İznik Konsili’nden on yıllar sonra, Yunanca konuşan keşiş Evagrius Ponticus (MS 345-399), evli bir kadına âşık olduktan sonra zihnindeki şeytanlarla savaşmak için kendini Mısır çöllerindeki bir manastıra kapattı. Yunanca “dīmon” kelimesi, zapt edilemeyen yanımızı temsil eden, kural tanımaz yaşam enerjisi anlamına gelir. Bu yüzden de Evagrius, ateşler püskürten şeytani varlıktan ziyade onu duadan uzaklaştırabilecek bir tutkuya karşı mücadele veriyordu. Bu insani içgüdülerine bir çare olarak Evagrius, rahipler arasında elden ele dolaşacak Talking Back adında bir kitap kaleme aldı. Bu eser bir tür büyü kitabı gibi, içsel şeytanlara karşı kullanılacak kutsal metinlerden oluşan bir derlemeydi. Bu tarz tutkulu düşüncelerin (logismoi), günahkâr eylemlere dönüşmesine engel olması için kullanılıyordu. Talking Back, sekiz “kitap” hâlinde düzenlenmişti ve şeytanları şu sırayla tanımlayıp onlara hitap ediyordu: (1) Oburluk, (2) Zina, (3) Para Sevgisi, (4) Hüzün, (5) Öfke, (6) Tembellik, (7) Kendini Beğenmişlik ve (8) Kibir.