İki cümle vardır ki İslâm'da asla yeri yoktur: "Benden adam olmaz!" ve "Ondan adam olmaz!".... Allah Resûlü (sas) bu cümleleri hiçbir zaman kullanmadı. Karşımızda İslâm'ın en büyük düşmanlarından biri olan Ebû Cehil'den bile ümit kesmeyen bir peygamber vardır.
İnfak, sadece gözden çıkarılmış ve artık değerini kaybetmiş mallardan değil; en iyi ve en kaliteli olanlardan seçilerek yapılması gereken bir güzelliktir.
Eğer gerçekten infak etmek istiyorsak,
"Şüphesiz Allah Teâlâ'nın rahmetini bir rüzgâr gibi estirdiği zamanlar vardır. O anlarda rahmet kime denk gelirse, o kimse asla şakî olmaz ve saîdlerden olur. Öyleyse bu rahmete ermek için gayretlerinizi arttırın." [Taberâni, Mucemül-evsat, 3/180].
İnanıyoruz ki Efendimiz'in (sas) beyanları çerçevesinde bu mevsim böyle bir mevsimdir. Rahmet rüzgârları gümbür gümbür esiyor. Bu rahmet rüzgârları eserken alıcılarımızı açarsak, hazır bir hâle gelirsek Allah'ın bize estirdiği bu rahmetten nasibimizi alırız.
Ancak şu hakikati de hatırlayalım ki insan her an unutur. Daha yeni Ramazan'ı arkamızda bıraktık. Zaman ilerledikçe Ramazan'ın o mânevî atmosferi hayatımızda yavaş yavaş azalır. Kulluğa ve hakikate dair bazı mesajları haliyle unuturuz. Bizi yaratan Rabb'imiz, bu gerçeğı bildiğinden, unuttuklarımızı bize hatırlatacak vesileleri bir ikram-ı ilâhi olarak hayatımızda var kılmıştır. Her yıl gelen Ramazan, her hafta gelen cuma, her gün kılınan namaz, unuttuğumuz hakikatleri bize tekrar hatırlatma adına bir lütuf olarak sunulmuştur. Zilhicce de bu vesilelerden biridir. Her sene bir rahmet mevsimi olarak gelip bizleri kendimize getirir ve unuttuğumuz hakikatleri yeniden hatırlamamız için bizi bir gayrete sevk eder.