Dedem " Hayırlısı demeyin" derdi, "Hayırlısı diyen kişi, hayırlı olan demek buymuş diye düşünüp başına geleni kalbine basmalı. Hayırlısı demek, bir anlamda Allah'tan gelen her şeye razı olma makamıdır. Başına gelen bela da olsa, sevinç de olsa aynı minnetle karşılamayı gerektirir." "Peki dede ne demeliyiz?" diye sorduğumda, "Allah'ım, bana hayırlı olanı ver ve vereceğin her şeyin içinde sakladığım hayrı görmemi nasip et, deyin" diye nasihat etmişti.
Döşek diye konulmuş saman balyalarının üzerine kıvrıldı, sağ yanını kıbleye dönüp vav harfinin şeklini aldığında anne karnındaki derin huzuru hatırlardı; insanın tertemiz vakti anne karnındaki valilerdi necis bir su ve kanın içinde yüzsede. Günahsızlık tam da böyledir. Yaşadığın yerin ve kimselerin önemi pek yoktur. Amellerindir yaşadığın yeri temiz tutan veya kirleten. Anne karnı temizdir, çünkü eylemsizlik halidir, çaresizlik halidir. Kul, çaresizliğini kabul ettiğinde kuldur ve insan dünyaya gelip eli kolu tutmaya, dili dönmeye başlayınca çaresizlik halinden sıyrılırken aslında kulluğundan sıyrılır. Acizlik, çaresizlik hali bir bebeği masum yapar.
Allah, 'Ey iman edenler, iman edin!' ayetiyle insanı akletmeye çağırıyor. Yaratan'ı akletmek, gözün haddine değildir, hele aklın haddine hiç değildir. İnsan, gönlüyle akleder. Bu yağmur sanatkârını düşündürtmüyorsa, acizliğini, muhtaç oluşunu kabul ettirmiyorsa, o yağmur bir tufan olur, boğar, helak eder insanı.