Kitap yüzeyde “eğlenceli, dağınık bir büyüme hikâyesi”gibi görünse de aslında modern bireyin kimlik,gerçeklik ve aile travması ile hesaplaşmasını oldukça zeki bir oyunla anlatan bir metin.Satırlar,otobiyografi gibi başlar ama sürekli kendini sabote eder.Okur hiçbir zaman şundan emin olamaz:Bu Veronica gerçekten yazar mı?Anlattığı travmalar ne kadar doğru?Yoksa hepsi bilinçli bir “yalan”mı?Bu yüzden kitap aslında bir hikâye anlatmaz sadece;“anlatının güvenilmezliği”üzerine kuruludur.Yani tema,gerçeklik sabit bir şey değil,anlatıyla şekillenen bir şey.
Veronica,sürekli yetersiz hissediyor,kendini başkalarının gölgesinde kuruyor,özgürlüğü suçlulukla birlikte yaşıyor.Bu yüzden kitap aslında bir “büyüme hikâyesi” değil,“aileden kurtulamama hikâyesi.”
Kimlik sabit değil parçalı,Veronica karakteri tek bir kişilik değil,bir yerde komik ve umursamaz,başka yerde kırılgan ve kaybolmuş,bazen manipülatif, bazen dürüst,Ben kimim?”sorusunun net bir cevabı yok.Tıpkı modern birey gibi,sürekli yeniden yazılıyor,geçmişini değiştiriyor,kendini hikâyeleştirerek var ediyor.
Mizah unsuru kitapta bi savunma mekanizması olarak kullanılmış.Aslında travmalar mizaha çevriliyor acı alaya dönüştürülüyor.Bazı insanlar travmalarını anlatmaz,onlarla dalga geçer.Bu yüzden,gülerken rahatsız olursun,komik olan şey aslında acıdır.
Kitabın özü şu cümlelerde toparlanıyor gibi.Kendimizi anlatırken ne kadar dürüst olabiliriz?Kendimizi bile kandırıyor olabilir miyiz?