Andre Maurois

Andre Maurois

Yazar
8.3/10
428 Kişi
·
1.074
Okunma
·
91
Beğeni
·
4789
Gösterim
Adı:
Andre Maurois
Tam adı:
Emile Herzog
Unvan:
Fransız Roman, Hikaye, Deneme, Biyografi, Tarih Yazarı
Doğum:
Elbeuf, Fransa, 26 Temmuz 1885
Ölüm:
Neuilly-sur- Seine, Fransa, 9 Ekim 1967
André Maurois (asil adı:Émile Salomon Wilhelm Herzog) (d. 26 Temmuz 1885 Elbeuf, Fransa - ö. 9 Eylül 1967 Neuilly-sur-Seine) Fransız roman, hiklaye, deneme, biyografi, tarih yazarı'dır.

Yaşamı

Alsas'li Yahudi asıllı zengin bir tekstil sanayici ailesinden olup ailesi Fransa-Prusya Savaşı'ndan sonra Alsas'dan kaçıp Normandiya'da Lebeuf'de bir yünlü tekstil fabrikası sahipleri idi. Maurois bu kentte doğdu. Maurois Rouen'de "Pierre-Corneille Lisesi"'de eğitimini yaparken Fransa'da 18. yy. dan itibaren en iyi lise öğrencilerinin girdiği "Concours général" imtihanlarına girip ödül kazandı. Üniversite diplomasını da edebiyat üzerinde yaptı.

Mecburi askerlik görevini bitirdikten sonra 12 yıl ailesi sahip olduğu fabrika ve şirketin idarecisi olarak görev yaptı. 1909'de Genevre bir Polonya'lı kontun genç kızı olan Jane-Wanda de Szymkiewicz (Jeanine) (1892-1923) ile tanışıp onunla birinci evliliğini yaptı.

I. Dünya Savaşı döneminde Fransız ordusuna katıldı ve Fransa'da bulunan Britanya sefer ordusuda tercümanlık ve liyazon subaylığı yaptı. Yayınladığı ilk eseri olan "Les Silences du Colonel Bramble (Albay Bramble'ın Susması)" bu dönemdeki yaşamını alaycı olarak ama sosyal realizm öğeleri ile işlemektedir. Bu eser Fransa'da hemen rağbet gördü ve İngilizce'ye tercümesindenn sonra İngilizce konuşulan ülkelerde de popüler oldu. Bunu "Discours du docteur O'Grady" adlı romanıyla takip etti.

Yazı hayatının kalan kısmında da Maurois Britanya halkı ve konuları hakkında birçok eser hazırlamıştır. Bunlar arasında politikacı Disraeli; Byron,Shelley adlı tanınmış şairler ve Alexander Fleming adlı bilim adamının biyografileri bulunmaktadır. Bu Britanyalilar biyografileri yaninda Maurois Fransiz taninmislari olan Victor Hugo, George Sand,Honoré de Balzac ve General Hubert Lyautey'in biyografilerini de yazmistir.

Savaştan sonra "Croix-de-feu" ve "Le Flambeau" adlı edebi dergilerin editörlüğünü yaptı.

1924'de Paris'de ikinci karısı Simone de Caillavet ile tanıştı. Bu ikinci karısı kendini yalnız kocasının şahsi hayatına değil resmi ve edebi hayatına da vakfetti.

1938'de Maurois çok ünlü "Academie Française"'e üye seçildi. Bu seçimde sonradan Nazilerle anlaşıp onlar yararına Vichy Fransası adlı hükümet kuracak Mareşal Petain ona destek olmuş ve 1940'da yazdığı otobiyografi eserinde Maurois bu desteği için Mareşal'a şükranını bildirmiştir.

