Geçen gün yürüdü oğlum
camdan düşmüş bir sabah
kırlara sokulurken...
Oğlum yürüdü geçen gün
Ağaçlar, mendiller, sandallar yürüdü
bir’den yaşını aldığı gün
evlerin içi balkonlara
dağların ortası madenlere,
suların dışı değirmenlere yürüdü
Geçen gün oğlum yürüdü
kardeşlerin gözleriyle açılmış
öyle candan, öyle içli bir kuyu
Yusuf, Yakub’un gövdesinde gurbete yürüdü
Şarkısı kendinden büyük olana kar
Ve ertelenmiş mevsimler yürüdü
Yürüdü oğlum geçen gün
kâğıtlar, ninniler, hırkalar...
parmaklar, bakır yüzüklere yürüdü
Kazablanka’da bir dostum var, olamaz mı?
şantiyeler, mevsimlik işçiler
alanlar ve kaybedenler...
Loş ışıkta çözülen devrimciler,
donmuş bir nehir yürüdü
Bunu mu diyecektin sevgili içim!
de o vakit, dünya budur!
burada yalnız acı çekilmiyor