Sarayın ışıltılı penceresi yoktu artık, zaten kalsaydı halkın kurşun yağmuruna hedef olurdu. İnsanlara iyi gözle bakılan bir pencere olmamıştı bu asla -içinde Lucifer'in gururundan, Sardanapalus'un şatafatından ve bir köstebeğin körlüğünden zerreler vardı hep- ama yok olup gitmişti artık.
Sayfa 289 - Sardanapalus: Efsanevi Asur kralı. Lüks ve zevke aşırı düşkündü.·Kitabı okudu
Ne tuhaftır ki, bilhassa monsenyör gibiler için kurulan "düzen" çok yakında çöküp gidecekti! Bu düzenin ilelebet böyle gitmeyeceğini görmemişlerdi anlaşılan!
Ötede, koca bir alanda yıkık bir ülke uzanıyordu ve vaat ettiği tek şey kederdi. Her bir yeşil yaprak, her bir ot ve tahıl parçası en az o zavallı insanlar kadar kuruyup büzülmüştü. Her şey boynunu bükmüş, keyifsiz, harap ve yıkıktı. Evler, çitler, evcil hayvanlar, adamlar, kadınlar, çocuklar ve onlara hayat veren toprak hepsi tükenmişti.
Sayfa 280 - Burada yazar ihtilâl yıllarındaki Fransa'nın durumundan bahsediyor.·Kitabı okudu