Neden hayatımızı yaşayamıyoruz, bu tarifsiz ilahi dünyada sadece bir defaya mahsus bulunduğumuzu bildiğimiz halde, bunun sadece bir defalığına, tekrarsız olduğunu bildiğimiz halde!
Bunun için mi koşturuyoruz, kuşaktan kuşağa? Tam bir sirk bu, çemberin etrafında dönüp durmak, belki de çemberin ortasında sevgili Tanrı oturuyordur ve eğlencesi bitmesin diye bızı yüzlerce tutkuyla kırbaçlayıp karnı ağrıyıncaya kadar gülüyordur.
Ve acaba biliyorlar mı neden böyle bir surat takındıklarını, sabahleyin yataktan kalkıp giyinme sebeplerini, ne için okuduklarını, çalıştıklarını, oyun oynadıklarını; tüm bunlar ne için? Belki de bilmiyorlar ve yaşamak nihayetinde sadece şanından ya da eski bir gelenek olduğundan böyle. Bütün şeylerin ardında kendini gösteren bu dipsiz boşluğu ve can sıkıntısını kimse itiraf etmek istemez.