Bernard Lewis

Bernard Lewis

Yazar
8.4/10
656 Kişi
·
2.430
Okunma
·
253
Beğeni
·
7998
Gösterim
Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.
Kafamda bir beyaz saç teli belirdi
Tutup kopardım elimle;
"Peki," dedi, "beni tek başıma yendin de"
"Ne yapacaksın ,tüm ordum ardımdan gelince?" Y.Halevi
Dervişin biri birgün zengin bir adamın evine gidip sadaka istemiş. Dervişin dindarlığından şüphelenen zengin adam, ondan İslam’ın beş şartını sıralamasını istemiş. Derviş kelimei şahadet deyip susmuş. Zengin diğerlerini bilmiyor musun diye sorunca, derviş, “Siz zenginler hacdan ve zekattan vazgeçtiniz, biz yoksul dervişler de namazdan ve oruçtan vazgeçtik, onun için geriye Allah’ın birliğinden ve Hz. Muhammed’in onun peygamberi olduğundan başka bir şey kalmadı.” demiş.
Yirminci yüzyıl başlarında, Türkiye ve İran ve o tarihte işgal etmeye değmeyen Afganistan gibi bazı uzak ülkeler istikrarsız bağımsızlıklarını korumakla birlikte, neredeyse tüm İslam dünyası Avrupalı Britanya, Fransa, Rusya ve Hollanda imparatorlukları tarafından ilhak edilmişti. Ortadoğu hükümetleri ve mezhepleri mecburen bu güçlü rakipleri birbirlerine karşı kullanmayı öğreniyordu. Bir süre bu oyunu başarıyla oynadılar.
Batılı olmayan devletler arasında sadece Türkiye hiçbir zaman sömürgecilik yaşamamıştır ve hiçbir zaman imparatorluk yönetimi altına girmemiştir.
Peygamber'in Müslümanlara vasiyet ettiği temel görevlerden biri cihattı. Bu sözcük Arapça'da çaba ya da uğraş anlamına gelen c-h-d kökünden gelir.
Emevi halifelerinin yarattığı "Arap krallığı”, yalnızca anne ve baba tarafından saf Arap olanlara ayrıcalığın ve iktidarın en üst düzeylerine gelme olanağı tanınıyordu. Babası Arap olan, annesi Arap olmayan çoğunlukla da köle olan Yan Araplar, yalnızca belli makamlara gelebiliyorlar, en üst düzeylere çıkamıyorlardı. Örneğin, Emevi prensi Maslama, Emevi halifelerinin en büyüklerinden birinin oğluydu ve başarılı bir komutandı ama annesi bir köle olduğu için tahttan uzak kalmıştı.
304 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Şeyh, onların akıllarını ebedi mutluluk vaatleriyle öyle uyuşturmuştur ki bu in­sanlar ölmeyi yaşamaya tercih ederler."
Haşhaşi Tarikatının;kökenlerini, öğretilerini, suikastlerini,sonunu ve aynı zamanda Hasan Sabbah'ın hayatını bu eserde bulacaksınız. Eserde Ortaçağ Ortadoğusundaki ideolijilerin,siyasi manevraların,örgütlenmelerin, savaşların, suikastlerin günümüz modern Ortadoğu'suyla aynı olduğunu göreceksiniz.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İslam ve Batı…
Bernard Lewıs, haddini bilen bir Batılı. Onun için şarkiyatçı denilse de o, Batı’nın Doğu’yu yorumlama biçimi olarak tanımlanabilen şarkiyatçılığın doğru bir tanımlama olmadığına inanıyor. Hatta şarkiyatçılığın, Doğu’yu tanımlarken eksik kaldığını ifade ediyor. Bu sebeple onun için Doğu’yu anlayan Doğu’yu kendi dinamikleri ile değerlendiren biri demek doğru olacaktır.
Farklı konularda yazılmış makalelerden oluşan bir kitaptır. Kitabın ilk yazısı, Avrupa ve İslam’dır. Bakıldığında Avrupa ifadesi coğrafi, İslam ise dini bir tanımlamadır. Bernard Lewıs, coğrafi bir tanımlama olarak duran Avrupa’nın aslında Hristiyan değerlerinden oluşan bir coğrafyayı temsil ettiğini, dini bir tanımlama olarak duran İslam’ın ise İslam dinini benimsemiş milletleri toplulukları düşündüğümüzde aslında coğrafi bir tanımlama olduğunu belirtmiştir.
Kitapta Gayrimüslim idaresi altındaki Müslümanların ve Müslümanların idaresi altındaki Gayrimüslimlerin durumu tartışılan bir başka konudur. Müslüman birisi Gayrimüslim bir idarede yaşayabilir mi? Hangi durumlarda hicret gerekli olur? Bir Müslümanın, Gayrimüslim idaresi altında yaşayabilmesinin şartları nelerdir ? sorularına cevap aranmıştır. Bu sorulara İslami açıdan verilen cevaplar kitabın ikinci makalesini oluşturmaktadır.