II. Dünya Savaşı başlayınca Maurois Britanya (Ordusu) Genel Karargahı'nda "Resmi Fransız Gözlemcisi" görevini aldı. Bu resmi görevi ile Britanya ordusunun Belçika'ya girişinde o orduda görevini yapmaktaydı. Fransız hükümetinde bulunan bakanları ve politikacilari şahsen tanımaktaydı ve 10 Haziran 1940'da Londra'ya bir misyonla gönderildi. Tam bu sırada Nazi orduları Fransa'da galip geldiler ve Fransa Nazilerle Ateşkes imzalamak zorunda kalmıştı. Maurois terhis edildi; görevinden alındı ve Kanada'ya gitti. Sonra Maurois bu savaş içinde General Charles De Gaulle'ün "Özgür Fransa Kuvvetleri"'na katıldı ve tüm savaş boyunca bu askeri görevde bulundu.

27 Haziran 1947'de Fransa Cumhurbaşkanı kararnamesi ile ismi resmen "Herzog"'dan "André Maurois"'ya değiştirildi.

Maurios 1949'da karısı yanında olmadığı bir Güney Amerika seyahatinde kendi eserlerini İspanyolca'ya çeviren, genç, güzel geniş görüşlü María de los Dolores Checa Garçía y Rivera, adlı bir hanıma aşık oldu. Bu ilişkisi 20 gün sürmekle beraber Maurois "Marita" adını verdiği bu genç hanıma 54 mektup ve 11 şiir yazdı ve bu ilişki 1949'da sona erdikten sonra bu yazılar karısının isteğine uyarak yayımlanmıştır.

9 Eylül 1967'de 82 yaşında iken Neuilly-sur-Seine'de vefat etti ve Neuilly-sur-Seine şehir mezarlığına gömüldü.
Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadınlardan daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yetiştirmesini bilirim... İyi giyinirim... Bir de sizi severim, evet, beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.
Yaşam nedir ki?
Bir çamur damlası üstünde geçirdiğimiz kırk zavallı yıl. Nasıl olur da bunun bir tek dakikasını bile boşuboşuna sıkılmakla geçirmeye kalkarsınız?
Andre Maurois
Sayfa 68 - Helikopter Yayınları
Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadınlardan daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yerleştirmesini bilirim... Bir de sizi severim, evet beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.
Andre Maurois
Sayfa 96 - helikopter
Kendileri istemeseler bile insanları sevmeğe çalışmanın güzel bir şey olduğuna inanıyorum.
Andre Maurois
Sayfa 99 - Varlık Yayınları Temmuz 1961
Philippe'in beğenilerini anlamak kadar kolay bir şey yoktu;kitaplarda yalnız kendini arayan okurlardandı. Çoğu zaman kitaplarının sayfalarını notlarla kaplı buluyor, güçlükle okuyordum, ama yazarın düşünceleri arasında onun düşüncelerini de izlememi sağlıyordu bunlar. Onun kişiliğini belli eden her şeyle tutkuyla ilgileniyordum.
Andre Maurois
Sayfa 119 - helikopter
261 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
İncelemeye kitabın isminden başlamak istiyorum. Kitabı okuduktan sonra “İklimler” kelimesinin insanın duygu değişimlerine ne kadar uygun bir tabir olduğunu farkettim. İnsan kimi zaman ilkbahar kadar coşkun, kış kadar soğuk, sonbahar kadar hüzünlü, yaz mevsimi kadar kaygısız olabiliyor. Kitabın temasıyla, isminin uygunluğunu çok yerinde buldum.

Konumuz “Aşk” kimileri masadan kalkmak ister mevzu bahis açıldığında, kimileriyse ufaktan dökülmek ister kendini dinleyecek birilerini bulduğu için. Hemen hepimizin başına gelmiştir, bir şehirde bırakmışızdır kalbimizin bir kısmını, söyleyemeden boğazımıza boncuk yapıp dizmişizdir platonik bir sevdayı, kimimizse tam yakalamışken ipin ucunu tam da mutluluğa bir kaç adım kaldığını düşünürken zemine çakılıp dönüp arkamızı küsmüşüzdür dünyaya, evrene o an çevrede bulunan her şeye(!)

