Fatma Büşra

Gençlik masumiyet çağı olabilir ama aynı zamanda bilgisizlik çağıdır. Güzellik çağı olabilir; aynı zamanda acı verici bir kendine düşkünlük çağıdır. Çoğunlukla bir serüven çağıdır ve bir o kadar da aptallık çağıdır. Birçok kişi için gençlik hayalleri yaşlıların hayıflandığı bir şey olur; bunun sebebi hayatın sona ermesi değildir, yaşanmamış olmasıdır. Zarif bir şekilde yaşlanmak her günü, her mevsimi dolu dolu yaşamaktır. Hayatımızı gerçekten yaşarsak, onu bir daha yaşamak istemeyiz. Pişmanlık duyduğumuz şey yaşanmamış olan hayattır.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Son zamanlarda birçoğumuzun hissetiği hayatta kalma suçluluğu
Hayatta kalma suçluluğu, yaygın hastalık, felaket gibi durumlardan sonra karşılaşılan bir olgudur. Hayatta kalan kişiler, “Niçin onlar, niçin ben değil? diye düşünürler. Bu soruyu sormamızda bile bilgisizce bir kibir vardır. Bir kişinin ölüp de diğerinin yaşamasının sebebini sormak bize düşmez; bu kararları Tanrı verir, evren de uygular. Bununla birlikte sorumuzun hiçbir yanıtının olmamasına karşın, olup bitenlerin bir nedeni vardır: Hayatta kalanların canları, yaşamaları için bağışlanmıştır. Asıl soru şudur: Madem canınız yaşamanız için bağışlandı, peki yaşıyor musunuz?
Sayfa 117·Kitabı okudu
Kendi gücümüzü nasıl buluruz?
Örneğin boş bir arsa gibi, bir parça mülkünüz varsa ve insanlar bu arsadan geçiyorsa, en azından yılda bir kez bunun özel mülk olduğunu gösteren bir tabela asmanız gerektiğini belirten bir yasadan bahsetmişti. Tabela asmazsanız yıllar sonra bu arsa kamu mülkü haline gelecektir. Hayatlarımız da bu mülke benzer. Zaman zaman “hayır” ya da “bu acı veriyor” veya “beni kolayca ezip geçmene izin vermeyeceğim” diyerek kendimizi tanımladığımız sınırları yeniden ortaya koymamız gerekir. Bunu yapmazsak gücümüzü isteyerek ya da istemeyerek bizi ezip geçen kişilere veririz. Gücümüzü geri almak bizim sorumluluğumuzdur.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Pek çoğumuz sevgiyi hiç yaşamamışızdır. Yaşadığımız karşılıklardır. Çocukken terbiyeli olursak, iyi notlar alırsak, büyükanneye gülümsersek ya da ellerimizi sık sık ve yeterince yıkarsak “sevileceğimizi” öğreniriz. Sevilmek için kendimizi paralamışızdır, hem de bunun koşullu, dolayısıyla da yanlış sevgi olduğunun hiç farkına varmaksızın. Başkalarının onayını bu kadar çok gerektiyorsa, sevmemiz nasıl mümkün olabilir?
Sayfa 53·Kitabı okudu
Her insan evinden çıkarken kaderinin bir parçasını alır yanına. İlerleyeceği yolun kilometre taşlarında, nerede duracağı veya durmayacağında, kimlerle karşılaşıp kimlerin hanına konuk olacağında, yanlış kararlarında ve doğrularında o evin içinde geçirilen senelerin parmağı vardır.
Sayfa 112·Kitabı okudu