Bernard Lewis

Bernard Lewis

Yazar
8.4/10
1.197 Kişi
·
4.077
Okunma
·
398
Beğeni
·
10,6bin
Gösterim
Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.
Osmanlılar, konukseverlikleri ile tanınırdı; Avrupalı konuklarını sandalye ile ağırlamışlar ama kendileri kullanmamışlardı.
Bernard Lewis
Sayfa 10 - Arkadaş Yayınevi,14. Baskı, 2018
Şii ve Sünni Müslüman öğretileri arasındaki farklar, Hıristiyanlığın rakip kiliselerini bölen farklardan çok daha az ve önemsizdir.
Bernard Lewis
Sayfa 86 - Arkadaş Yayınevi, 14. Baskı, 2018
Klasik İslam devlet ideali, bir kralın tebaasıyla ilgili söylediği şu sözlerle açıkça ifade edilmiştir. “Kalplerine nefretle kirlenmemiş saygı ve saygısızlıkla kirlenmemiş sevgi yerleştirdim.”
Bir fetih ve yeni bir devlet düzeninin, önceden iktidar ve servet tekeline sahip olan önemli grupları yerlerinden etmesi kaçınılmazdır.
Bernard Lewis
Sayfa 77 - Arkadaş Yayınevi,14. Baskı, 2018
Türk adı, Batılılar için olduğu kadar Türkler içinde müslüman ile eşdeğer olmuştu. Türklerin İslamiyete bağlılıklarının ciddiliği ve gerçekliği düzeyine başka hiçbir halkta rastlanmamıştır. Bu yüzden, Türk hanedanlarının koruması altında büyük bir Sünni canlanmasının başlayıp yayılması hiç şaşırttı değildir.
XV-XVI. yy’da mültecilerin, Lenin’in deyişiyle “ayaklarıyla oy verenlerin” yönleri, bugünkü gibi Doğu’dan Batı’ya doğru değil, Batı’dan Doğu’ya doğruydu.
Hayat, her hamlesini oyuncunun seçtiği, öngörü ve ustalık sayesinde kazanacağı bir tür satranç mıdır? Hayat, sonucunu zarların saptadığı, kimilerinin şans, kimilerinin Allah’tan gelen önceden belli yazgı olarak kabul ettiği,’ bir tür tavla mıdır?
Türkler'in İslamiyet'e bağlılıklarının ciddiliği ve gerçekliği düzeyine başka hiçbir halkta rastlanmamıştır.
Bernard Lewis
Sayfa 113 - Arkadaş Yayınevi, 14. Baskı, 2018
Hayat, her hamlesini oyuncunun seçtiği, öngörü ve ustalığı sayesinde kazanacağı bir tür satranç mıdır? Ya da sonuca er ya da geç ulaşılmasında yeteneğin çok sınırlı rol oynadığı, asıl sonucu atılan zarların belirleyeceği, kimilerinin ise Allah'ın zaten önceden vermiş olduğu karar dedikleri bir tavla oyunu mudur?
Bernard Lewis
Sayfa 21 - Arkadaş Yayınevi,14. Baskı, 2018
240 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı yorumladığım video yayında umarım beğenirsiniz :) https://www.youtube.com/watch?v=fTfDwdGrrwY
Kitap Osmanlılar ile Avrupalıları tarihsel bağlamda almakla birlikte eleştirel bir bakış açısı gözlemleniyor. Osmanlıların Avrupalılardan geri kalmasında ne gibi sorunlar vardı tamamen bunun üzerine noktalara değiniyor. Kesinlikle okunması gereken bir eser.
559 syf.
Kişisel stratejinim ağırlıklı olarak kendi alanımda ve kendi alanlarında da çok ünlü olan çok önemli eserleri okumak.
Bernard Lewis oryantalist bir tarihçi olarak tarih konusunda çok tavsiye edilmişti bütün kitaplarını okuyamayacağım için Ortadoğu kitabını bizimle alakalı olabileceğini düşünerek seçtim.
Bize tarihi böyle anlatsalardı kesinlikle çok daha fazla sever belki de asıl amaç olan ders alma konusunda daha başarılı olurduk. Maalesef savaşların ve liderlerin tarihi haricinde başka hiçbir şeyin tarihi yokmuş gibi bir algı var kültürümüzde.
İlk defa şeylerin tarihi konusunu ve o atmosferi genel olarak tarih içerisinde çok güzel anlatan bir kitap okudum. Aşırı teknik konulara girmeden ama bilinmesi gereken şeyleri de ve özellikle de tarihte nelerin neleri tetiklediğini ve nelerin hangi ortamda etkin olduğunu ve hangi şartlarda gerçekleştiğini ne kadar önemli olduğunu 5N 1K ile anlatan bir kitap olmuş keşke tüm tarih kitapları böyle olsa.. Herkese tavsiye ederim..
352 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
İslam ve Batı…
Bernard Lewıs, haddini bilen bir Batılı. Onun için şarkiyatçı denilse de o, Batı’nın Doğu’yu yorumlama biçimi olarak tanımlanabilen şarkiyatçılığın doğru bir tanımlama olmadığına inanıyor. Hatta şarkiyatçılığın, Doğu’yu tanımlarken eksik kaldığını ifade ediyor. Bu sebeple onun için Doğu’yu anlayan Doğu’yu kendi dinamikleri ile değerlendiren biri demek doğru olacaktır.
Farklı konularda yazılmış makalelerden oluşan bir kitaptır. Kitabın ilk yazısı, Avrupa ve İslam’dır. Bakıldığında Avrupa ifadesi coğrafi, İslam ise dini bir tanımlamadır. Bernard Lewıs, coğrafi bir tanımlama olarak duran Avrupa’nın aslında Hristiyan değerlerinden oluşan bir coğrafyayı temsil ettiğini, dini bir tanımlama olarak duran İslam’ın ise İslam dinini benimsemiş milletleri toplulukları düşündüğümüzde aslında coğrafi bir tanımlama olduğunu belirtmiştir.
Kitapta Gayrimüslim idaresi altındaki Müslümanların ve Müslümanların idaresi altındaki Gayrimüslimlerin durumu tartışılan bir başka konudur. Müslüman birisi Gayrimüslim bir idarede yaşayabilir mi? Hangi durumlarda hicret gerekli olur? Bir Müslümanın, Gayrimüslim idaresi altında yaşayabilmesinin şartları nelerdir ? sorularına cevap aranmıştır. Bu sorulara İslami açıdan verilen cevaplar kitabın ikinci makalesini oluşturmaktadır.

