Adı:
İklimler
Baskı tarihi:
Şubat 2008
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819002
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Climats
Çeviri:
Tahsin Yucel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.
Varlık Yayınları'ndan çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle.

Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: "Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan... Değişmemiş... Bence hâlâ en güzel aşk hikâyelerinden biri... Sana aldım".

Okuduğumda, ithafı yazana hak verdim. Hakikaten okuduğum en güzel aşk hikâyelerinden biriydi. "Her an yeni bir hayat serilir önümüze", "birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı" diyor ve "kaderlerimizle arzularımız hemen hiç bir zaman bağdaşmıyordu" diye bitiyordu kitap.

Helikopter'in ilk kitabı bu: Aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın diye.
(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·2 günde·10/10
İklimler, bir aşk hikayesi, aşkın metafiziği, aşkın en nankör hali…

Aşkın temennisi, gereksinimi/gereksizliği, aşkın envanteri…

Aşkın ne olduğunu ya da ne olmadığını merak ediyorsanız, bu esere başvurmalısınız. Çünkü içindeki karakterlerden mutlaka birisini kendiniz yerine koyacak ve düşüneceksiniz. Düşünecek ve ideal gördüğünüz aşkın aslında ideal olmadığını, size hiç cazip gelmeyen aşkın asıl sizi mutlu edebilecek bir aşk olduğunu anlayacaksınız.

Yazar iki farklı bölümden oluşan bu eserinde 3 karakterin kişilik analizlerini çok güzel yansıtmış. Girizgah bölümünden ilk bölümün sonuna kadar sevdiğiniz karaktere, ikinci bölümden sonlara doğru kızıyor ama kitabın sonunda aynı karakteri yeniden seviyorsunuz. İkili ilişkilerde nedense insanlar ilk başlarda olduğundan farklı görünmeye pek bir hevesli oluyorlar. Bu heves iyi başlayan bir ilişkinin girizgahından sonra yavaş yavaş sönmeye yüz tutmuş ateşe çeviriyor tutkuları. Sonrası pişmanlıklar, unutuluşlar, haykırışlar…

Fransız edebiyatının benim en çok ilgimi çeken yanı, aşk kavramının romanların içerisine ustalıkla sırıtmadan konulması. Süslü edebiyat hayranı olarak ben süslü kelimeler kullanılmış bu esere bayıldım. Çevirmen de Tahsin Yücel olunca dilimize çevrilmiş nüshası aslını aratmıyor.

Aşkı kaybedenler, aşkı bulanlar, aşka susamışlar, aşkın kıymetini bilmeyenler… Kendinizi bulacağınız, işte karşınızda harika bir eser!

Bu arada Fransız Edebiyatı’nın 1k’daki temsilcisi olarak gördüğüm ve beni Fransız Edebiyatı’nın ağına düşüren kıymetli arkadaşım ZümrütGökce e sonsuz şükranlarımı sunuyorum...

Saygılarımla…
208 syf.
·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabını kütüphaneden temin ettim. Kütüphaneci arkadaşa bu kitabı merak ettiğimi okumak istediğimi söylediğimde "tüh var, ama eski yayın, depoda." dediğinde o tüh kelimesinin eskiliğine söylenmiş bir üzüntü olduğunu sezdim. Ama kitabın eski olması kadar beni mutlu edecek başka bir şey daha olamazdı. Sevincimi o kadar çok belli etmiştim ki, kitabın elimde bulunması fazla zamanımı almadı. Kitabı bir törende saygı duruşunda bekler gibi bekledim. Hizmetli kadın, kütüphane kapısından içeri girdiğinde bir bando çaldı, -beynimde-. Ve o an bana teslimi, kraliyet tacı teslimi gibi kutsaldı. Tozlu raflardan alınmış belki yıllardır okunmayan bu kitap, benim dedemdi. Saygıda kusur edemezdim tabi. Yıllarca o rafta beni beklemiş, kimsenin nefesi dahi değmemiş, ben doğmadan ölen dedem. Sonunda kavuşmuştuk.- Ölüm, aslında varoluştur, bir mucizeye kavuşunca doğum gerçekleşir. -Yanımda olduğuna ne kadar da mutlu olmuştum. Kapağına bakıp içeriğini incelediğimde, Güven yayınevinin 1966 yılında yayımlanmış 2.baskısı. 52 yıllık bir mazi. Hangi ellere, fikirlere nefes olmuştu. Kimlerin parmakları değmiş, bir kahve, likör, ya da çay eşliğinde kimlere refakat etmişti. Elimde kitabın tozlu kapağını araladıkça bunları düşünüyor, bu duygu hezeyanından kendimi koruyamıyordum. Ta ki kütüphaneci kadın "Deden hayatta mı?*" diyene kadar. Duraksadım. Nasıl oluyorsa, bu sele kadınla birlikte kapılmıştık, anlamadım. "Efendim "dedim. "Alacağın kitaplar bunlar mı?" Sessizce başımla onayladım. Kitaplarıma sırt çantamı attım. Koşar adım çıktım.

