“Sonsuzluk kervanı, istemem azat!
Köleniz olmakmış gerçek hürriyet”
Bu çağda yaşayan insanların yapacağı şey kul olmaktır, birey olmak değil. Bu nazarla meseleye yaklaşırsak rahat ederiz.
Tüketim toplumlarında kanaat kapısının anahtarı tüketime karşı çıkmak değil, müstağni kalmaktır. Dünya nimetlerine müstağni kaldığınız ölçüde özgürsünüz. Tüketim toplumunu besleyen hayat damarı sürekli tüketmektir. Küreselleşme de tüketmeye de vakit yok, sadece almak, sahip olmak var.
Enes,ten (r.a) rivayete göre Resulullah (s.a.) oğlu İbrahim’in yanına girdi. İbrahim can çekişyordu. Resulullah’ın gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Bunu gören Abdurrahman b. Afv, “Sen de mi ya Resulullah ?” diye sorunca Peygamberimiz: ”Ey Avf oğlu, bu rahmettir” buyurdu. Sonra Peygamberimiz tekrar gözyaşı döktü ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz gözden yaş akar, kalp mahzun olur ve biz Rabbimizin razı olacağı sözlerden başkasını söylemeyiz. Ey İbrahim, şüphesiz biz senin firakından (ayrılığından) dolayı mahzunuz.”
Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Yahudi bir genç, Hz. Peygambere (s.a.) hizmet ederdi. Bu genç hastalandı. Hz. Peygamber (s.a) onu ziyarete gitti. Baş ucunda oturup “Müslüman ol”dedi. Genç yanında duran babasına baktı. Babası, “Ebu’l Kasım’ın dediğini yap” deyince çocuk Müslüman oldu. Hz. Peygamber dışarı çıkarken “Onu ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun” diyordu.
Sayfa 13 - Buhari, Kitabu’l Cenâiz; Ebu Davut,3095