" Sen ne diyorsun? Bir kelime için bir hafta düşündüğüm olur." diye cevap verdi, donup kaldım. İşte o zaman Cenab'ın Tiryaki Sözler' indeki bir cümlesini hatırladım. O zamanın eşsiz nesir üstadı, ince şairi Cenab Şehabettin Bey: " Eserine uzun ömür dileyen, uzun zaman sarfeder." demişti. Safahat'ın bir mısraını değiştirmek mümkün olmadığıma göre, bu söz mahz-ı hakikattir.
"Bir de fedailer zümresinin başı olan Kara Kemal, Küçük Tal'at, Abdülkadir Beyler gibi "Rica'lül gayb" dedikleri kimseler vardı. Bunlar pek dışarda görünmezlerdi; Üçler'den ve Kara Kemal'den direktif alırlardı.İç yüzleri belki, kendi içlerinden doğru olarak hatıra yazanlardan öğrenilecektir. Dışardan görünen ve işitilenler bunlardı."
"Okuyucularım beni mazur görsünler, şimdi burada İttihat Terakki devri hakkında yine bir istitrat yapmak sırası geldi. Meşrutiyet inkılabında gördük ki, devletin başı olan padişahın otoritesi, Cağaloğlu'ndaki İttihat Terakki Fırkası Merkezi-i Umumisi olan, Şerefefendi sokağında oniki kişinin; ve onların da en kuvvetlileri bulunan Enver, Tal'at ve Cemal paşaların eline geçmişti. Yani milletin istikbali, altı asırlık bir saltanat ve kudretli bir elden çıkmış, bir partinin mes'uliyetsiz şahıslarının eline geçmişti. Bunlar hesaplarını birbirlerine vermekle mükelleftiler."