bulacaklar. İnsanları kavga edecek kadar çileden çıkaran, ezilmektir. Ben her yanı dolaştım, herkesin senin gibi dert yandığını duydum.
Bunda halkın suçu yok. Sen olsan üzerinde yattığın döşeği bir teneke benzine verir misin?
Biliyorum, halkın suçu yok. Herkese soruyorum: Neden yola çıktığınız? Herkes haklı bir neden söylüyor. Ama memlekette ne oluyor? İşte ben bunu öğrenmek istiyorum. Ne oluyor, nereye gidiyoruz? İnsanlar artık ekmek parası kazanamıyorlar, geçinemiyorlar. Çiftçilik artık insanları geçindirmiyor.