Ne diyordu Masumiyet Müzesinin ilk satırlarında Kemal Füsun’a olan aşkı için ; “Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.” Ya da Çalıkuşu Feride çok sevdiği Kamran’ı terkettiğinde; “Sen yine bir parça benimdim, bense bütün ruhumla senin..” hayır, olayı dramatik hale getirmek için değil bu alıntılar. Aşk dediğimiz ve belli bir mantığa oturtamadığımız bu karmaşık ruh hali her bünyeye farklı tesir ediyor. Ben mesela bir miktar salaklaşıyorum :) İşte bu kitap insan bünyesinde aşkın tesirlerini irdelemiş genel olarak.

Andre Maurois’in bu kitabı iki bölümden oluşuyor, birbirine sırtı dönük iki farklı yüz gibi bu bölümler. İlk bölümde karakterimiz Philippe’nin aşık olduğu uçarı, ele avuca sığmaz, dışa dönük, gezmekten, eğlenmekten, insanları etkilemekten hoşlanan özgüveni yüksek bir karakter olan sevgili Odile ile yaptığı bir miktar ızdırap dolu ama bu ızdıraptan beslenen saplantılı bir evlilik konu ediliyor.

İkinci bölümdeyse, tamamen içe dönük Odile’in taban tabana zıttı, daha muhafazakar, daha özgüvensiz, evde vakit geçirmekten hoşlanan, kalabalıktan gürültüden nefret eden, fedakar ve sadık, sevgili Isabelle’in Philippe’e olan büyük aşkı ve evlilik birliklerinin devam etmesi için elinde olan bütün tavizleri sevdiği adama veren bir kadının hayatı konu ediliyor.

Kitap 1920’lerin Paris’inde geçiyor, dönemin şuh kadınları, kokteyller, davetler, ihtişam, lüks merakı, ikili çarpık ilişkiler, Paris’in o bohem havası epey göze çarpıyor.


Kitabı çok beğendim, çok hüzünlü buldum, bende ki basım Güven Yayınları-1969 tarihinde yayımlanmış çeviride Samih Tiryakioğlu çevirisiydi gayet başarılı buldum. Kitabın sayfaları o kadar eski olduğu için muazzam kokuyor, bütün bir hafta kitabı kokladım diyebilirim :)) Bana bu kitabı hediye ettiği için de canıms Li-3’ye çok teşekkür ederim. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
İklimler

Bir aşk romanına verilebilecek en güzel isimlerden biri bence. Aşkın -ya da ilişkinin- baharını, yazını, kışını ve aşkın mevsimlerinin hissettirdiği duyguları öyle güzel anlatmış ki, okuyan herkes kendisinden bir parça bulacaktır eminim.

Hem bir kadının ağzından hem de bir erkeğin ağzından okuduğumuz duygular şaşırtıcı derecede başarılı yazılmış.
Belki ilk defa hiçbir karakteri çok sevmeden, kitabın bütününü çok sevdim.

Aşk ve ilişkiler üzerine iyi bir roman okumak isterseniz bu kitabı listenize ekleyebilirsiniz.

Tahsin Yücel'in çevirisini de ayrıca çok beğendim.
64 syf.
·1 günde
Yeni bir inceleme ile karşınızdayım ....yüreğinize dokunması dileği ile

Yazarın çocuk edebiyatında olan bu kitabıyla yazar savaşın gülünçlüğüne dikkat çekiyor. Kitabın sonunda savaşla bir şey elde edemeyen iki halk, barışı sağlayarak bir arada yaşamayı öğreniyor. Yazarın dikkat çektiği bir diğer konu da kendimizden farklı olana göstermemiz gereken hoşgörü. Maurois, “Şişkolarla Sıskalar”ı aslında birçok gönderme barındırıyor içinde.

