Onun önünde öylesine karışık duygularla doluydum ki, kendim bile güç anlıyordum. Hem ondan nefret ediyor, hem de ona tapıyordum. Hem suçsuz, hem de suçlu buluyordum onu.
Onunla karşılaşmamdan önceki sıradan mutluluğumu, güvenimi anımsadım. O zamanlar, yaşamımda bir büyüklük, bir güç bulunmasa da hiç değilse doğal ve tatlıydı.
Yavaş yavaş, hafif ve hep aynı noktaya yönelen huzursuzluklarla başlayan hastalıklar vardır; kimileriyse bir gecede, şiddetli bir ateş basmasıyla patlayıverir. Benim için, kıskançlık birdenbire çöküveren, korkunç bir hastalık oldu.