..kaybetmeyen insan yoktur, yaşamak başlı başına kendini kaybetmek demektir. Ne var ki isimsiz kaynağından fışkırdığı andan itibaren biricik hedef bellediği denize kavuşmuş bir ırmağın sevincini yaşatmıyor bana kaybolmak, yükselen denizin kumda bıraktığı bir gölcüğüm ben, kumlar suyumu usulca emecek ve denize asla dönemeyeceğim.
Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa, ister istemez o kadar şeyden de mahrum kalır. Zirvede bir tek ona yer vardır. Ne kadar mükemmelse bütünlüğünü o kadar korumuş demektir; ve bütünlüğünü ne kadar koruduysa, kendinden başka biri olma ihtimali o kadar azdır.
Kaya düşer ve bir insanı öldürür; kıskançlık, açgözlülük ise bir eli silahlandırır ve o el bir insanı öldürür. Dünya böyle yuvarlanıp gider işte, içgüdüsel güçler denen pisliklerden bir yığın olduğu halde, güneşte altınımsı, açıklı koyulu ışıltılar saçarak.
Hiçbir şeye sahip değiliz, çünkü kendi kendimize sahip değiliz. Hiç bir şeyimiz yok, çünkü hiçbir şey değiliz. Hangi ellerimi uzatayım, hem hangi evrene doğru? Çünkü evren, bana ait değil: Ben, evrenim.