Kitabın ortalarına kadar büyük bir beklenti içine girdiğimi ve sonrasında aynı derecede bir hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf ederek ve biraz da çekinerek yazıyorum bu incelemeyi. Amerikan polisiye dizilerindeki yüzeysel ve hızlı gelişen olay örgüsüne o kadar alışmış ki bünyem, "Olay hemen çözülür ve çarpıcı bir sonla biter umarım" diye düşünerek geçtim sayfaları. Baktım ki her sayfadan sonra azalıyor hevesim ve merakım, kitabı bırakıp düşünmeye başladım. Ahmet Ümit; sonuçtan çok, süreçteki betimlemeleriyle, ruh tahlilleriyle, gündemdeki olaylar hakkındaki küçük-büyük göndermeleriyle taht kurmuştu kalbimize Nevzat Başkomiser aracılığıyla. Belki aradan geçen zaman, belki de araya giren diziler/filmler sebebiyle unutmuşum bu güzellikleri. Ve özlemişim ince düşünen, mülayim ve dikkatli başkomiserimizi. Cinsel istismar ve organ kaçakçılığı üzerinden "çocuk" konusunu ele alması; üstelik din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin her çocuğun kutsal ve dokunulmaz olduğuna dikkat çekmesi günümüzde yaşadığımız yürek yangınlarını düşününce o kadar yerinde bir konu olmuş ki... İyi ki Ahmet Ümit var.