Kitaptaki makalelerin önemli bir kısmı Avrupalı bakış açısına karşı yazılmıştır diyebilirim. Bernard Lewıs, kitapta Avrupa merkezli İslam Dünyası’na yapılan dar kapsamlı bakışı eleştirmektedir. Avrupa’nın İslam Dünyasını tanımaya başladığı 1600 yıllardan itibaren önyargılı bir bakışa sahip olduğunu ifade eden Lewıs, bunun günümüzde de değişmediğini belirtir. Avrupa’da İslam Dünyası ve İslamiyet üzerine yapılan ilk çalışmaların, Hristiyanlık bakış açısıyla kaplı değerlendirmeler olduğunu anlatan yazar, Avrupalıların İslam’ı anlamak yerine onu polemiklerle değerlendirme yoluna gittiklerini söylemektedir. Avrupa merkezli bakış açısının ürettiği terminolojinin İslam Dünyasını anlama ve değerlendirmede eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu çok defa örneklerle anlatan yazar İslam Dünyasının kendi değerleri ve dinamikleri üzerinden bir değerlendirmeye tutulması gerektiğine dikkat çekmiştir.
148 syf.
·Puan vermedi
Bu tip kitaplar tehlikelidir konuya hakim olmayanı alır başka bir saçmalıgı hakikat diye yutturur. aslında özünde düşman olan bazı tiplerin en büyük özelliği bir yanlışı 9 tane dogrunun içine sokarak zihne yerleştirmektir. Şöyle başlayalım bu zata göre Amerika suudi arabistanı korumak için Irakı işgal etmiş. Yersen. Orada bebekleri anneleri masum insanları bu cellat sürüleri öldürüp kadınlara tecavüzüde suudluların yerine mi yaptılar. ?
Yine bu zata göre Amerika Bosna, Kosova ve Afganistan'da Müslümanları kurtarmaya çalışmış. yetmemiş kitapta Vahhabiliği göklere çıkarmış İslamın krizi diye kitap yazıyorsun fakat bu vahhabiliğin baş fitne olduğuna dair tek cümle yok. Ne tuhaf.. Başka bir yerinde diyor ki ulema da Müslüman ruhban sınıfıdır. İslamda ruhban sınıfımı var bre ahmak bunu nereden uydurdun.? Haçlı seferleri adil bir kampanyaymış. Lafa bak ! Müslümanların batı karşısında aşağılanmışlık duygusuna kapıldığınıda nerden çıkardın. ? Türkiyeden mübadele Hristiyan türklerin yunanistana sürüldüğü safsatasının kaynağı nedir? Müslümanları fundamentalist radikal ılımlı diye ayırıp ılımlılar modern diğerleri bilmem ne diye tasnif et diyen sana kimdir. Ayrıca Usame bin ladin amerikaya savaş ilan etmemiş bizzat amerikanın eylemlerine zemin hazırlayan paralı itidir. İnsan biraz utanır ben neresini düzelteyim bunca yanlış cümlenin Bu kadar da saçmalanılır mı be ?
496 syf.
·Beğendi·8/10
Ortadoğu'yu; 2000 yıl öncesinden günümüze tüm yönleriyle ele alan objektif bir eser. Ortadoğudaki kültürel değişiklikleri, savaşları, dinleri, halkları, dilleri, devletleri tüm yönleriyle ele alıyor. Uygarlıkların yükselişlerini, çöküşlerini tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.
494 syf.
Bernard Lewis'in bu yapıtı sadece Ortadoğu ile ilgilenenler için değil, aynı zamanda genel kültür açısından meraklı herkes için başlangıç niteliğinde; konu bakımından yüzeysel ama içerik, ayrıntı bakımından ziyadesiyle doyurucu bir bölge çalışmasıdır. Şarkiyatla ilgilenen herkesin bildiği bu üstadın eserini daha önce birçok kere başlamış, yarıda bırakmış; veyahut da ara bölümlerden incelemiştim. Bu sefer baştan sona tek tek irdeleyerek, hazmederek okudum. Benim için keyifli bir ay oldu.

