Kendimi hissediyorum. Ama sadece içine bir şey kaçan göz, yaralı parmak ya da agriyan iş kendini hisseder ve bireyselliğini kavrar. Sağlıklı göz, parmak ve diş adeta yoktur. Kişisel bilincin bir hastalıktan ibaret olduğu apaçık ortada değil mi?
Yok, yok, şekerim ben sizi kendinizden daha iyi tanıyorum. Sizi uzun zamandır izliyorum ve uzun yıllar yaşamı öğrenmiş birisinin bu hayatta sizinle el ele yürümesine ihtiyacınız olduğunu görüyorum.
Demek ki seviyorsun. Korkuyorsun çünkü senden güçlü, nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun, seviyorsun, çünkü ona boyun eğdirmiyorsun. Ne de olsa sadece boyun eğdirdirmediğini sever insan.
Gerekliliğe boyun eğmek ne büyük bir mutluluk. Hiç kuşkusuz bir demir parçası da mıknatısa, kaçınılmaz, şaşmaz yasaya boyun eğerek böylesine mutlu bir şekilde yapışmaktadır. Havaya atılan bir taş bir saniye duraksadıktan sonra hızla aşağıya, toprağa düşer. İnsanda can çekiştikten sonra son nefesini alıp öldüğünde böyle mutludur.