Bella'nın, benim yerime başkasını seçmesi o kadar da önemli değildi. Bunun ıstırabı hiçbir şeydi. Bu ıstırapla aptal ve gereğinden fazla uzun hayatım boyunca yaşayabilirdim.
Ama her şeyden vazgeçmesi, kalbinin durmasına, tenin soğumasına ve aklının katıksız bir avcı aklına dönüşmesine izin vermesine inanamıyordum. Bir canavar. Bir yabancı.
"Seni sevdiğimi biliyorsun."
"Bunun yeterli olmasını nasıl arzu ettiğimi biliyorsun."
"Evet."
"Seni bir kenarda hep bekleyeceğim, Bella. Kalp atışlarım duruncaya kadar."
"O, senin için uyuşturucu gibi, Bella.
Artık neden onsuz yaşayamadığını anlayabiliyorum. Çok geç. Ama ben senin için daha sağlıklı olurum. Bir uyuşturucu değil; hava, güneş olurdum.
Eskiden seni o şekilde düşünürdüm, biliyor musun? Güneş gibi. Kendi şahsi güneşim. Benim için bulutları öyle güzel ayırıyordun ki.
Bulutları halledebilirim. Ama bir tutulma ile savaşamam."
"Ben yüce gönüllü olabilirim, Bella. Seni, ikimiz arasında bir seçim yap diye zorlamayacağım. Sadece mutlu ol ve benim hangi parçamı istiyorsan al, ya da eğer bu senin için daha iyi olacaksa hiçbirini alma. Bana borçlu olduğun hissinin kararını etkilemesine izin verme."