Kur’an’da Resûlullah’ın en yüksek makama ulaştığı yerlerde, en muhteşem anlarda ona “Resûl” olarak değil “abd” olarak seslenilir. O “Sidretü’l Münteha”ya ulaşıyor. Ve Allah ona “abd” olarak sesleniyor.
Kur’an’da Resûlullah’tan (sav) bahsedilen en yüksek nokta “abd”, kulluk makamıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rab sahip demektir. Bir şeyi gözeten, bakımını üstlenen, her türlü ihtiyacını karşılayandır.
Biz Allah’a “Rab” olarak sesleniriz. Birine “Rab” diye seslendiğinizde, bu O’nun bize hiçbir şey borçlu olmadığı anlamına gelir. Ve kendinizi “abd/kul” olarak adlandırdığınızda, bu sizin hiçbir hakkınız olmadığı anlamına gelir. Gerçek şu ki yaratıcının verdiği her şey hediyedir.
Allah ile kul arasındaki ilişkinin kökü sevgidir. Tarihteki hangi efendi-köle ilişkisinin temeli sevgidir?
İslam sadece bir felsefe, sadece düşünce boyutundan ibaret bir inanç değil; insanın hayatında değişiklik yapması için gelen bir çağrıdır.
(…) Bizim “gayb”a olan inancımız bizi harekete geçmeye çağırır. Bir şeylere sadece inanıp bu dünyada kendini değiştirmeden kalamazsın. En büyük değişiklik Rabbimize kulluğumuzdur.
Şeytana “şeytan” denmesinin birinci sebebi, evinin ateş olması, ikincisi ise insanlığa öfke kusmasıdır. Hz. Adem’e olan nefreti, kelimenin tam anlamıyla onu tutuşturmuştu.
İnsanlar ticarette dolandırıcılık yapıyor, yalan söylüyor, haram kazanç elde ediyor, birbirini öldürüyorlar. Bunlar insanlara karşı işlenen manevi suçlardır. Allah bunları cezalandırır… Bu suçlar yeryüzünü etkiler, yeryüzü hastalanır. Toprak ürün vermeyi keser, ekinler bitmez, okyanuslar kirlenerek çekilir ve gereken rızkı sağlayamaz olur. Bu dinimizin bir kaidesidir. Bir toplumdaki insanlar Allah’a inandığı ve O’na itaat ettiği zaman, yeryüzü daha fazla ürün verir.
Allah “Eğer Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından onlara indirileni gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol) rızık yiyeceklerdi” der. (Maide 66. ayet)