Bu aşamaları kat eden insan, yeni medeniyette bu hususiyetle de sahiptir; çeşitli aşamalara erişti ve sonra, sonra, sonra öyle bir yere ulaştı ki artık bugün hiçbir şey beklentisi içinde değil; hiçbir olayı, hiçbir ideali arzulamıyor; otobüsün gelmesinden başka hiçbir şeyin yolunu gözlemiyor.
Toplum, hayatın yapay şartlarını hazırlıyor; insanın kendi yapay ürünlerinde boğululması, onu tabiattan uzaklaştırıyor; insan tabiatın bir parçası olduğu için, tabiattan ayrılıp uzaklaştığı ölçüde kendisinden uzaklaşmaktadır.
Bugün hepimiz geçmişte tükettiğimiz şeylerin parasını ödemek için çalışmıyor muyuz? Bu, insanın hayatta geri kalmasıdır; bu gerisin geriye ilerlemedir!
Fakat biz daha çok tüketici oldukça daha fazla ilerlediğimizi zannediyoruz. Hayır, hayır biz satıcının kurbanı olmuşuz. Biz bütün zamanlarımızı, onların bize yükledikleri sahte tüketimlerin temin için feda etmişiz.
Makinizm, yani kapitalizm, tüketimcilik, tüketim asaleti, tüketimi kutsama felsefesi ve yapay tüketiminin artması sistemi demek olan yasa, insanı tüketim boyun durumunun altında eser ederek ve insana sadece tüketen hayvan çerçevesinde tanımlayarak asıl önemi makineye vermiştir. Gördüğümüz üzere makine elektronik safhaya yetişmiş, fakat benim sekiz saatlik işimi 1 saatte yapma yerine 18 saat yükseltmiştir. Sonunda tüketimden dolayı daha az gelir elde ediyorum ve çaresiz saatlerimi, hatta ömrümün gelecek yıllarına dahil şu anki tüketim için peşinen satıyorum!