Bernard Lewis

Bernard Lewis

Yazar
8.3/10
257 Kişi
·
829
Okunma
·
108
Beğeni
·
4.683
Gösterim
Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.
...O zamanlar bir talihsizlik olarak gördüğüm şeyin,uzun vadede bir lütuf olduğu ortaya çıktı.
Batılı olmayan devletler arasında sadece Türkiye hiçbir zaman sömürgecilik yaşamamıştır ve hiçbir zaman imparatorluk yönetimi altına girmemiştir.
Türkler her zaman kendi evlerinin sahibi ve gerçekte de uzun bir süre birçok evin sahibi olmuştur. İmparatorluklarını kaybettiklerinde ve kendi evlerinde bile direnişle karşılaştıklarında Kurtuluş Savaşı’nı kazandılar.
Kafamda bir beyaz saç teli belirdi
Tutup kopardım elimle;
"Peki," dedi, "beni tek başıma yendin de"
"Ne yapacaksın ,tüm ordum ardımdan gelince?" Y.Halevi
Sigara Batı, daha doğrusu Amerikan kökenlidir. Tütünün Ortadoğu’ya XVII. yy’ın başında İngiliz tüccarlar tarafından getirildiği ve çok kısa sürede popüler olduğu bilinmektedir.
Müslümanlar için, bir kere İslam alemine kazandırılmış hiçbir topraktan nihai olarak vazgeçilemez,
İslam geleneğinde şiir ve müziğe izin verilmez, heykel ve resim de puta tapma olarak kabul edildiği için yasaktır.
XIX.yy'ın ilk önemli reformcularından Sultan Mahmud (padişahlığı 1808-1839) Arapçada “tarbış” adı verilen yeni bir şapka türünü, fesi getirmişti. Önceleri kabul görmeyen ve kafir icadı olarak görülen fes zamanla kabul edilerek Müslümanlığın bir simgesi haline geldi.
"Şeyh, onların akıllarını ebedi mutluluk vaatleriyle öyle uyuşturmuştur ki bu in­sanlar ölmeyi yaşamaya tercih ederler."
Haşhaşi Tarikatının;kökenlerini, öğretilerini, suikastlerini,sonunu ve aynı zamanda Hasan Sabbah'ın hayatını bu eserde bulacaksınız. Eserde Ortaçağ Ortadoğusundaki ideolijilerin,siyasi manevraların,örgütlenmelerin, savaşların, suikastlerin günümüz modern Ortadoğu'suyla aynı olduğunu göreceksiniz.
Ortadoğu'yu; 2000 yıl öncesinden günümüze tüm yönleriyle ele alan objektif bir eser. Ortadoğudaki kültürel değişiklikleri, savaşları, dinleri, halkları, dilleri, devletleri tüm yönleriyle ele alıyor. Uygarlıkların yükselişlerini, çöküşlerini tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.
Aslen mizaç ve yazım dili olarak fena değil. İnsanı alıp götürüyor bilgi almasını ve gelişmesini sağlıyor. Bu nedenle alınıp okunulabilecek bir kitap... Ben beğendim fakat bazı kısımlar çok karışık yazılmış gibi.
Bu tip kitaplar tehlikelidir konuya hakim olmayanı alır başka bir saçmalıgı hakikat diye yutturur. aslında özünde düşman olan bazı tiplerin en büyük özelliği bir yanlışı 9 tane dogrunun içine sokarak zihne yerleştirmektir. Şöyle başlayalım bu zata göre Amerika suudi arabistanı korumak için Irakı işgal etmiş. Yersen. Orada bebekleri anneleri masum insanları bu cellat sürüleri öldürüp kadınlara tecavüzüde suudluların yerine mi yaptılar. ?
Yine bu zata göre Amerika Bosna, Kosova ve Afganistan'da Müslümanları kurtarmaya çalışmış. yetmemiş kitapta Vahhabiliği göklere çıkarmış İslamın krizi diye kitap yazıyorsun fakat bu vahhabiliğin baş fitne olduğuna dair tek cümle yok. Ne tuhaf.. Başka bir yerinde diyor ki ulema da Müslüman ruhban sınıfıdır. İslamda ruhban sınıfımı var bre ahmak bunu nereden uydurdun.? Haçlı seferleri adil bir kampanyaymış. Lafa bak ! Müslümanların batı karşısında aşağılanmışlık duygusuna kapıldığınıda nerden çıkardın. ? Türkiyeden mübadele Hristiyan türklerin yunanistana sürüldüğü safsatasının kaynağı nedir? Müslümanları fundamentalist radikal ılımlı diye ayırıp ılımlılar modern diğerleri bilmem ne diye tasnif et diyen sana kimdir. Ayrıca Usame bin ladin amerikaya savaş ilan etmemiş bizzat amerikanın eylemlerine zemin hazırlayan paralı itidir. İnsan biraz utanır ben neresini düzelteyim bunca yanlış cümlenin Bu kadar da saçmalanılır mı be ?
Oldukça değerli ve yakın geçmişimize ışık tutan bir eser, yazarın Türkiye'de bulunmuş ve bir dönem ülkemizdeki eğitim kurumlarında çeşitli görever yapmış olması yazarın ülkeyi tanımasını kolaylaştırmış ancak buna karşın objektif tutumunu korumasını bilmiş. Özellikle Atatürk Devrimleri ve 2. Abdülhamit Saltanatı gibi tarafsız ve detaylı incelemelere pek rastlayamadığımız kıt alanlarda son derece yansız, mesnetli ve doyurucu okumalarda bulunan yazarın eseri son derece kıymetli ve büyük ölçüde önemlidir.
Son birkaç senenin popüler konusu olan 'Hashasileri' usta birinden okumak istedim.
Yazar kitaba Islam'da ilk ayriliklardan kısaca söz ederek bir giriş yapıyor, sonra Ismaililer'i dünden bugüne inceliyor.
Ismaililerden çıkmış olan ve suikastla özdeşleşmiş Hasan Sabah ve Hashasileri inceleyen güzel bir kitap.
Hashasiler vezir Nizamulmulk'u ve daha nice vezir, din adamını, üst düzey yetkiliye suikast düzenlemiş, yaşadıkları devre korku salmış bir dini topluluk.
Beni en çok etkileyen, Sabbah'in muritlerinin yakilirken bile seyhlerine sevgilerini ve bagliliklarini bağırarak dile getirmeleri oldu. Şaşılacak bir durum. Aklın, düşünmenin ve Sorgulamanin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha idrak ettim.
Bir ayda 540 sayfa okuyup, daha sonra kitaba zaman ayıramadığım için kesik kesik okuyup bitirdiğim bir eser. Dili akıcı, genel olarak sıkmıyor ve çok iyi bilgiler veriyor. Osmanlı'dan çıkıp, Erken Cumhuriyet dönemini, İsmet İnönü dönemini ve Adnan Menderes dönemini değerlendiriyor. Siyasi hayatı, kültürel hayatı, reformları, politikaları inceliyor. Savaşlardan söz etmiyor, Modernleşme üzerinde duruyor.

