Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Diğer her şeyden daha ürkütücü, daha dehşet verici olan bir süreç vardır: yalnızlaşma süreci. Hayatın mekanikleşmesi. . Ve insanı çevreleyen hayat bu büyük düzen içinde yavaş yavaş donar; sanki çiçekler açan uzak diyarlara yapılan bir keşif gezisinde birden dünyayı ve denizi buz kaplamıştır da bütün planlar ve hedefler iptal olmuş, geriye sadece soğuk ve don kalmıştır. Bu ölümdür, ona benzer soğuk bir taşlaşmadır. Süreç yavaş ve durdurulamayacak şekilde işler. Günün birinde ailenin hayatı pıhtılaşır. Her şey önemlidir, her ayrıntı ama hayatın kendisi artık bunu hissetmez.
Sayfa 138
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatın büyük teşebbüsleri muhasebeci hikmetiyle değerlendirilemez. Mesele bir şeye değmesi ya da değmemesi değil, kader, şartlar, mizaç ya da salgı bezlerinin fonksiyonu öyle emrettiği için bir şeyi yapmak zorunda olmak... Muhtemelen bunların hepsi iç içe. Ve insan ödleklik etmeyip emredileni yapıyor. Sadece bu önemli. Gerisi teori.
Sayfa 131
Sonradan öğrendim ki yanlış iddialarla talep edilen sevgi, asit, araba kazası ve akciğer kanserinin toplamından daha büyük bir katil. İnsanlar birbirlerini ölümcül bir ışınla öldürür gibi sevgiyle öldürüyorlar. Doymak bilmiyorlar; bütün sevecenlik onlara, bir tek onlara yönelik olmalı. Bu duygunun tamamını istiyorlar; çevresindeki her şeyi tüketene kadar emen, toprağın, fidelerin gücünü, nemini ve kokusunu çalan büyük bitkilerin hırsıyla etraflarındaki yaşam enerjisini çekip almak istiyorlar. Sevgi muazzam bir bencillik. Sevginin korku imparatorluğunda ölümcül bir yara almadan yaşayabilen çok insan var mıdır, bilmiyorum.
Sayfa 129
Edebiyat
Çok konuşan, bir şeylerin üstünü örtüyordur. Tutarlı bir biçimde susansa, bir şeylere kanidir.
Sayfa 129
Edebiyat
Yaratacak bir şeyi olan, yalnızdır. Fakat yalnızlık ille de acı çekmek anlamına gelecek diye bir şey yok. İnsanların yakınlığı ve sosyal çevre bana gerçek yalnızlıktan daha fazla acı verdi. İnsan bir süre yalnızlığı ceza gibi algılıyor; yetişkinler yan odada sohbet edip eğlenirken karanlık odada tek başına bırakılan bir çocuk gibi. Fakat günün birinde sen de yetişkin oluyorsun ve yalnızlığın, hakiki, bilinçli tek başınalığın bir ceza, yaralı, hastalıklı bir kendini çekme, bir münzevilik değil, tek onurlu durum olduğunu fark ediyorsun. İşte o zaman artık yalnızlığa katlanmak da o kadar zor olmuyor. Daha temiz havada yaşamak gibi bir şey.
Sayfa 128