HAKİKATİN GÜNEŞİ, GÖLGELERİN arasında varlığını aramaktadır.
-Bir söz vardır. Bu fani alemde nefesini sebil etme, nefesi kimya et”diye.
Nefes demek, nefs demek,hava demektir.
Varlığa ait her şey nefs demektir.
Havadaki nefes zerrelerinde Hay vardır, vahiy vardır.
Soluduğumuz ve verdiğimiz her nefeste havayla havvanın hevesleridir(nefsimizdir).
Bedenlenen nefes ise Adem’dir.
Bedenimiz zahir maddesi Ademdir. Ruhumuz ise Hay olandır. Açığa çıkmak isteyen heva ve hevesimiz, bilinmek isteyen ise HAY’dır.
Necm Suresi 1-2-3. Ayeti kerimesinde;
Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Hz.Muhammed sav.) sapmadı ve bâtıla inanmadı.
O (HEVASINA-NEFSİNE) arzusuna göre de konuşmaz.
Bizlerde kendi arzumuzu göre konuşmadan,nefsimizi kurban etmeliyiz.
-Nefsini kurban et, ruhun dirilsin,demişler.
En büyük kurban kulun nefsini feda etmesidir.
Her bedene, bu beden ölümlüdür, eninde sonunda ölecektir yazgısı yazılmış.
İnsan bedeni ölümü tatmadan, nefsini öldürmesi gerekir.
Ölmeden önce ölmenin manasıda yanmaktır.
Soyut manada yanmak, kişinin tevbe ile arınması, yıkanması ruhunu temizlemesidir. İnsan kendi, vehimlerinden sıyrılıp, yüklendiği emanet ilimleri süze süze, aldığı yerlere tam vaktinde geri verişidir..
kendi içsel noktasına geriye çekilmesi ise; suya düşen tek bir damlanın 7 dalga açılıp ,tekrar huzurla 7 dalga içe dönerek ,geldiği noktaya dönmesidir vesselam..
alemde boşluk olmaması ve iğne atılsa, o iğnenin düşecek nokta bulamaması hadisi ,bu halimize işaret değil de nedir?.
İnsan, kalbinin kırıldığı kadar gelişir,acısıyla olgunlaşırmış…
Su Ayan