İsminden de anlıyacağınız üzere şişkolar ve sıskalar başrolde Sıskalar, Kemikistan’da yaşayan bir halk. Sıskalar zayıflar. Hatta kelimenin tam anlamıyla bir deri bir kemik diyebiliriz onları için. Daracık uzun evlerde yaşıyorlar. Sıskalarla dolu olan Kemikistan’da bir tane bile şişman insanla karşılamazsınız. Farklı bir yer Kemikistan. Başkenti Kemikkent. Sıskalar da ülkeleri kadar ilginç insanlar. Onlar için en önemli şey zaman. Öyle ki birbirleriyle buluşacaklarında saati dakikayı hatta saniyeyi bile kararlaştırıyorlar. Kısacası çok dakik insanlar diyebiliriz sıskalar için Sonra, Zayıflama Bakanlıkları var. Ve bu bakan sayesin de yediği yemeklerin bile belirli kurallı var ilginç ve güzel bence (: Sıskalar, günde iki öğün yemek (her sabah ve her akşam saat sekizde) yiyorlar. Azıcık yedikleri yetmiyormuş gibi, bir de ayakta yiyorlar. “İnsan yaşamak için yemeli, yemek için yaşamamalı” düsturunu benimsemişler. Onlara göre rahatlık bir tembellik belirtisi. Çalışmayı hastalık derecesinde seviyorlar. Yalnız Sıskalar, sinirli ve biraz da kıskançlar.Nedenini tam kavrayamadım ama galiba tüm canlıların kıskançlığı bizim sıskaları da vurmuş .

Şişkolarsa Göbekistan’ta yaşayan bir halk. Geniş, yuvarlak ve topa benzeyen evlerde yaşıyorlar. Şişkolarla dolu olan ülkede tek bir zayıf insan göremezsiniz. Ülkenin başkenti Göbekyurt. Göbekistan’da gezerken duvarlarda sık sık şöyle afişlerle karşılaşabilirsiniz: ‘Hoşhoş Çilek Suları, Tombalak Gazozları, Ballıreçel Pastaları’. Efendime söyleyeyim, sokak köşelerindeki makinelerin düğmelerine basınca çeşit çeşit içecekler akmaya başlıyor. Anlaşıldığı üzere istediği kadar yiyebiliyor Şişkolar. İsterlerse Toptop çorbası içiyor, isterlerse Şenkuzu pirzolası ya da Boldolma yiyorlar. Şişkolar üzüntü nedir bilmeyen insanlar. Güleryüzlüler ve her daim şen kahkaları yükseliyor sokaklarda. Her saat başında yemek yiyorlar ve yemekten sonra on beş dakika mutlaka şekerleme yapıyorlar. Kral Tostombul, Prens Şişgöbek ve diğer Göbekistan sakinleri mutluluk içinde yaşayıp gidiyor anlayacağınız.
Nevi şahsına münhasır Şişkolar ve Sıskaların bir sorunu var. İki ülke arasında kalan bir adayı bir türlü sahiplenemiyorlar. Şişkolar adaya Şişka Adası derken, Sıskalar adayı Sısko Adası diye adlandırmakta ısrar ediyor. Şişkonun ‘şiş’imi yoksa Sıskanın ‘sıs’ı mı önce gelecek… Bu inatlaşma birbirini benimsemeyen Şişkolar ve Sıskaları savaşa sürüklüyor. Nedense bu savaşı fakir ile zengin savaşı olarak görüyorum...

Fakat her şeye rağmen verdiği mesaj büyüleyici....
Savaşın gülünçlüğünü, kavgayla hiçbir şeyin çözülemeyeceğini anlatan bu roman dünyanın pek çok ülkesindeki çocukları büyüledi. Ama sadece çocukları büyülediğini düşünmüyorum. Çocuk edebiyatı olsa da yüreğine birilerin dokunduğuna ,birilerin okuduğunu ,okutuğunu düşünüyorum bende sizlere okumanız gerektiğini düşünüyorum...

