Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi kendime ‘işte’ diyorum, şu erkanıharp yakasının altında kızıl bir gömlek, ateşin bir gömlek var. Bu zavallının teninden içine bu ateşin nasıl geçtiğini kendi gömleğim gibi biliyorum. Bu kızıl gömleği Ayşe’nin gözleri tutuşturdu. Bu garip gömleği İhsan’dan başka acaba kaç kişi taşıyacak? İhsan’ın içindeki fırtınanın, ihtilalin soğumasına imkan vermeyen “ateşten gömlek”.
‘İhsan’ dedi, İzmir’e girdikten ve Akdeniz’in kıyılarında yeşil İzmir için kanları tesit ettikten sonra istediğin zaman seninle evlenirim. O ana kadar yemin et, kalbinin bütün ateşi sade İzmir’e gitmek için yanacak.
İçimde çaresiz bir arzunun acısı var. Ayşe benim İzmir yolunda bacaklarımı bıraktığımı bilmedi. Hala da eğer cephede top patlarsa ve kollarım, kafamla sağ kalırsam sürünüp gideceğimi bilmiyor.
“İngilizler aflarını talep edenlere versinler mösyö, affı zalimler değil mazlumlar verir. Çanakkale’de dövüşürken ne asi ne esirdik. Namuslu bir devlet gibi dövüştük, öldük, öldürdük. Ne zamandan beri ve hangi milletle harap edilir de mağlup olduğu zaman ona katil denilir?”
“İngiliz kanıyla kanıyla Türk kanı bir mi madam?”
“Mikroskop altınsa ingiliz kanını görmedim. Rengi bizimki kadar kırmızı mı yoksa mavi mi, bilmiyorum. Fakat Türk kanı ateş gibi sıcak ve kırmızıdır.”