Kitaptaki makalelerin önemli bir kısmı Avrupalı bakış açısına karşı yazılmıştır diyebilirim. Bernard Lewıs, kitapta Avrupa merkezli İslam Dünyası’na yapılan dar kapsamlı bakışı eleştirmektedir. Avrupa’nın İslam Dünyasını tanımaya başladığı 1600 yıllardan itibaren önyargılı bir bakışa sahip olduğunu ifade eden Lewıs, bunun günümüzde de değişmediğini belirtir. Avrupa’da İslam Dünyası ve İslamiyet üzerine yapılan ilk çalışmaların, Hristiyanlık bakış açısıyla kaplı değerlendirmeler olduğunu anlatan yazar, Avrupalıların İslam’ı anlamak yerine onu polemiklerle değerlendirme yoluna gittiklerini söylemektedir. Avrupa merkezli bakış açısının ürettiği terminolojinin İslam Dünyasını anlama ve değerlendirmede eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu çok defa örneklerle anlatan yazar İslam Dünyasının kendi değerleri ve dinamikleri üzerinden bir değerlendirmeye tutulması gerektiğine dikkat çekmiştir.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Ortadoğulular olarak bu geri kalmışlığımız ile ilgili sorular soruyoruz. Doğru soru "Bunu bize kim yaptı?" değil de "Neyi yanlış yaptık?" ve "Nasıl düzeltiriz?" soruları olmalı.
* * *
"Bunu bize kim yaptı?" sorusuna Ortadoğulular farklı cevaplar sundu. Sırasıyla Moğollar, Yahudiler ve Amerikalılar günah keçisi ilan edildi. Araplar Türkleri suçladı, Türkler Arapları.
* * *
Bilim ve laiklik ışığında gelişen Batı'yı takip etmeye çabalasak da bu takibe biraz geç başladık. Batı çok yol katetmişti ve biz hala sosyal eşitsizliği, dinin bilim önündeki duvarını ve batılılaşmanın yozlaşmak olmadığını çözmeye çabalıyorduk.
* * *
Kitap gerçekleri yüzümüze vurma açısından güzeldi. Rahatsız olduğum tek nokta Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran; batılılaşma ve modernleşme anlamında çağ atlatmış Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kitapta oldukça az bahsinin geçmesi ve kısa zamanda büyük zorluklarla yaptığı onca devrimin sanki zamanla kendiliğinden gerçekleşmiş gibi hissettirilmesi oldu.
304 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Şeyh, onların akıllarını ebedi mutluluk vaatleriyle öyle uyuşturmuştur ki bu in­sanlar ölmeyi yaşamaya tercih ederler."
Haşhaşi Tarikatının;kökenlerini, öğretilerini, suikastlerini,sonunu ve aynı zamanda Hasan Sabbah'ın hayatını bu eserde bulacaksınız. Eserde Ortaçağ Ortadoğusundaki ideolijilerin,siyasi manevraların,örgütlenmelerin, savaşların, suikastlerin günümüz modern Ortadoğu'suyla aynı olduğunu göreceksiniz.
304 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Öncelikle kitap sadece Hasan Sabbahın dönemini ve Haşhaşi hikayelerini dinlemek isteyenler için bir uygun bir kitap değil.Bernard Lewis konuya Haşhaşilerin mensup olduğu tarikatın yani İsmaililiğin ve onun kolu olan Naziriliğin ortaya çıkışını anlatmakla başlıyor.