Kitap hakkında bilgi vermek gerekirse;
Yazarın okuduğum ilk kitabı, Phillippe'nin ergenlikten başlayan aşkları, yaşamı, Odile'ye olan bağımlılık derecesindeki tutkunluğu, evlilik, aldatma, ihanet... Kitabı okumuyorsunuz aslında amiyane tabirle, olaylar bakımından, Brezilya dizisi, soyluluk bakımından senyor, senyorita filmi izliyorsunuz. Klasik tadında, bağlılık, soyluluk, kadın güzelliği, cinsi münasebetler, alt sınıf, üst sınıf ...
208 syf.
·Beğendi·10/10
Andre Maurois'yi bu kitapla tanıdığıma çok memnunum. Çünkü o kadar güzel bir anlatım var ki kitapta. Konu aslında bilindik. Kadın-erkek ilişkileri. Ama insan psikolojisini ve onun karmaşık yapısını bu kadar iyi gösterebilen az kitap vardır sanırım. Benim "en"lerimdendir. İyi ki okumuşum. Philippe'in ikiye ayrılmış hayatını, iki kadınla yaşadığı ve onlara yaşattıkları gerçekçi bir yaklaşımla anlatılıyor. Ve insan onu sevmeyen birine karşı çok güçlü duygular içindeyken, onu sevene karşı zulüm etmesi hayattan çok tanıdık geliyor. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
208 syf.
·4 günde·Puan vermedi
İlgili alıntıları görünce hevesle alıp okuduğum bir kitap İklimler. Kalemini yanına al da oku çünkü bazı cümleler kalbe dokunuyor.

Kitabın baş karakteri Philippeciğimiz mantık ağırlıklı biri aşka inanmaz,kadınlara değer vermez ta ki Odile'e denk gelene kadar.Hayatının aşkını bulmuştur artık Philippe geriye sadece mutlu olmak kalmıştır ama gel gör ki Odile'in uçarı karateri,Philippe'in kıskançlık illetine tutulması derken biten evlilikleri...
208 syf.
Bu kitap bir bakıma kadınlarin olaylara bakış açısını,melodrama yaşamda semptomlar ve bundan çıkardıkları genel yargıları tatmin edici . Keyfli okumalar
208 syf.
·32 günde·Beğendi·8/10
Romandan baştan sona estirilen realist hava anlatılmak istenen konu ve verilmek istenen mesaj için güzel bir yöntem olmuş. Herkesin okuyabileceği bir roman. Kadın-Erkek ilişkilerini güzel anlatmış.
%3 (6/208)
·Beğendi·10/10
Hayatta okuduğum en mükemmel kitap insanın bakış açısısını değiştiriyor. Herkes kesinlikle okumalı şiddetle tavsiye ediyorum. Yazar olayları çok güzel işlemiş ve uslup çok iyi
208 syf.
·10/10
Belki de kulaklarımızla değil yüreğimizle dinlemeli, gözlerimiz yerine kalbimizle görmeliyiz. Bazı ritüeller tamamlanmazsa mükemmel konulardan bahsedilemeyeceğini düşünürüm her zaman. O yüzden konu aşksa gece tam vaktidir. Gece mahrem olanı gizlemekte yeteneklidir. Ve bu cümleler ne zaman paylaşılır bilinmez ama yazıldığı vakit tamda mahremin hakimiyetinin altındaki saatlerdir.

