Marcus Aurelius'a göre, değişen şeylere bağlanırsa insan, aynı anda mutsuzluk ve acıya bağlanır.
''Seni eğlendiren, ihtiyaçlarını doyuran, bir kelime ile sevdiğin her şey karşısında, kendi kendine, onun ne olduğunu sormayı unutma, ilk önce en küçüklerinden başla. Bir çömleği seviyorsan, topraktan yapılmış bir çömleği sevdiğini bil. Kırılırsa üzülmezsin...''
''Gözlerine eskileri unutmayı öğret, kulaklarını daha sağlıklı sözlere alıştır. İleri attığın her adımda, geçişin hızlı bile olsa, ihtiraslarını kamçılayacak bir şey, şu ya da bu, karşına çıkacak.''
''UNUT!'' Geçmiş acıları hatırlamaktan vazgeçmeliyiz. Ne acılar çektim! Benim acım herkesten daha fazla oldu. Ne zorluklara katlandım. Bunlar yaşanmış olsa da bitti artık. Geçmiş acıları tekrarlamak ve bunlarla mutsuz olmak neye yarar?''
''Başkasının yanlışını, olduğu yerde bırakmalısın.''
''Bu yaptığını hiç unutmayacağım, içimde yaşatacağım.'' fikri insanın sadece öfke, kin ve nefret duygulanmaları ve patlamalarına zemin hazırlamakla kalmaz, aynı zamanda hafızasının dolmasına ve kendinde var olan kalabalık duygu ve düşünce dünyasının içinde iyiye görememesine ve seçememesine sebep olur.