Modernleşme sürecinin adım adım yapıldığının, modernleşme sürecinin Osmanlı döneminde atıldığını ve Erken Cumhuriyet döneminde yapılan hızlı ve enerjik inkılaplar yapıldığını gözler önüne seriyor. Kitaptaki "Modernleşme" kavramı üzerinde duruyor daha çok ve savaş gibi olaylara girmeyerek bu içeriğini detaylarla besliyor ve genişletiyor.

Kitap akıcı ve bilgiler doyurucu ama kavramlar kısmı sıkıyor. Kavramlar kısmında önceki bölümleri kimi zaman tekrar etme, kimi zaman bilgiden çok yorumlama mevcut. Negatif gördüğüm yönler, tabi ki pozitif yönleri karşısında galip gelemez. Akademik kaynak olarak kullanılabilecek bir eser.
Kesinlikle çok sürükleyici bir kitap ve biranda sizi alıp götürüyor, kendinizi olayın içinde görüyorsunuz ve Hersey gözünüzde canlanıyor, ritim bozukluğu yaşatıyor, sonunu çok merak ediyorum ama bir yandan da bitmesini istemiyorum bu büyülü dünyayı hepinize tavsiye ediyorum,
Alanındaki en iyi kitaplardan biri . haşhaşileri ve o dönemi başarıyla tarafsız bakış açısıyla anlatan ve okurken okuyucuyu sıkmayan bir kitap
Son derece derin bir inceleme eseri, gerek içeriği gerekse üslubu acısından fevkalade bir kitap. Son derece tarafsız ve de doyurucu. Ortadoğu kavimlerinin kadim tarihini bilinen en eski köklerine dayandırarak işlemiş...

Yazarın biyografisi

Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.

Yazar istatistikleri

  • 108 okur beğendi.
  • 829 okur okudu.
  • 38 okur okuyor.
  • 915 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları