Tutmak değil bırakmak zengin ederdi insanı; biriktirmek değil paylaşmak, yığmak değil dağıtmak, toplamak değil bölüşmek, sahiplenmek değil terk etmek, kısaca; almak değil vermek. Sende ihtiyacından fazla bir şey varsa, bu, ona ihtiyacı olan birinin hakkını elinde tutuyorsun demekti. Bir ekmekle doyabilecekken, cebinde iki ekmeklik paran olursa senin, bu, bir kişiyi aç bıraktın demekti. İleride ne olacağım deyip bir köşeye yığdığın mal ve para, basit bir ilaçla sağlığına kavuşabilecek bir yoksulun ölürkenki bedduası, sobaya atacak iki odun bulabilse çocuklarını zatürreden koruyabilecek bir annenin haram ettiği hakkı, açlıktan ağlayan bir çocuğun masum laneti olarak dünyanın üstüne saçılır, sonsuza kadar diğer insanların üstünde dolaşır dururdu tıpkı ışık gibi. Bu da hiç iyi bir şey değildi. Zengini de fakir eden şeydi bu. Çok tehlikeliydi.