En sıradanından en ilahisine...aşk vücut teriyle değil yürek teriyle anlatılır. Kelimelerse hissedileni anlatmak şöyle dursun, şiddetini azaltır. Hissettiklerimizi söylemeye çalışmakla, söylediklerimizi hissetmeye çalışmak arasında gezinir oldu bu aralar mahrem. İçi boşaltıldı sevgi sözcüklerinin. Umursamazca kirletildi dudaklarda, parmaklarda...gecenin bir yarılarında...hem de olabilecek en aşağılık zevkler uğruna. Her dönem ayaklar altına alınmıştır hisler ve illaki çıkmıştır karşılarına kıymet bilmeyenler... Şairlerin şiirleri aşkın tanımları değil, nefes almaya devam edebilmelerine olanak sağlayan teneffüslerdir. Zira yazıya, dile gelmeyen aşk cinayete teşebbüs ve bir ruhun işgalidir.

Aşkı anlamaya çalışmak, anlatmaya çalışmak kadar çetrefillidir. Andre Maurois ise anlattığı konuda herkes gibi, anlatışıyla özeldir. Einstein “ her şey mümkün olabildiği kadar basit olmalı. Ama daha basit değil.” der. Böylesine -bir kesimce çözüldüğü, diğer muhataplar içinse bir gizem barındıran-bir konu ancak bu kadar basit anlatılabilirdi. Kurduğu cümleler özenle seçilmiş, - sanki biraz daha basitleşse sıradanlaşacak,-biraz süslense inanılırlığını kaybedecekmiş gibi.

Konu girift olunca süslü sözleri severiz,anlamasak da hissedemesek de. Romeo’sunu arayan Juliet’ler, Juliet’ini arayan Romeolar...Birbirlerini bulanlar, bulduklarını sananlar...

Her erkek biraz Philippe- “beğendiği bedenlere hayalindeki ruhları koyan”- dir. Her kadınsa biraz Odile, biraz Isabelle.

Philippe henüz aşk konusunda bakir. Gördükleriyle hareket etme konusunda perdeli. Öyle ki güzellik bütün seçimlerinde en etkili...

Odile...dışarıdan umursamaz, yaşamaya hevesli, içerideyse melankolik bir ruh hali. Hangisi gerçeği? Kararı okuyucu vermeli.

Masalların bitmeye alışkın olduğu şekli Philippe’in gerçeğinin başlangıcı.

“ Sonsuza kadar mutlu yaşarlar.”

Yaşanırken böylesi hisler, yüklemler geçmiş zaman eklerini almazlardı..

Philippe bir kadın sevmişti, gülüşünde cenneti vadeden..
Bir kadın sevmişti, onu bütün kadınlardan vazgeçiren.
Öyle ki kadın nefesini tutsa Philippe boğulurdu.
Philippe baktığı her yerde onu görmezdi, Philippe onun olduğu yerden başka bir yere bakmazdı.
Masallardan tek farkı Philippe’in sonsuzluğunun kısa oluşuydu...

Sevenin bencilliği-paylaşımsızlığı sevdiğini hapsederken,ayarlayamadığı dozajın etkilerini görmesi an meselesidir her zaman. Görecektir de.

Philippe öylesine tutkun ki tüm toprakları işgal edilmiş...Hükmeden, Odile.Her problemi geçiştiren, aslında kendisinin içini sıkan her derdi kahkahalarla savuşturmaya çalışan, kimseye bir şeyini belli etmek istemeyen bir kadın. Hayır, güçlü olmaktan çok uzak... öyle görünmeye yakın...

Her ne dönem ne vakit olursa olsun, - belki taraflarının insanlar olması sebebiyle- aşk hep aynı işgal, hep aynı taaruz... Günümüzün çoğu yazarının anlatmaya çalıştığı altı-üstü, içi-dışı, sağı-solu boşaltılmış aşk kavramının çok uzağında, karakterleri sizmişsiniz - size sizi anlatıyormuş- gibi cümleler kuran, belki çoğunun tarif edemediği -hatta ve hatta belki çoğunun tanıklık etmediği- duyguları, acıları böylesine içten size hissettirebilen bir kitap...

Gerçek hislerin, gerçek tasvirleri demek yanlış olmaz...

Ah! Unutmadan, Isabelle’ den bahsetmedim di mi ?

İşte o bu incelemeyi yazma zahmetine girmemin sebebi.

O, kendisinden önce kirletilen kelimelerin abdesti...

