1998 Nobel Edebiyat Ödülü almış belki de yazarın en bilinen kitabıyla geldim bugün. Körlük..
Şuan içinde bulunduğumuz duruma çok da yabancı olmadığımız bulaşıcı bir hastalıkla karşılaştığımızı düşünün. Ama öyle hastanelere düşürüp öldürmüyor. Sizi yavaşça ilk önce umutlarınızı, insanlığınızı dair şeyleri alarak öldürüyor. Bu hastalık ne mi körlük..
Kitabımızdaki kahramanlarda görmenin o mucizevi duygusundan yoksun salgın ile hayatlarını sürdürmeye çalışırken, biz , onların umutsuzluklarını, kaybedişlerini, beraberleği, hayat devam ederken şükredeceğimiz o kadar çok şey olduğunu fark etmemiz gerektiğini okuyoruz.
Birçok satırı iki kere okudum. Her satır insanın bugününe, yarınına ve geçmişine ders çıkartacağı şekilde işlenmiş. Net bir şekilde herkesin kitaplığında olması gerekir.
Yazım dili ile ilgilide kısa bir bilgi vermem gerekir.
Yazarın kitabında satır başı diye bir kavram yok. Cümleleleri ve diyalogları birbirinden ayıran noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgül kullanılmış. İlk başta bu özellik sizi yorsada daha sonra alışıyorsunuz. Anlatım dilini zorlayan tek şey bu unsur.
Kitabı sizlere şiddetle tavsiye ederim.