Tecavüz, "kadınlara hadlerini bildirmek" ve kadınlar üzerindeki hakimiyetlerini sergileyerek "erkekliklerini" kanıtlamak için kullanılan bir yöntemdir.
Kurbanın bakış açısından tecavüz, yaşamı altüst eden ve kadının yaşamının geri kalanında hiçbir zaman silinmeyebilecek bir duygusal iz bırakan bir deneyimdir. Kendileri tecavüz kurbanı olmamış kadınlar da, kadın oldukları, tecavüz edilebilir konumda oldukları için bunu çok iyi bilirler. Bu korku ve tecavüz tehdidi, birçok kadının yaşam biçimini, erkeklerin hiç düşünmedikleri ölçüde değiştirmelerine yol açmaktadır. Hayır, kadınların cinsel şiddetten zevk aldıkları doğru değildir.(kadınların deneyimleriyle ilgili bir araştırma için bkz. Stanko 1985)
Buna ve kayıtlara göre olayların %64'ünde
silah bulunmasına rağmen, inkârcılar davranışlarını, kurbanların yeterince karşı koymadıklarını ya da hayır'ın aslında evet anlamına geldiğini söyleyerek haklı kıldılar. Örneğin bir inkârcı, tecavüz suçundan dolayı hükümlü olduğu sırada hapishane hemşirelerinden birine tecavüz etme girişiminde bulunmakla suçlanmıştı. Hemşireye tecavüzün tamamlanmış bir tecavüz olduğunu ileri sürdü ve kurbanıyla ilgili olarak "Biraz karşı koyar gibi yaptı, ama aslında için için özlemini çektiği bir hayalin gerçekleştiğini düşündüğünü sanıyorum," dedi. Anlattığına göre hemşire ona önceki tecavüz suçuyla ilgili bir soru sormuştu; tecavüzcü bu soruyu kadının kendini davet
ettiği şeklinde yorumluyor ve "Sanki 'bana da tecavüz et' der gibiydi," diyordu. Dahası ağız yoluyla seks yaparken kadının ona yardımcı olduğunu iddia etmekte ve "davranışlarından, bundan hoşlandığını anladım," demekteydi. Başka bir olayda, sahilde yürürken 15 yaşındaki bir kızı bıçakla tehdit ederek kaçırmak ve tecavüz etmekle suçlanan 34 yaşındaki bir adam, yaptığının tecavüz olmadığını
iddia ederken, kadınların cinsel ilişki öncesinde ele geçirilmeyi arzuladıklarını, ama sonradan ilişkiye kendilerinin yön vermek istediklerini söyledi.
"Erkek bedeni bir Kola şişesi gibidir, şişeyi sallayın ve sonra gerilimi hissetmek için parmağınızı şişenin ağzına tıkayın. Bir kadını davet ettiğinizde ona kibarca davranırsınız, ama sonra size 'ben namuslu bir kızım,' der, o zaman zorlamanız gerekir. Bütün erkekler aynı şeyi yapar. 'Hayır' dedi, ama bu kibarlık olsun diye söylenmiş bir Hayır'dı. Aslında naz yapıyordu. Bütün kadınlar "Hayır" derken aslında "evet" derler; "hayır", kibarlık olsun, sonradan kendilerini sorumlu hissetmesinler diye söylenmiş bir laftır."
Daha da vahimi, Linz ve yardımcılarının (1984) kanıtladıkları gibi, şiddet içeren filmleri izleme süresi ne kadar uzunsa, başka durumlarda şiddetle karşı karşıya kalan kurbanlara acıma duygusu da o kadar azalmaktadır. Bu araştırmada üniversite öğrencisi erkekler beş gün süreyle, her gün, kadınlara karşı cinsel şiddet içeren bir film seyrettiler. Bu filmler, hepsi piyasaya çıkmış ve bazıları kampüslerde ya da kablolu televizyonda gösterilmiş Teksas Katliamı / Texas Chainsaw Massacre, Manyak / Maniac, Mezarına Tüküreceğim/I Spit on Your Grave, Vice Squad ve Takım Çantası Cinayetleri/ Toolbox Murders filmleriydi. Beş günün sonunda, bu filmleri gören erkeklerin filmler
konusunda daha az olumsuz duygular besledikleri, filmlerdeki şiddet dozunu, olandan daha düşük olarak algıladıkları ve filmleri kadınlar açısından onur kırıcı bulmadıkları ortaya çıktı. Ayrıca bu filmleri görmüş olmak, deneklerin kadınlar hakkında başka bağlamlarda yaptıkları değerlendirmeleri de etkiledi. Videoya kaydedilmiş bir tecavüz davası filmi seyrettirilen söz konusu filmleri görmüş erkekler, bu filmleri seyretmemiş erkeklerden oluşan kontrol grubuna göre, tecavüze uğrayan kadına fazla bir zarar verilmediği görüşünü daha
çok desteklediler ve kurbanı kontrol grubuna göre genellikle daha değersiz bir kişi olarak nitelediler. Bütün bu deneyler sırasında, katılımcıların araştırma sonuçlarından etkilenmelerini önlemek için, araştırma bitiminde araştırma hakkında bilgilendirildiklerini de vurgulayalım.
Birçok feministi rahatsız eden (bkz. örneğin Dworkin 1980) cinselliğin açıkça gözler önüne serilmesi değil, 1970'lerden bu yana pornografide kadın onurunu yaralayan imgelere giderek daha çok yer verilmesi ve şiddetin bu yayınlarda artan bir oranda yer almasıdır. Söz konusu yayınlarda cinsellik giderek şiddetle iç içe geçmiş olarak verilmekle kalmıyor, bunun kadar endişe verici olan bir başka nokta da, çağdaş yayınlarda, cinsel şiddetin olumlu bir etki yaptığının ima edilmesi.
Örneğin Smith "yetişkinler için" denen 428 ucuz kitap üzerinde yaptığı içerik çözümlemesinde, bunlarda işlenen ana temalardan birinin, cinsel ilişkiye karşı koyan bir kadına karşı güç kullanılması olduğunu buldu. Söz konusu kitapların hemen hepsinde, uygulanan gücün miktarı ve türü ne olursa olsun, kurban sonunda uyarılmakta ve bu onun için bir aşağılanma anlamına gelse de, saldırgana fiziksel olarak karşılık verir durumda gösterilmektedir.