İspanya'dan gelen Yahudi sığınmacılar Türkiye'de matbaa kurmak için izin istediklerinde 2. Bayezıd Türkçe ya da Arapça hiçbir kitap basmamaları, sadece İbranice ve Avrupa dilleriyle sınırlı kalmaları şartıyla razı olmuştu.
Daha Kanuni Sultan Süleyman'ın hükümdarlığı sırasında Lütfi Paşa köylü nüfusun gitgide azalmasının yaratacağı tehlikeler konusunda Padişah'ı uyarmış ve üzerine basa basa insaflı vergiler ve kırsal kesimde yaşayan nüfusun düzenli olarak sayımının yapılması yoluyla reayanın korunması gerekliliğine dikkat çekmiştir.
Osmanlı hanedanının ilk on padişahı eşine az rastlanır kabiliyet ve zekadaki insanlardan oluşan görüntüsüyle bizi nasıl şaşırtıyorsa, arkalarından gelen sultanların sergiledikleri kifayetsizlik, yozlaşmışlık ve uygunsuzluk ondan daha fazla şaşkınlık vericidir.
Şurası gerçekten ilginçtir ki, Türkiye'de Türk kelimesi neredeyse hiç kullanılmazken, Avrupa'da bu kelime Müslümanlıkla eş anlamlı hale gelmişti ve Müslümanlığı seçmiş bir Batılı için -ister Fas'ta ister İsfahan'da olsun- "Türk oldu" ifadesinin kullanılması adettendi.