"Savaşmanın anlamsızlığını bir kez daha anlamak için…”

""Yüreğinize dokuması dileği ile...kitapla kalın...insan kalın...savaşmayın ,barışçıl olun...""
64 syf.
Çocuk edebiyatı ürünü olan bu kitabı hangi seviye öğrenciler için uygun diye merak ettiğim için okudum ki öğrencilerime doğru kitaplar tavsiye edebileyim. Gördüm ki 4, 5 ve 6. Sınıf öğrencileri için okunabilir seviyede. Öğrencileriniz ya da çocuklarınız varsa okutabilirsiniz.. :)
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sevmek mi sevilmek mi? Biraz değişik bir kitaptı İklimler. Hem sevmiş hem de sevdiği kadar başkası tarafından sevilmiş bir adamın hikayesiydi. Birinci bölümde seviyor, ama biraz paranoyakça bir sevmek. İkinci bölümde ise seviliyor tam da kendi sevdiği gibi paranoyakça. Üstelik onun sevgisini kazanmak için her şeyini değiştiren ve her an değiştirmeye hazır olan biri tarafından. Çok bahsedip okumak isteyenlere spoiler vermek istemem. Ama ben kitabı sevdim mi sevmedim mi bilemiyorum çok kararsız kaldım. Dili ve anlatımı çok güzeldi, basit bir aşk romanı okudum dersem büyük haksızlık olur. Ama konusu bakımından tatmin etmedi beni. Bir aşk romanı okuyacağımı biliyordum ama olağanüstü bir şeyler bekleyerek başladım nedense. Özellikle ilk bölüm bitince ee şimdi n'olacak dedim ve kitabın yarısına gelmiş olmak ufak bir panik yarattı. Sanırım biraz da bu heyecanla ikinci bölüm daha akıcı ve okunası geldi bana. Yine de bütününe bakınca çok mutlu etmedi beni açıkçası. Belki siz seversiniz. Kitapla kalın.‍️
208 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
(Spoiler içerir.)
Kitap, aşık olduğunuz insanı hoşlandığınız insana çevirmenin imkansızlığını ve onun için sevdiğine (aşık olduğu kişinin sevdiğine) bürünme çabasının verdiği elemi; bu tutkular sırasındaki mutsuzlukları, paranoyaları, kıskançlıkları, pişmanlıkları, çelişkilerin derin izlerini müthiş bir psikanaliz ile ele alıyor. Bir insanın; yaşadıklarıyla, aşkla nasıl değişebileceğini, her ilişkide farklılaşan bireyin psikolojik tahlillerini, aşk uğruna kendimizden verdiğimiz ödünleri naif bir şekilde aktarıyor.

Anlatım çok akıcı ve okuyucu ile konuşuyormuş gibi bir yazı dili var. O yüzden okuyucuyu kendine bağlıyor.

Roman 1900'lü yıllarda Fransa'da geçiyor, 2 bölümden oluşuyor. Sırayla, Philippe’in yaptığı 2 evliliği anlatıyor, biribirinden tamamen farklı yaratılışta 2 kadınla... Odile ve Isabelle... İlişkiler; ilkinde erkeğin (Philippe), 2. de kadının (Isabelle) gözünden anlatılmış.

Philippe, ilk evliliğindeki ruhsal acılarını, ikinci eşinden çıkarıyor, kendisi de farkında bunun ama değiştiremiyor... Okurken bu ruhsal çapraşıklık beni rahatsız etti, çünkü ilk evliliğinde eşi tarafından gelişen olaylar 2. de başlatıcısı bizzat kendisi oluyor. Bu da mutluluğu, huzuru ve aşkı yaşayabilmenin insanın geçmişine ve karakterine bağımlı olduğunu gösteriyor.

Olay örgülerinde karakterlerin içsezileri öyle güzel aktarılmış ki karakterlerin tüm çelişkililerine rağmen kendinizi bir anda 3 karakter olarak da bulabiliyorsunuz. Hepsiyle empati imkanı veriyor. Bu da kitaba sizi daha çok çekiyor. Okuyanlar muhakkak kendinden bir şeyler bulacaktır.

