İslam ve Batı

7,7/10  (3 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
32 gösterim
Bernard Lewis, Orta Doğu ve İslam tarihi konusunda tartışmasız en büyük tarihçidir. Orta Doğu, Türk, İslam ve Arap tarihi üzerine yazdığı iki düzineden fazla kitap ve sayısız makale onun büyüklüğünün göstergesi olarak düşünülebilir. Fakat Bernard Lewis'i batılı diğer tarihçilerden farklılaştıran ve tarih alanındaki büyüklüğünü belirleyen şey, İslam'a ve Orta Doğu'nun kültürlerine önyargıdan uzak nesnel bir tutum almış olmasıdır. Ünlü Fransız tarihçi Robert Mantran, "Bilinmeyen ya da yanlış anlaşılmış bir evrenin kapılarını açan; bu evrenin din, düşünme tarzı, iktidar algıları, kültür gibi en mahrem alanlarına sizi götüren; genellikle önyargılı, yanlış ya da taraflı kavramları yerle bir eden bir yazarın ve bu yazarın kitaplarının etkisi altında kalmaya kim direnç gösterebilir ki." diye yazmaktadır.

İslam ve Batı, çeşitli süreli yayınlarda İngilizce olarak yayınlanmış on bir makaleden oluşuyor. Makaleler üç ana başlık altında düzenlenmiş: Karşılaşmalar, Çalışmalar ve Algılar, İslam'ın Yanıtı ve Tepkisi. Bu makalelerde Lewis, İslam ve Hristiyanlığın ilk kez karşı karşıya gelmesinden başlayarak birbirlerini anlama çabalarını ve bir arada yaşama koşullarını inceliyor. Ona göre İslam ve Hristiyanlık ya da Batı iki kardeş uygarlığı temsil etmektedir ve ayrılıklarından ziyade benzerliklerinden dolayı çatışma içinde olmuşlardır. Lewis, "1400 yıldan daha uzun bir süredir, İslam ve Hristiyanlık, genellikle birbirine rakip zaman zaman da düşman ama her zaman komşu olarak yan yana yaşadılar. … Asya ve Afrika'nın daha eski inanç ve kültürleriyle kıyaslandığında, İslam ve Hristiyanlık ortak bir mirasa sahiptir ve -çoğunlukla ihtilaflı olsa da- ortak bir coğrafyayı paylaşan kardeş dinlerdir. … Bu uzun ve maalesef hiç bitmeyen mücadelede bu iki uygarlık, farklılıklarından daha çok benzerliklerinden dolayı birbirlerinden ayrılmıştır."

İslam ve Batı, dünü, bugünü ve yarını anlamaya çalışan ve farklı uygarlıkların bir arada yaşayabilmesi konusu üzerinde düşünen herkesin okuması gereken bir başyapıt
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2016
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786059800518
  • Yayınevi:
    Akılçelen Kitaplar
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 14 Alıntı

mehtap 
19 May 17:19 · Kitabı okuyor

Avrupa, Avrupa'yı tasarlamış ve yaratmıştır.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 15 - Akılçelen Kitaplar)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 15 - Akılçelen Kitaplar)
Yok satan Nihilist 
19 Şub 11:09 · Kitabı okudu · 5/10 puan

... Harem kelimesi yasak ve girilmeyecek bölge anlamına gelen Arapça haram'dan türetilmiş haremdir.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 149 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 149 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:21 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Kayıtlara göre 1912 yılında İstanbul'da kırk özel banker bulunuyordu. Bunlardan hiçbiri müslüman Türk değildi. İsimlerden anlaşıldığı üzere bu kişiler Rum, Ermeni, Levanten, Yahudi ve Avrupalılardı.

Okur notu: Türkiyeyi böyle bir durumdan tam bağımsız hale getiren Mustafa Kemal ve arkadaşlarını beğenmeyen insanlar var anlamakta zorluk çekiyorum. (Cumhuriyet tarihinde kurulan yerel bankalar Ziraat ve İş bankası millileşmeye örnektir.)

