Ekonomik arenada kadın kendi iradesiyle yer edinme mücadelesine devam ederken ironik olarak kapitalist düzen kadın bedenini ve cinselliğini; kadını değersizleştirme, cinsel obje olarak yansıtma, kadını tüketme şeklinde yeniden üretmekte ve kadını bir nesne olarak konumlandırıp özgürlüğünü tekelinde tutabilmektedir.
Feminizmin erkek düşmanlığı şeklinde yorumlanması, geçmişten bu yana bu konuda atılacak adımları sekteye uğratmış olsa da feminizm kavram gereği kadın ve erkeğin eşit yurttaşlık hakkı kazanması demektir.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kadınlara uygulanan çalışma mevzuatı erkeklerle aynıydı. Resmi olarak çalışan herkes 1926 Borçlar Yasası'ndaki iş sözleşmeleri bölümüne tabi idi. Üstelik eşit işe eşit ücret maddesi hiçbir şaibeye yer bırakmayacak şekilde açıktı. Ayrıca genç Cumhuriyet'in bu eşitliği garanti eden pek çok uluslararası sözleşmenin altında da imzası vardı.
Sayfa 46 - İrem Oruç - Geç Osmanlı'dan Erken Cumhuriyet'e Kadın Emeğinin Kısa Tarihi