Hazan Orhan

Hazan Orhan
@hazanrhn
İngilizce Öğretmeni,Filolog,Doğasever
İngiliz Dili Ve Edebiyatı
Sakarya /Şanlıurfa
Sakarya
457 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·167 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 01:33
Kitap yüzeyde “eğlenceli, dağınık bir büyüme hikâyesi”gibi görünse de aslında modern bireyin kimlik,gerçeklik ve aile travması ile hesaplaşmasını oldukça zeki bir oyunla anlatan bir metin.Satırlar,otobiyografi gibi başlar ama sürekli kendini sabote eder.Okur hiçbir zaman şundan emin olamaz:Bu Veronica gerçekten yazar mı?Anlattığı travmalar ne kadar doğru?Yoksa hepsi bilinçli bir “yalan”mı?Bu yüzden kitap aslında bir hikâye anlatmaz sadece;“anlatının güvenilmezliği”üzerine kuruludur.Yani tema,gerçeklik sabit bir şey değil,anlatıyla şekillenen bir şey. Veronica,sürekli yetersiz hissediyor,kendini başkalarının gölgesinde kuruyor,özgürlüğü suçlulukla birlikte yaşıyor.Bu yüzden kitap aslında bir “büyüme hikâyesi” değil,“aileden kurtulamama hikâyesi.” Kimlik sabit değil parçalı,Veronica karakteri tek bir kişilik değil,bir yerde komik ve umursamaz,başka yerde kırılgan ve kaybolmuş,bazen manipülatif, bazen dürüst,Ben kimim?”sorusunun net bir cevabı yok.Tıpkı modern birey gibi,sürekli yeniden yazılıyor,geçmişini değiştiriyor,kendini hikâyeleştirerek var ediyor. Mizah unsuru kitapta bi savunma mekanizması olarak kullanılmış.Aslında travmalar mizaha çevriliyor acı alaya dönüştürülüyor.Bazı insanlar travmalarını anlatmaz,onlarla dalga geçer.Bu yüzden,gülerken rahatsız olursun,komik olan şey aslında acıdır. Kitabın özü şu cümlelerde toparlanıyor gibi.Kendimizi anlatırken ne kadar dürüst olabiliriz?Kendimizi bile kandırıyor olabilir miyiz?
Yalan DolanVeronica Raimo · Medusa Yayınları · 20241,565 okunma
Reklam
3/10
·248 syf.··
2025 7. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 21:57
Engin Geçtan’ın bu satırları klasik psikiyatri anlatılarının dışında,psikolojik derinliği olan denemeler ve kısa hikâyeler içeren,oldukça kişisel ve varoluşsal bir eser.Kitapta açıkça modernliğe ve şehirleşmeye dair bir eleştiri vardır:Doğadan kopuş,insan ilişkilerinin yüzeyselleşmesi,tüketim odaklı yaşam,sessizleşmiş duygular…“Kızarmış palamutun kokusu artık yok,çünkü o hayat tarzı da yok."der gibi yazar.Kitabın en güçlü yönlerinden biri,anıların çağrışım gücü.Bir koku, bir tat, bir ses ,geçmişi tetikler.Geçmişin izleri, kimliğin yapı taşlarıdır.Geçtan bunu çok sade bir dille aktarıyor,ama okurun zihninde derin psikolojik sorular bırakıyor.Geçtan bu kitapta mesleki kimliğinden ziyade insani tarafıyla okur karşısına çıkıyor.Psikiyatr kimliğini geriye çekip,hayatın anlamını arayan bir insan olarak yazıyor satırları. Kitabın başlığı olan “Kızarmış Palamutun Kokusu”sadece bir çocukluk anısını değil;Kaybolan değerleri,modern dünyanın ruhsuzluğunu,ve bireyin kendine yabancılaşmasını sembolize ediyor. Geçtan’a göre modern birey,teknolojinin ve hızın içinde kendi iç sesini,geçmişini ve öz benliğini kaybetmekte.Satırlar,şu soruyu okura soruyor gibi;“Ne zaman kendimize yabancılaştık ve ne zaman ‘biz’ olmaktan çıktık?” Tema konu ve içerik böylesine güzel fakat olayların çok bölük pörçük olması ve yazarın flashback tekniğini fazla yoğun kullanmış olması okuyucuyu biraz sıkabilir ve tıpkı modern insanın kendini yakalayıp yaşayamadığı gibi kitaptaki olayları da yakalayamamasına yol açabilir.