Keşfedilmesi gereken hatta diz kapaklarından öpülmesi gereken bir kadın...

Tüm Isabelle’lere...


Keyifli okumalar.
261 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
İncelemeye kitabın isminden başlamak istiyorum. Kitabı okuduktan sonra “İklimler” kelimesinin insanın duygu değişimlerine ne kadar uygun bir tabir olduğunu farkettim. İnsan kimi zaman ilkbahar kadar coşkun, kış kadar soğuk, sonbahar kadar hüzünlü, yaz mevsimi kadar kaygısız olabiliyor. Kitabın temasıyla, isminin uygunluğunu çok yerinde buldum.

Konumuz “Aşk” kimileri masadan kalkmak ister mevzu bahis açıldığında, kimileriyse ufaktan dökülmek ister kendini dinleyecek birilerini bulduğu için. Hemen hepimizin başına gelmiştir, bir şehirde bırakmışızdır kalbimizin bir kısmını, söyleyemeden boğazımıza boncuk yapıp dizmişizdir platonik bir sevdayı, kimimizse tam yakalamışken ipin ucunu tam da mutluluğa bir kaç adım kaldığını düşünürken zemine çakılıp dönüp arkamızı küsmüşüzdür dünyaya, evrene o an çevrede bulunan her şeye(!)

Ne diyordu Masumiyet Müzesinin ilk satırlarında Kemal Füsun’a olan aşkı için ; “Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.” Ya da Çalıkuşu Feride çok sevdiği Kamran’ı terkettiğinde; “Sen yine bir parça benimdim, bense bütün ruhumla senin..” hayır, olayı dramatik hale getirmek için değil bu alıntılar. Aşk dediğimiz ve belli bir mantığa oturtamadığımız bu karmaşık ruh hali her bünyeye farklı tesir ediyor. Ben mesela bir miktar salaklaşıyorum :) İşte bu kitap insan bünyesinde aşkın tesirlerini irdelemiş genel olarak.

Andre Maurois’in bu kitabı iki bölümden oluşuyor, birbirine sırtı dönük iki farklı yüz gibi bu bölümler. İlk bölümde karakterimiz Philippe’nin aşık olduğu uçarı, ele avuca sığmaz, dışa dönük, gezmekten, eğlenmekten, insanları etkilemekten hoşlanan özgüveni yüksek bir karakter olan sevgili Odile ile yaptığı bir miktar ızdırap dolu ama bu ızdıraptan beslenen saplantılı bir evlilik konu ediliyor.

İkinci bölümdeyse, tamamen içe dönük Odile’in taban tabana zıttı, daha muhafazakar, daha özgüvensiz, evde vakit geçirmekten hoşlanan, kalabalıktan gürültüden nefret eden, fedakar ve sadık, sevgili Isabelle’in Philippe’e olan büyük aşkı ve evlilik birliklerinin devam etmesi için elinde olan bütün tavizleri sevdiği adama veren bir kadının hayatı konu ediliyor.

Kitap 1920’lerin Paris’inde geçiyor, dönemin şuh kadınları, kokteyller, davetler, ihtişam, lüks merakı, ikili çarpık ilişkiler, Paris’in o bohem havası epey göze çarpıyor.


Kitabı çok beğendim, çok hüzünlü buldum, bende ki basım Güven Yayınları-1969 tarihinde yayımlanmış çeviride Samih Tiryakioğlu çevirisiydi gayet başarılı buldum. Kitabın sayfaları o kadar eski olduğu için muazzam kokuyor, bütün bir hafta kitabı kokladım diyebilirim :)) Bana bu kitabı hediye ettiği için de canıms Li-3’ye çok teşekkür ederim. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
·Beğendi·10/10
EEYY İKLİMLER !