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 52 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 52 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 10:52 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Hristiyan ve Müslümanın birbirine bakış açısı.
Hristiyanlar, Müslümanları dini anlam taşıyan bir isimle adlandırma konusunda tuhaf bir gönülsüzlük gösteriyor ve etnik isimler kullanmayı tercih ediyorlardı. Bunun gayet açık olan amacı, Müslümanların itibar ve önemlerini azaltmak ve yerel bir gruba ve hatta bir kabile topluluğuna indirgemekti. Avrupalılar farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde karşılaştıkları müslüman halklara bağlantılı olarak, Sarazen, Mağribi, Türk ya da Tatar tanımlarını kullanmışlardı. En güçlü ve en önemli müslüman devletlerini kuran "Türk" kimliği zamanla müslümana eş anlamlı olarak kullanılır hale gelmiş ve İslam'a geçen insanlar için bulunulan yere bakılmaksızın "Türkleşti" denmeye başlanmıştı. Orta Çağ'daki müslüman yazarlar da aynı gönülsüzlüğü göstermiş ve hristiyan hasımlarına yere ve zamana bağlı olarak, Rumlar, Slavlar, ya da Frenkler şeklinde söz etmişlerdir.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 22 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 22 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 10:57 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Coğrafi tanım.
Müslümanlar Avrupa'nın yüzyıllar sonra keşfedecekleri Yunan felsefe ve bilimini, İran'ın bilgelik ve evlet idaresi geleneğini ve hatta Doğu Hristiyan ve Bizans mirasının büyük bir kısmını tavarüs (miras edinmek kalıtım yolu ile almak) edinmişlerdi. Avrupa, Güneyde İslam doğuda bozkırlar kuzeyde donuk topraklar ve batıda okyanuslar arasında sıkışmış durumdayken, İslam dünyası bazen savaş ama genellikle barış içinde, Hindistan ve Çin'in zengin ve kadim uygarlıkları ile temas halindeydi.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 24 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 24 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:02 · Kitabı okudu · 5/10 puan

İslam dünyası zengin ve çeşitli bir kültüre, geniş topraklara ve kaynaklara sahipti; karmaşık ve büyüyen bir ekonomisi vardı. Avrupa'nın aksine gelişkin ve yasalara saygılı kentli bir toplum yapısına sahipti; öyle ki, Osmanlı dönemi gibi genç bir tarihte bile Avrupalı seyyahlar, Beyefendilerin ve hatta askerlerin yanlarında kılıç olmadan dolaştıkları İstanbul şehri karşısında hayrete düşüyorlardı.

Okur notu: Yani öyle kendimizi eziklememize gerek yok. Yapmamız gereken liyakat çerçevesinde yenilikçi ve çalışkan bir yaşam sergilememiz. Gerisi kalkınma olarak geri dönecektir.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 24 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 24 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:06 · Kitabı okudu · 5/10 puan

İslam'la karşılaştırıldığında hristiyanlık gerçekten de fakir, küçük, geri ve tek renkli bir dindi. Birbirleriyle çatışan küçük krallıklara ayrılmış, kiliseleri hizipleşme ve sapkınlık yüzünden bölünmüştü. Roma ve Doğu kiliseleri arasında bitmek bilmeyen kavgalara sahne olan hristiyanlık, iki imparator ve hatta bir süreliğine iki papanın ihtilaf sahası olmuştu.


Okur notu: Batı karanlık döneminde birbiri ile çatışan küçük krallıklar idi. Şimdi Orta Doğu coğrafyasına bakın farklı mezheplerin çatışmaları ve hatta farklı etnik kökenlerin çatışmaları var. Biraz feyz almalıyız tarihten.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 25 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 25 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:59 · Kitabı okudu · 5/10 puan

1927 yılında, Müslüman dünyadaki diğer pek çok ülkenin takip ettiği Türkiye, radyo yayıncılığını başlattı.

Okur notu: Dünya'da ilk radyo yayını 1880 yılında gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin bu teknolojiyi ülkeye entegre etmesi için Cumhuriyeti beklemek gerekiyor. Anlaşılan Osmanlı'nın pek umurunda değil. Böylesi bir teknolojiyi 47 yıl sonra alabilmek sizce de üzücü değil mi?

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 73 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 73 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:50 · Kitabı okudu · 5/10 puan

... Doğuda yayımlanan ilk gazeteler Fransız Devrimi'nin bir hediyesiydi. İstanbul'da ilk gazete Fransız büyükelçiliğinde basılmıştı.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 72 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 72 - Akılçelen)
Yok satan Nihilist 
16 Şub 11:54 · Kitabı okudu · 5/10 puan

1821 yılında yayın hayatına başlayan ilk resmi Osmanlı gazetesinde yer alan bir başyazıda gazetenin çıkma amacı açıklanıyordu. Yazıya göre gazete, İmparatorluğun resmi tarih yazımı geleneğinin gelişmesinin bir sonucuydu, amacı da yanlış anlamaları önlemek ve temelsiz eleştirilere mani olmak için olayların gerçek yüzünü yansıtmak, hükümetin çıkardığı yasa ve emirlerin gerçek içeriklerini kamunun bilgisine sunmaktı. Diğer bir amaç da ticaret, bilim ve sanat alanlarında işe yarar bilgiler sağlamaktı.

İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 73 - Akılçelen)İslam ve Batı, Bernard Lewis (Sayfa 73 - Akılçelen)
2 /