busrahter

busrahter
@Bsrnrkrky
ع
Çocuk Gelişimcisi ve Arapça Muallimi
22 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·280 syf.··
2026 12. kitabı
Zamana Bereket, Ömre İstikamet: Müslüman Kadının 24 Saati ​Modern dünya bizlere sürekli "yetişme", "tüketme" ve "her şeye aynı anda sahip olma" çılgınlığını dayatıyor. Kariyer, ev işleri, çocuk eğitimi, sosyal sorumluluklar derken günün sonunda kendimizi yorgun, tükenmiş ve en acısı da manen boşlukta bulabiliyoruz. İşte Bilge Arslan, "Müslüman Kadının 24 Saati" eseriyle tam bu noktada imdadımıza yetişiyor ve elimize harika bir "zaman ve yaşam yönetimi" kılavuzu veriyor. ​Kitap, teorik ve havada kalan nasihatlerden oluşmuyor; aksine ayakları tamamen yere basan, son derece pratik ve uygulanabilir bir rehber. Yazar, bir Müslüman kadının sabah gözünü açtığı andan gece başını yastığa koyduğu ana kadar geçen süreyi dilim dilim ele alıyor. Sabah namazının bereketiyle güne başlamaktan, evdeki rutin işleri birer ibadete dönüştürmenin sırlarına; çocuklarla geçirilen vaktin niteliğinden, bir kadının entelektüel ve manevi olarak kendini beslemesinin önemine kadar her detaya dokunuyor. ​Kitapta beni en çok etkileyen felsefe "niyet bilinci" ve "bereket" kavramları oldu. Yazar, mutfakta geçirilen sürenin, evi toparlamanın ya da bir çocuğun saçını taramanın doğru bir niyetle nasıl kalıcı birer ahiret sermayesine dönüşebileceğini çok naif bir dille anlatıyor. Batı’nın dayattığı "kendine odaklan" bencilliğine karşı; üreten, ailesine ve ümmete dokunan ama tüm bunları yaparken kendi ruhunu da asla ihmal etmeyen dengeli bir kadın modeli çiziyor. ​Neden Okunmalı? Yazım dili o kadar sıcak, akıcı ve abartıdan uzak ki; sanki çok sevdiğiniz, tecrübeli bir dostunuzla kahve eşliğinde dertleşiyormuşsunuz hissi veriyor. Günlerin nasıl geçtiğini anlamayan, zamanın bereketsizliğinden şikayet eden, hayatına çeki düzen vermek ve evini bir huzur mektebine dönüştürmek isteyen her kadının başucunda
Müslüman Kadının 24 SaatiBilge Arslan · Tahlil Yayınları · 2025292 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·226 syf.··
2026 5. kitabı
Akıl ile Ruhun Medeniyet Çatışması: Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu ​Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bir Ramazan ayı boyunca teravihten sahura kadar uzanan sohbetlerinin derlenmesiyle oluşan bu eser, sadece bir felsefe okuması değil; Doğu ve Batı medeniyetlerinin köklerine inen keskin bir muhasebedir. Üstad, kendine has o ödün vermeyen, heybetli ve sanatkârane üslubuyla okuyucuyu önce Batı düşüncesinin dehlizlerinde gezdiriyor, ardından İslam tasavvufunun o dingin ve mutlak hakikat sarayına buyur ediyor. ​Kitabın merkezinde çok temel bir iddia var: Akıl, kendi sınırlarını ve acziyetini anladığı anda en mübarek vasıtaya dönüşür. ​Necip Fazıl, Batı tefekkürünü kronolojik bir sırayla ele alırken Sokrates, Platon, Kant, Hegel ve Nietzsche gibi dev isimlerin düşünce sistemlerini masaya yatırıyor. Onların akıl yoluyla hakikati arama çabalarını takdir etmekle birlikte, bu çabanın en nihayetinde nasıl bir duvara tosladığını ve insanlığı nasıl bir buhrana sürüklediğini gözler önüne seriyor. Batı felsefesi Üstad’a göre "bulduğu her şeyde hata etmesi mümkün bir arayış" iken; İslam tasavvufu "mutlak buluşun" kendisidir. ​Kitapta beni en çok etkileyen ve eserin omurgasını oluşturan kısım ise Şeriat ve Tasavvuf dengesi üzerine kurulan muazzam tahliller oldu. Üstad, günümüzde sıkça düşülen büyük bir hatayı, henüz kitabın başında bıçak gibi kesip atıyor: Şeriatı dışlayan bir tasavvuf anlayışının sapkınlık; tasavvufun ruhundan (yani lübbünden) yoksun bir Şeriat anlayışının ise kuru bir şekilcilik olduğunu vurguluyor. O meşhur benzetmesiyle; Şeriat bir füze rampasıdır ve insan ancak bu rampadan fırlatılarak sonsuzluğa (tasavvufa) kanat açabilir. Neden Okunmalı? Bu kitap, felsefeyi İslamî bir süzgeçten geçirerek okumak ve "Doğu-Batı" sentezini klişelerden uzak, dikey bir derinlikle
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,151 okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019400 okunma