Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.
Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.
Gazetede yazdıklarımız gerçeklerle tümüyle çelişiyor. Her gün yüzlerce kez "Biz özgürüz" cümlesini basıyoruz, ama sokaklarda yabancı bir ordunun askerleri dolaşıyor, herkes çok sayıda siyasi tutuklu bulunduğunu biliyor, yurtdışına seyahatler yasak, ülke içinde bile bazı şehirlere gidemiyoruz.
"Korkuyor muydu?"
"Korku mu? Bence hissettiği başka bir şeydi. Önceleri inanmadı, inanamıyordu. Affedilmeyi mi yoksa bir mucizeyi mi bekliyordu, bilemem. Vasiyetini yazıp imzaladığı gün, artık kuşkusu kalmamıştı. Son gece bana, 'Öleceğimi biliyorum Peter, fakat anlamıyorum. Bir tek ceset yerine iki ceset olacak, ablamınki ve benimki. Ama kimin ikinci bir cesede ihtiyacı var? Tanrı'nın kesinlikle yoktur. Bizim bedenlerimizi ne yapsın? Toplumun mu? Hayatta kalmama izin verseler bir veya birkaç kitap geçer ellerine; şimdi tek kazanacakları, hiç kimsenin işine yaramayacak bir ceset' dedi.'