İslam döneminde Peygamberimizden sonraki halifelerden Hz Osman ın öldürülmesi ve sonrasında Hz Alinin başa geçip onunda öldürülmesiyle ilk ayrışmaların meydana gelmesine değiniliyor.Böylece Şianın meydana gelişi sonrasında Şianın kendi içinden İsmaililiği doğuruşu detaylı açıklanıyor.Ve sonrasında karışıklıklar içerisinde bulunan Suriye ve İran coğrafyasında bu karışıklıklığı zekasıyla kullanan Hasan Sabbahın yükselişi anlatılıyor.Zannettiğimiz gibi müritlerine haşhaş vesaire içirdiğine dair bir bilgi yok.O müritlerini tamamen din ile başarılı şekilde kandırıyor.Ve ondan sonra gelen diğer Alamut Şeyhleri de buna bu şekilde devam ederken kullandıkları korkunç suikast yöntemlerinin İslam ile bağdaşmadığını da yazar belirtiyor.Dağlara kurdukları kalelerle birçok vezir ve halifeyi katleden,halklara korkular salan,Avrupada dahi ses getiren bu tarikatın tarihi muhakkak okunmalı ve çok fazlaca ders çıkarılmalı.Akademik bir kitap olsa da güzel alıntılarla akışkan bir kitap halini almış.Severek bitirdim.
728 syf.
·10/10 puan
Mutlaka okunması gereken eserler arasında olduğunu söyleyebilirim.
B.L. dünyanın en iyi İslam ve Ortadoğu tarihçisi. Pek çok dil bilmesi, istihbarat ajanlığı yapması, ülkelerle iyi ilişkileri, pek çok dil bilmesi onu çok farklı kılan özellikleri. Üstelik Atatürk Barış Ödülü almış bir isim.
Ortadoğu ve Türkiye üzerine gözlemleri ve tespitleri cidden çok başarılı. Ona ön yargılı bakanlar olabilir ama hayat hikayesini bilseniz ki bunu zaten kendi yazdığı kitapta anlatıyor ( Tarihçinin Notları) hayranlık duyacağınıza eminim.
148 syf.
·Puan vermedi
Bu tip kitaplar tehlikelidir konuya hakim olmayanı alır başka bir saçmalıgı hakikat diye yutturur. aslında özünde düşman olan bazı tiplerin en büyük özelliği bir yanlışı 9 tane dogrunun içine sokarak zihne yerleştirmektir. Şöyle başlayalım bu zata göre Amerika suudi arabistanı korumak için Irakı işgal etmiş. Yersen. Orada bebekleri anneleri masum insanları bu cellat sürüleri öldürüp kadınlara tecavüzüde suudluların yerine mi yaptılar. ?
Yine bu zata göre Amerika Bosna, Kosova ve Afganistan'da Müslümanları kurtarmaya çalışmış. yetmemiş kitapta Vahhabiliği göklere çıkarmış İslamın krizi diye kitap yazıyorsun fakat bu vahhabiliğin baş fitne olduğuna dair tek cümle yok. Ne tuhaf.. Başka bir yerinde diyor ki ulema da Müslüman ruhban sınıfıdır. İslamda ruhban sınıfımı var bre ahmak bunu nereden uydurdun.? Haçlı seferleri adil bir kampanyaymış. Lafa bak ! Müslümanların batı karşısında aşağılanmışlık duygusuna kapıldığınıda nerden çıkardın. ? Türkiyeden mübadele Hristiyan türklerin yunanistana sürüldüğü safsatasının kaynağı nedir? Müslümanları fundamentalist radikal ılımlı diye ayırıp ılımlılar modern diğerleri bilmem ne diye tasnif et diyen sana kimdir. Ayrıca Usame bin ladin amerikaya savaş ilan etmemiş bizzat amerikanın eylemlerine zemin hazırlayan paralı itidir. İnsan biraz utanır ben neresini düzelteyim bunca yanlış cümlenin Bu kadar da saçmalanılır mı be ?

Yazarın biyografisi

Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.

Yazar istatistikleri

  • 398 okur beğendi.
  • 4.077 okur okudu.
  • 249 okur okuyor.
  • 4.062 okur okuyacak.
  • 96 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları