Bakışlarımı kontrol edemiyordum, ne yaparsam yapayım gözlerimi yüzünden alamıyordum. Öylece bakıyor ve bundan büyük keyif alıyordum. Nadir hissedilen ama acı verici bir keyif. Saf altından ama sivri uçlu bir ıstırap. Susuzluktan ölmek üzere olan bir adamın sürünerek ulaştığı kuyudaki suyun zehirli olduğunu bilmesine rağmen eğilip kana kana içerken hissedeceği türden bir haz.
“Güzellik bakanın gözündedir,” sözü ne doğruymuş meğer.
Hiç kıskançlık hissetmediğiniz, değil mi Bayan Eyre? Elbette hayır. Sormama bile gerek yok çünkü hiç âşık olmadınız. İki duyguyu da yaşayacaksınız; ruhunuz henüz uykuda ama onu uyandıracak darbeyi bir gün alacaksınız. Bütün yaşamınızın gençliğinizde olduğu gibi sakin bir nehir gibi akıp gideceğini sanıyorsunuz. Gözleriniz sımsıkı kapalı, kulaklarınız tıkalı bir halde sürüklenirken ne nehir yatağından fazla uzak olmayan dik kayaları görürsünüz ne de onların diplerinde köpüren dev dalgaların sesini duyarsınız. Ama emin olun bir gün siz de nehirdeki sarp bir geçide gireceksiniz ve oradaki girdaplar, güçlü akıntılar, köpük köpük sular ve uğultular karmaşasında hayatınızın bütün akışı darmadağın olacak. Ya sarp kayalıklara çarparak paramparça olacaksınız ya da suyun yüzeyine çıkacak ve güçlü bir dalgayla daha sakin sulara taşınacaksınız.