Kızarmış Palamutun KokusuEngin Geçtan · Metis Yayınları · 2017330 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 6. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 14:24
Engin Geçtan’ın “Varoluş ve Psikiyatri” kitabı, klasik psikiyatri yaklaşımlarını varoluşçu felsefeyle harmanlayan önemli bir eserdir.Geçtan bu kitapta,insan ruh sağlığını sadece tanı ve tedaviyle sınırlı görmez. Kişinin yaşamla kurduğu ilişkiyi, anlam arayışını, özgürlüğünü, yalnızlığını ve sorumluluğunu da merkeze alır.Yani psikiyatrik hastalıkları yalnızca biyolojik ya da davranışsal değil,varoluşsal bir çerçevede ele alır.Öne çıkan bir çok temalardan biri varoluşçu sorulardır.“Ben kimim?”,“Hayatın anlamı nedir?”, “Özgürlük nedir?”Bu sorulara kayıtsız kalan insanlarda ruhsal sıkışmalar doğabileceğini söyler.Diğer bir tema yabancılaşmadır.İnsanların kendi duygularına, çevrelerine ve hayatlarına yabancılaşmaları modern psikiyatrik sorunların temelindedir.Bir diğer tema sorumluluk ve özgürlük:Gerçek özgürlük, sorumlulukla gelir.İnsan,seçimlerinin ve yaşamının sorumluluğunu almak zorundadır.Ve son olarak anksiyete,ölüm farkındalığı ve otantik yaşamdır.Kaygının kökeni çoğu zaman ölüm bilinciyle yüzleşememekten gelir.Bu, kişiyi hem daraltır hem de gelişmeye zorlar.Sahici bir hayat yaşamak, kişinin kendi değerlerine göre yaşaması ve başkalarının beklentilerinden bağımsızlaşmasıyla mümkündür. Satırlar klasik psikiyatri anlayışının sınırlarını genişletiyor.Danışanları sadece semptomlarıyla değil,bir bütün olarak ele almayı savunuyor.Ve psikolojiyle ilgilenen herkes için daha derinlikli bir bakış açısı sunuyor.Okurken sıkılmadığım nadir psikoloji üzerine yazılmış satırlarından biri oldu.
Varoluş ve PsikiyatriEngin Geçtan · Metis Yayınları · 2007876 okunma
Puan vermedi·206 syf.··
2024 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2024 13:45
Bir kitap klasik cümleleri nasıl bu kadar ilgi çekici şekilde anlatabilir.”Hayal etmek başarmanın yarısıdır.” “Korkularımızla yüzleşiriz.”gibi klasik ifadeleri kuantum fiziği ile bağlantılı şekilde anlatarak,okuyucunun damağında oturup sıkılmadan bi motivasyon konuşması dinlemiş tadı bırakıyor satırlar.
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 7. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 00:39
Şair Pablo Neruda ile postacısı arasında hayranlıktan doğarak dostluğa dönüşen ilişkiyi ve hikayenin geçtiği Şili’nin Isla Negra semtindeki darbeyi anlatır satırlar. Pablo Neruda bir çok politikacının,bürokratın ve yazarın düşüncelerinin ilham kaynağı olmuştur,fakat bu hikayenin çekiciliği gündelik yaşamdan bir postacının aşkına ve düşüncelerine verdiği ilham.Öyle ki,bir yerinde şöyle bir diyalog geçer postacı ile şair arasında; -Eğer aşık olmuşsam bu senin suçun. -Hayır bayım bunun benimle hiçbir ilgisi yok.Sana kitaplarımı verdim,ama şiirlerimi çalıp kullanmana izin vermedim.Hele Mathilde için yazdığım şiiri Beatriz’e vermiş olduğunu düşünürsen -Şiir onu yazana değil,ona ihtiyacı olana aittir. -Bu son derece yüksek demokratik duyarlılığı tebrik ediyorum.
Neruda'nın PostacısıAntonio Skarmeta · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018682 okunma
Reklam