Kaan Cenk Yılmaz

Kaan Cenk Yılmaz

, bir kitabı okumaya başladı
İhsan Oktay Anar
8.5/10 · 6,8bin okunma
Reklam

Kaan Cenk Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·496 syf.·
2026 7. kitabı
Adam Fawer
8.5/10 · 98,4bin okunma
Firdevs Etimolojik kökeni
Kur'an'da cennet için en yaygın kullanılan terim, جَنَّة | janna, yani örtülü yer, yoğun bitki örtüsünün altında gizlenmiş, جَنِين | janīn, yani annesinin rahminde gizlenmiş cenin veya مَجْنُون | mejnūn, yani zihni örtülü olan ile aynı kökten gelir. Ancak فِرْدَوْس | firdaws, diğer yandan, başka bir yerden gelir. Ayrıca kadın ismi olarak da kullanılan bu kelime, İslam hayal gücünde o kadar tanıdık hale gelmiştir ki, çok eski kökenlerini neredeyse unutuyoruz. Kur'an'da الفِرْدَوْس kelimesi iki kez geçer: 18:107 ve 23:11'de. Bu kelime, müminlere vaat edilen yurdu ve daha özel olarak, Müslüman geleneğinde, cennetin en yüksek katını ifade eder. Ancak فِرْدَوْس kelimesi aslen Arapça bir kelime değildir. Tarihi muhtemelen Eski İran dilinde, Avesta dilindeki 𐬞𐬀𐬌𐬭𐬌𐬛𐬀𐬉𐬰𐬀 | pairi-daēza kelimesiyle başlar: 𐬞𐬀𐬌𐬭𐬌 | pairi, "etrafında" ve 𐬛𐬀𐬉𐬰𐬀 | daēza, "duvar, çevre". Dolayısıyla asıl anlamı oldukça somuttur: kapalı bir alan, duvarla çevrili bir bahçe veya korunaklı bir alan. Bundan Yunanca παράδεισος | parádeisos kelimesi türemiştir ve Ksenofon'da özellikle Pers krallarının parklarını ifade eder. Septuagint'te ise bu terim Cennet Bahçesi'ni çevirmek için kullanılır; bu, kelimenin yavaş yavaş kraliyet sicilinden kutsal bir coğrafyaya girmesi açısından belirleyici bir adımdır. Ahiret vaadi olmadan önce, cennet böylece bir imparatorluk bahçesiydi: su, gölge, düzen ve ayrılık yeri. Kelime daha sonra Semitik dillere geçti: İbranice פַּרְדֵּס | pardēs, Aramice, özellikle Süryanice ܦܪܕܝܣܐ | pardaysā. İşte burada, Yakın Doğu'nun Yahudi ve Hristiyan çevrelerinde, eskatolojik bir anlam kazanır. Bahçe artık sadece kralın bahçesi değildir. Burası salihlerin yurdu olur. Kuran Arapçası daha sonra muhtemelen Aramice veya Süryanice bir aracı vasıtasıyla فِرْدَوْس | firdaws kelimesini alır.
Bilgi nedir ?
Bilgi, Allah’ın onu arayanın kalbîne bıraktığı bir emanettir. Muhammet bin Cerir Et-Taberi
Mecelle de Evla olan
Def’i mefasid, celb-i menafi’den evladır. (Kötülüğü def etmek, iyiliği celb etmekten önceliklidir.)
Alıntı