Kitap beş kısımda on dokuz bölümle incelenmiş; Hırıstiyanlık öncesinden tutun, son Saddam olaylarına kadar değinmiş, analizlerini yapmıştır. Son diyorum, çünkü 1995 yılında basılmış. Tabi ondan sonra da Ortadoğu'nun kaderini değiştiren pek çok şey oldu ama onları başka eserlerinde görebiliriz. Benim için, kitabın başı Hıristiyanlık ve İslamiyet öncesine dair birçok bilmediğim şey barındırdığı için çok canlı ve meraklı geçti. Okudukça kitaba ne kadar emek harcandığını görüyorsunuz. Orta kısımlarda ise "genel" olarak bildiğim şeyler olduğu için açıkçası biraz sıkıldım ama tam olarak kronolojik ilerlemediği için zaman zaman geriye dönüşler ilgimi canlı tutmaya yetti. Son iki bölüm ise aslında yakın Ortadoğu tarihinin genel özeti niteliğindeydi. Kitap sonunda da eski bölge haritaları, kronolojik tarih ve Ortadoğu'yu temsil eden bir çok fotoğraf ve resme yer verilmiş.

Eleştirilecek kısımları elbet vardır, bazı değinilmemiş veya üzerinde fazla durulmamış konular gibi. Ama yeterince geniş bir içeriğe sahip olduğundan böyle şeyler elbet kaçınılmaz olacaktır. Diğer bir eleştirim de elimdeki 12. Baskıda birçok yazım hatası olmasıydı. Tabii bu ilgili yayınevi ile ilgili bir durum.

Geçtiğimiz Mayıs ayında 102 yaşında iken hayata gözlerini yuman Lewis hakkında ise Murat Bardakçı şöyle diyor: "... Prof. Lewis’in ilminin haricinde hayran olduğum tarafı lisan öğrenme hususundaki nâdir yeteneği ve bu yetenek sayesinde sekiz-dokuz dili edebiyatları ile beraber mükemmelen bilmesi idi. Türkçe’ye eski Türk Edebiyatı’nı da öğrenerek çalışmaya başlamış, Köroğlu’ndan Bâkî’ye, hattâ Yahya Kemal’e kadar çok sayıda Türkçe şiiri İngilizce’ye çevirmişti ve tarih dışındaki edebî yayınları, aradan uzun seneler geçmiş olmasına rağmen bugün de şiirimizin İngilizce’ye tercüme edilmiş en güzel örneklerinden idi."
304 syf.
·Puan vermedi
Haşhaşilerin önderi ,şeyhi Hasan Sabbah'ın cennet rüyası (sahte cennetle) ile Alamutu koruyan askerlere ölümü göze alacak kadar herşeyi yaptırmasını konu alan bir eser ...Bu eser Alamut kalesinde gerçekte var olan olaylardan yola çıkarak yazılmıştır...Anlatımı ve konusu güzel tarihi bir romandır....Dönemin şartlarını en güzel şekliyle ele almış olan yazar yalın diliyle akıcı bir eser ortaya koymuştur....
320 syf.
Yüzyıllarca köle ticareti yapıldı, bu olay Dünya'nın kanayan yarasıdır kabul ediyorum.. Lakin Bernand Lewis'in dili çok ağır ve kitapta objektif tutum maalesef gösterememiş; okurken pek sıkılmıştım.
304 syf.
·37 günde·9/10
Cahil insanları en kolay nasıl yönetirsin sorusuna en güzel cevaptır "DİN"
Buna en güzel örnekte "Hasan Sabbah" desek yanlış söylemiş olmayız sanırım.