Derin ve ince bir zeka ile kurgulanmış. Yazarın duyguları tasvirine, tesbitlerine hayran kaldım. Öyle aydınlatıcı cümleleri var ki, birkaç tanesini paylaşmak istiyorum:

“İnsan gerçekten seviyorsa, sevdiği varlıkların yaptıklarına fazla önem vermemeli. Onlara gereksinimimiz vardır; yalnız onlar bizi vazgeçemeyeceğimiz bir ‘havada’ yaşatabilirler. Dostunuz Helene ‘bir iklim’ der, çok doğrudur.”

"Duygularımız, duygularımızın heykelleridir çoğu zaman”

“İnsan bir kadını benim onu sevdiğim gibi sevince, aşkımız onun görüntüsünü bağlanan her şeyi düşsel değerlerle, düşsel erdemlerle süsler, onunla karşılaştığımız kent, gerçekte olduğundan daha güzel göründüğü, onunla yemek yediğimiz lokanta birdenbire lokantaların en iyisi oluverdiği gibi, rakibimiz de, kendisinden nefret etsek bile, bu ışığa bir şeyler katar.”

"Uzaklık ve ölüm, kuşku ve ihanetten daha az zarar verir aşka."

"Sonsuz olanı buradan başka yerde ararız her zaman; her zaman, varlığın bakışını şimdiki durumdan ve şimdiki görünüşten başka şeye yöneltiriz; ya da, sanki her an ölmek ve yeniden yaşamak değilmiş gibi, ölümü bekleriz. Her an yeni bir yaşam sunulur bize. Bugün, şimdi, hemen, tutabileceğimiz tek şey budur."