O kadar çok şey var ki söylenecek‚ derler ya kelimeler kifayetsiz diye İklimler benim için öyle bir kitaptı. Okumasaydım daha mı iyiydi hala bilemiyorum. Şöyle ki; aslında her gün gördüğümüz belki yaşadığımız bir konu ama etkisi çok büyük. Kıskançlık bir hastalık mıdır? okuyunca emin oldum ki‚ evet kıskançlık bir hastalıktır. Mourois demiş ki; "Sırasıyla çok sevilen rolüyle az sevileni oynuyoruz" Ahh Mouroıs diyorum nasıl yazdın ? nasıl hissettin de yazdın her karıştırdığımda İklimleri‚ bu sorular beynimi yiyor. Hatırladıkça kitap okumayanla değil‚ İklimleri okumayanla olamam diyorum. Bana kaybettirdiklerinle‚ belki kazandırdıklarınla başucumsun. Kimseyi Odile'leştirmeyeceğimiz bir yaşam diliyorum.
208 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ah Odile ah.. Daha Doğrusu ah Philippe ah.. Kendimi bulduğum muhteşem bir kitap. 2. defa okudum. İlkini yıllar önce okuduğumdan kitabı neredeyse unutmuşum. İlk kez okuyormuşcasına tekrar okudum ve daha çok beğendim..

Eğer Edebiyatı, betimlemeleri ve derin cümleleri seviyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Ama siz de son yıllarda çıkan saçma sapan Bilim Kurgu - Fantastik tarzı, edebi cümlelerden uzak, sırf satmak amacıyla yazılmış olan romanları seviyorsanız hiç başlamayın derim. Bir kaç sayfa sonra bırakırsınız zira. Ne demek istediği gerçek okuyucular ve bu kitabı okuyanlar anlayacaktır.
208 syf.
·6/10
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde odile isimli bir kadını seven bir erkeğin yaşadıklarını ve onun ağzından anlatıyor. İkinci bölümde ise erkeği delicesine seven Isabelle’nin sıkıntılarını, Isabelle nın ağzından anlatıyor. İki bölümde de aldatılan kişilerin nasıl bir mağduriyet yaşadıklarını anlatıyor. Kitabı tek bir cümle ile özetleyecek olursak KAÇAN KOVALANIR, yıllar öncede böyle olmuş şimdi böyle gibi. Kitap çok akıcı değil aksine sıkıcı bir havası var. Okurken birkaç kez yarıda bırakmayı düşündüm. İlginç tespitleri olmasına rağmen sürükleyici bir yanı yok.
Hayatı çok ciddiye alıyorsunuz Dickie. Oysaki bir oyundan başka bir şey değil hayat.
Andre Maurois
Sayfa 65 - Varlık Yayınları Temmuz 1961
Kendileri istemeseler bile insanları sevmeğe çalışmanın güzel bir şey olduğuna inanıyorum.
Andre Maurois
Sayfa 99 - Varlık Yayınları Temmuz 1961
Çok güzel anlar hüzünlüdür her zaman....geçici olduklarını duyar insan, durdurmak ister, bir şey gelmez elinden.
-“Hiç güzel şeyler söylemiyorsunuz bana artık.”
-“Güzel şeyler sipariş üzerine söylenmez ki; sabret bakalım; yine söylerim elbet.”
Andre Maurois
Sayfa 49 - Güven Yayınları -Çeviri; Samih Tiryakioğlu
“Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadınlardan daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yerleştirmesini bilirim... İyi giyinirim... Bir de sizi severim, evet, beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.”
Andre Maurois
Sayfa 95 - Helikopter yay.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İklimler
Baskı tarihi:
Şubat 2008
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819002
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Climats
Çeviri:
Tahsin Yucel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
İklimler
Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.
Varlık Yayınları'ndan çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle.

Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: "Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan... Değişmemiş... Bence hâlâ en güzel aşk hikâyelerinden biri... Sana aldım".

Okuduğumda, ithafı yazana hak verdim. Hakikaten okuduğum en güzel aşk hikâyelerinden biriydi. "Her an yeni bir hayat serilir önümüze", "birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı" diyor ve "kaderlerimizle arzularımız hemen hiç bir zaman bağdaşmıyordu" diye bitiyordu kitap.

Helikopter'in ilk kitabı bu: Aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın diye.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 216 okur

  • gulseren yavuz
  • Merve Gelir
  • Tuğba Ay
  • Ayşe*
  • Diary of Last Man Existed
  • Ünal Ş.
  • Altuğ Öztürk
  • T. Nazik Özay
  • BASAK ÖZSOY
  • Nazlı Takıl Doğan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%16.1
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%26.8
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.4
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.5 (33)
9
%23.7 (22)
8
%25.8 (24)
7
%9.7 (9)
6
%5.4 (5)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0