Zaman zaman rotayı değiştiriyoruz; bunda bir sakınca yok, barikatların çizdiği sınırın içinde kaldığımız sürece. Bir fare de istediği yere gitmekte özgürdür, labirentin içinde kaldığı sürece.
Ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? Acıdan geriye kalan bir gölgeden ibaret, zihinde bile değil, sadece bedende. Acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde. Gözden ırak olan, gönüllen de ıraktır.
İçinde dans, şarkılar, törensel maskeler, müzik yapmak için yontulmuş sanat eserlerinin bulunduğu filmleri tercih ederdim: tüyler, pirinç düğmeler, helezoni sedef kabuklu istiridyeler, davullar. Mutlu olduklarında bu insanları seyretmek hoşuma giderdi; sefilken, açlık çekerken, bir deri bir kemikken, uygar insanların çok önce çözdüğü sorunlar için, bir kuyu kazmak, toprağa sulamak gibi basit şeyler için ölesiye çabalarken değil ama.