Bernard Lewis bu kitabı yoğun bir araştırma ve birçok kaynaktan faydalanarak yazmış. Kitap altı bölümden oluşuyor.

Konuya merakınız varsa ve bilgi edinmek istiyorsanız kesinlikle doğru bir kaynak. Ancak aksiyonu bol, haşhaşilerin suikastlerinin anlatıldığı roman tadında bir kitap arıyorsanız bu kitap kesinlikle o değil.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Kitaba sahip olan arkadaşlar: "Artık kütüphanenizde her görene hiç düşünmeden önerebileceğiniz bir hazine var." :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Bernard Lewis
Unvan:
İngiliz Asıllı ABD'li Tarihçi
Doğum:
Londra, İngiltere, 31 Mayıs 1916
Ölüm:
Voorhees, NJ, ABD, 19 Mayıs 2018
Bernard Lewis (d. 31 Mayıs 1916, Londra, İngiltere), İngiliz asıllı ABD'li tarihçidir. Princeton Üniversitesi'nde profesördür. İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmıştır. Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı uzmanlar arasında en çok okunan yazarlardandır. Yahudi kökenlidir ve George W. Bush'un danışmanlığını yapmıştır.

Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti.Paris’te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü; yüksek lisansını Ortadoğu Tarihi yoğunluklu olmak üzere Tarih konusunda, doktorasınıysa İslam Tarihi konusunda yaptı. Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. 1938 yılında ders vermeye başladı. 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde, 1974-1986 arasındaysa Princeton Üniversitesi'nde hocalık yaptı. 1998 yılında Atatürk Barış Ödülü'nü aldı. Araştırma alanları Ortaçağ İslam Dünyası, günümüz Ortadoğusu ve Osmanlı Devleti'dir.

Başlıca Yapıtları: The Arabs in History (1950); The Emergence of Modern Turkey (1961); The Assassins (1967); The Muslim Discovery of Europe (1982); The Political Language of Islam (1988); Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990); Islam and the West (1993); Islam in History (1993); The Shaping of the Modern Middle East (1994); Cultures in Conflict (1994); The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995); The Future of the Middle East (1997); The Multiple Identities of the Middle East (1998); A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988), İslam'ın Siyasal Söylemi (1993), Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996), İslam Dünyasında Yahudiler (1996), Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997), Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999), Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000), Tarihte Araplar (2000), Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah(2012).

1998 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1915 Ermeni tehciri hakkında sonuçları

Lewis, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında Osmanli devleti için en ciddi tehdit olduğunu bildiriyor. Lewis'e göre, Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

Lewis, bu satırları 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabının eski basımında yazıyordu.

Lewis, daha sonra fikir değiştirdi. Aynı kitabın 2002 seneli basımında son cümleyi değiştirdi: kitapta "holokost" yerine "slaughter" (kırım, katliam) ve "1,5 milyon ermeni ölümü" yerine "1 milyondan fazla Ermeni ve bilinmeyen sayıda Türk öldü" yazıyor.

1993 senesinde fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu söylemişti. Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin ermenileri kovmak / zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. 1 Ocak 1994'te, Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiç bir delil yok, dedi. Daha sonra, 2002 senesinde The Emergence of Modern Turkey kitabının, yukarıda sözü edilen cümle değişimini gerçekleştirdi.

19 Mayıs 2018 tarihinde Voorhees, N.J. yaşadığı huzurevinde 101 yaşında öldü.

Yazar istatistikleri

  • 253 okur beğendi.
  • 2.430 okur okudu.
  • 157 okur okuyor.
  • 2.513 okur okuyacak.
  • 63 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları