Bu çalışmasında Tanrı'ya ve devlete duyulan inancın insanın özgürlüğüne giden yoldaki en büyük iki engel olduğunu savunur. Kitaptan alınan bir paragraf bu fikri açıklamaya yardımcı olacaktır:
"Devlet bir toplum değildir, sadece onun tarihsel bir şeklidir. Soyut olduğu kadar vahşidir de. Tarihsel açıdan baktığınızda, tüm ülkelerde şiddet, savaş ve fetih adı verilen kavramlarda, hak ihlalleri ve yağmanın, ulusların teolojik fantezilerinde peş peşe yaratılan tanrılar ile birleşmelerinden doğmuştur. Ortaya çıktığı günden bu yana ve bugün de, vahşetin ve eşitsizliğin ilahi olarak onanmasıdır.
Devlet bir otoritedir; gücün sergilenmesini ve güce duyulan sevgiyi temsil eder. Kendini hiç gizlemez, farklı göstermeye çalışmaz. ... İyi olan bir şeyi emrettiğinde bile, o iyiliği bozar ve onun olmasını engeller, sadece o emrettiği için olur bu. Çünkü verilen her buyruk özgürlük isyanını ateşler ve harekete geçirir. Çünkü iyi olan, buyrulduğu andan itibaren gerçek ahlak açısından, insan ahlakı açısından, insana duyulan saygı açısından ve özgürlük açısından kötü olur. Özgürlük, ahlak ve insanın saygınlığı, insanın, iyi olan bir şeyi öyle buyrulduğu için değil, kendisi düşündüğü, iradesiyle hareket ettiği ve onu sevdiği için yapmasından ileri gelir."
#devlet #otorite #güç #sevgi #ahlak #ahlâk #insan #özgürlük #tanrı #toplum #tarih #teoloji #i̇syan