“Ölüm, bazen en beklenmedik anda, bazen de onu beklerken ziyaret eden eski bir arkadaş gibidir. Ne ilk ne de son ziyareti olacak ama bu herhangi bir ölümü daha az acımasız veya affedici yapmaz.”
“Daha önce hiç öpüldün mü?” Yüzüm alev aldı. Tanrılar aşkına, o kadar belli miydi?
“Öpüldüm!”
Dudağının bir kenarı kıvrıldı. “Her zaman yalan söyler misin?”
“Hayır!” diye yalan söyledim.
“Yalancı” diye mırıldandıı.”
Kitap, çok iyiydi. İyi olmasının sebepleri arasında karakterlerin özellikleri, birbiriyle bağlantılı olan karakterlerin arasındaki ilişki, her bir duygunun doğru betimlemelerle yansıtılması, doğru yerde doğru olay. Gerçekleşen bir ölüm bile kalbinizi acıtsa da hikayenin gidişatı açısından olması gerektiği hissini yansıtıyordu.
Poppy, en sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu. Çünkü düşünen, ona dayatılan eziyet ve fikirlere karşı dik durabilen, eğilmeyen bir karakterdi. Küçüklüğünden beri belli bir amaç için tüm hayatını geçirse de tüm zincirlerini kırıp kendi yolunu çizen bir karakterdi.
Hawke.. Senin için ne diyebilirim ki. Gamzelerinde yaşarım. Poppy’ nin potansiyelini gören ve aslında onun ortaya çıkması için elinden tutan kişiydin. Kendine has yönlerini açık vermeden tüm kitap boyunca sana aşık olmamız için öyle hamlelerle yönettin ki kitabın sonunda ortaya çıkan gerçeklerle seni sevmekten vazgeçmedim. Hatta gözümde daha da devleştin.
İkinci kitap daha ülkemizde çevrilmedi fakat ben yabancı versiyonunu ağırdan ağırdan okuyacağım. Çünkü kitabın sonuna eklenen bir cümle beni yerimde tutamaz.
İçinde yetişkin içerik olmasını dert etmezeniz buram buram tutku, aşk, entrikalar dönen bu kitabı alın. Nolur bak! Çok seveceksiniz.
Olive, ikiz kardeşlerden şanssız olanıydı. Şanssızlıkların, kötü talihlerin hepsi onu bulurdu. Kız kardeşinin düğün günü ise, bu durum değişti. Tüm herkes düğünde gıda zehirlenmesi yaşarken bir Olive bir de nefret ettiği kişi Ethan’ ı, şanssızlık es geçti. İyi talih, Olive’ in üzerinde dolaşırken, onu hangi yol da Ethan ile aynı paydada buluşturacaktı.
Gerçekten bayıldımmm. Hikaye, hikayenin akışı, karakterlerin gelişme süreci, onları tanıma süreci ilmek ilmek işlenmişti.
Dili yalın olduğu kadar eğlenceliydi. Okuduğum hikayelerde karakterlerin tatlı itişmelerine bayılırım. Ve bu mizahla birleşince tadından yiyemem. Bu kitap da tam olarak bu vardı. Espiri anlayışımın tuttuğu bir yazar oldu Christina Lauren. Çünkü bazen yazarlar göbeğini çatlatsa böyle enerjik, romantik hikayelerde güldüremiyor.
Karakterlerden Dane hariç hepsini tuttum. Ama o da pisliğin önde gideniydi zaten. Onun haricinde tüm karakterler sevmelikti.
Tam bir yaz kitabı. Fakat kurgu basit değil. O yüzden çıtır çerezlik diyemem.
Reading slump da, şenzlong da güneşlenirken, kötü bir haldeyken mutlaka şans verin ilaç gibi gelecektir.
Addio..