"O kadar güldüler ki sonunda, aksi, küçük, sevgisiz bir kızın ve öleceğini düşünen hasta bir çocuğun değil de on yaşında iki sağlıklı çocuğun çıkarması gerektiği kadar gürültü çıkardılar."
"Mary durup dinleyene kadar <uğuldama> kelimesinin anlamını bilmiyordu ama sonra anladı. Sanki kimsenin görmediği bir dev evi yumrukluyor ve içeri girmek istercesine duvarlara ve camlara vuruyormuş hissi yaratan, evin etrafında dönüp duran içi boş kükreme demek olmalıydı. Ama insan onun eve giremeyeceğini biliyor ve kömürün kırmızı alevinin ısıttığı odanın içinde kendini bir şekilde güvende hissediyordu."
"<Âdet böyleydi.> lafını çok söylüyordu. Yerli hizmetçiler bu lafı hep söylerlerdi. Biri onlara atalarının bin yıldır yağmadığı bir şeyi yapmalarını söylerse yumuşak bir ifadeyle bakıp <Bu âdetten değil.> derlerdi ve konu kapanırdı."
"...Daha önce katıldığımız sempozyumlarda İstanbul'un geçmişi için MÖ 7. yüzyıl deniyordu. Ben de <Bu kadar önemli bir şehrin geçmişi bu kadar sığ olamaz> diyordum. ... Sempozyumlarda bunu anlatırdım. Benden sonraki konuşmacı beni dinlediği hâlde yine MÖ 7. yüzyılda kurulan İstanbul> diye başlardı konuşmasına. Bizim yapamadığımızı Yenikapı yaptı. Bu kazıyla birlikte İstanbullu şehrinin geçmişinin daha eski olduğunu anladı."