Kişiyi bütün iyi eğitimlerde görülen emin rehberlerden yoksun bırakan alaylılık, resmi söylemlerin çitlerle çevirdiği ve macerayı yasakladığı yerde, yine de bir düşünce sentezi ve özgürlük sunuyor kişiye.
Gelecekte yalnız yaşamaya uzun süreden beri kendimi hazırlamıştım. Yoksul olmak, çirkin olmak ve üstelik zeki olmak, bizim toplumlarımızda insanı kasvetli ve hayal bile kurmayacağı kulvarlara mahkûm eder, ki bunlara erkenden alışmakta yarar vardır. Güzellik oldu mu her şey bağışlanır, kabalık bile. Zekâ ise sanki koşulların uygun bir telafisi değil gibidir, doğanın en yoksul çocuklarına sunduğu bir dengeleyici olarak görülemez, daha ziyade gereksiz bir oyuncaktır, mücevherin değerini yükseltir. Çirkinlik ise zaten daima suçludur ve ben bu trajik yazgıya, hiç aptal olmadığım için daha fazla acı çekerek mahkûmdum.
Bilincin uyanışının doğumumuzla çakıştığına yanlış yere inanırız. Belki de bundan başka bir canlılık hali hayal edemediğimizdendir. Sanki hep görmüş ve hissetmişiz sanırız kendimizi ve bu inançtan güç alarak, bilincin doğduğu önemli anı dünyaya geldiğimiz anla özdeşleştiririz.