Kitabı okurken çok zevk aldım, ilişkileri farklı boyutlardan görmek adına okunmasını herkese tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar...

~~~

Ek: Kitaptada vurgulandığı gibi; "Gerçek sevgi; almak değil, vermektir." Sevgiyi çok naif anlatan bir video paylaşmak istiyorum:

https://youtu.be/8W8s55rzFAg
208 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın adı İklimler ve de okurken her türlü iklimi yaşatıyor. Kitabı okuduktan sonra ara ara yine elime alıp okuduğum bir kitap. Karakterlerin duyguları öyle güzel yansıtılmış ki insanı büyülüyor gerçekten. Okumanızı tavsiye ederim.
112 syf.
Şişkolarla Sıskalar'da, çocukça bir düşsellik içinde, iki ülke arasındaki garip savaş anlatılır. Bütün yurttaşları şişko olan bir ülke: Göbekistan ile bütün yurttaşları sıska olan bir başka ülke: Kemikistan arasındaki sonu gelmez geçimsizlik, uyuşmazlık, sizleri hem güldürecek, hem de düşündürecek.
Kütüphanenizde veya başucu kitaplarınızın arasında bu kitap yoksa, okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andre Maurois
Tam adı:
Emile Herzog
Unvan:
Fransız Roman, Hikaye, Deneme, Biyografi, Tarih Yazarı
Doğum:
Elbeuf, Fransa, 26 Temmuz 1885
Ölüm:
Neuilly-sur- Seine, Fransa, 9 Ekim 1967
André Maurois (asil adı:Émile Salomon Wilhelm Herzog) (d. 26 Temmuz 1885 Elbeuf, Fransa - ö. 9 Eylül 1967 Neuilly-sur-Seine) Fransız roman, hiklaye, deneme, biyografi, tarih yazarı'dır.

Yaşamı

Alsas'li Yahudi asıllı zengin bir tekstil sanayici ailesinden olup ailesi Fransa-Prusya Savaşı'ndan sonra Alsas'dan kaçıp Normandiya'da Lebeuf'de bir yünlü tekstil fabrikası sahipleri idi. Maurois bu kentte doğdu. Maurois Rouen'de "Pierre-Corneille Lisesi"'de eğitimini yaparken Fransa'da 18. yy. dan itibaren en iyi lise öğrencilerinin girdiği "Concours général" imtihanlarına girip ödül kazandı. Üniversite diplomasını da edebiyat üzerinde yaptı.

Mecburi askerlik görevini bitirdikten sonra 12 yıl ailesi sahip olduğu fabrika ve şirketin idarecisi olarak görev yaptı. 1909'de Genevre bir Polonya'lı kontun genç kızı olan Jane-Wanda de Szymkiewicz (Jeanine) (1892-1923) ile tanışıp onunla birinci evliliğini yaptı.

I. Dünya Savaşı döneminde Fransız ordusuna katıldı ve Fransa'da bulunan Britanya sefer ordusuda tercümanlık ve liyazon subaylığı yaptı. Yayınladığı ilk eseri olan "Les Silences du Colonel Bramble (Albay Bramble'ın Susması)" bu dönemdeki yaşamını alaycı olarak ama sosyal realizm öğeleri ile işlemektedir. Bu eser Fransa'da hemen rağbet gördü ve İngilizce'ye tercümesindenn sonra İngilizce konuşulan ülkelerde de popüler oldu. Bunu "Discours du docteur O'Grady" adlı romanıyla takip etti.

Yazı hayatının kalan kısmında da Maurois Britanya halkı ve konuları hakkında birçok eser hazırlamıştır. Bunlar arasında politikacı Disraeli; Byron,Shelley adlı tanınmış şairler ve Alexander Fleming adlı bilim adamının biyografileri bulunmaktadır. Bu Britanyalilar biyografileri yaninda Maurois Fransiz taninmislari olan Victor Hugo, George Sand,Honoré de Balzac ve General Hubert Lyautey'in biyografilerini de yazmistir.

Savaştan sonra "Croix-de-feu" ve "Le Flambeau" adlı edebi dergilerin editörlüğünü yaptı.

1924'de Paris'de ikinci karısı Simone de Caillavet ile tanıştı. Bu ikinci karısı kendini yalnız kocasının şahsi hayatına değil resmi ve edebi hayatına da vakfetti.

1938'de Maurois çok ünlü "Academie Française"'e üye seçildi. Bu seçimde sonradan Nazilerle anlaşıp onlar yararına Vichy Fransası adlı hükümet kuracak Mareşal Petain ona destek olmuş ve 1940'da yazdığı otobiyografi eserinde Maurois bu desteği için Mareşal'a şükranını bildirmiştir.

II. Dünya Savaşı başlayınca Maurois Britanya (Ordusu) Genel Karargahı'nda "Resmi Fransız Gözlemcisi" görevini aldı. Bu resmi görevi ile Britanya ordusunun Belçika'ya girişinde o orduda görevini yapmaktaydı. Fransız hükümetinde bulunan bakanları ve politikacilari şahsen tanımaktaydı ve 10 Haziran 1940'da Londra'ya bir misyonla gönderildi. Tam bu sırada Nazi orduları Fransa'da galip geldiler ve Fransa Nazilerle Ateşkes imzalamak zorunda kalmıştı. Maurois terhis edildi; görevinden alındı ve Kanada'ya gitti. Sonra Maurois bu savaş içinde General Charles De Gaulle'ün "Özgür Fransa Kuvvetleri"'na katıldı ve tüm savaş boyunca bu askeri görevde bulundu.

27 Haziran 1947'de Fransa Cumhurbaşkanı kararnamesi ile ismi resmen "Herzog"'dan "André Maurois"'ya değiştirildi.

Maurios 1949'da karısı yanında olmadığı bir Güney Amerika seyahatinde kendi eserlerini İspanyolca'ya çeviren, genç, güzel geniş görüşlü María de los Dolores Checa Garçía y Rivera, adlı bir hanıma aşık oldu. Bu ilişkisi 20 gün sürmekle beraber Maurois "Marita" adını verdiği bu genç hanıma 54 mektup ve 11 şiir yazdı ve bu ilişki 1949'da sona erdikten sonra bu yazılar karısının isteğine uyarak yayımlanmıştır.

9 Eylül 1967'de 82 yaşında iken Neuilly-sur-Seine'de vefat etti ve Neuilly-sur-Seine şehir mezarlığına gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 91 okur beğendi.
  • 1.074 okur okudu.
  • 53 okur okuyor.
  • 902 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları