Oyundaki olayların, araya giren zorluklar yüzünden gecikmesi, heyecanlı, acıyı ve zevki arttıran ögelerdir. Tıpkı annelerin hastalıklı büyüyen çocuklarını daha çok sevmeleri, tıpkı ayrılığın aşkı pekiştirmesi gibi, bu yan etmenler de düş gücümüzü besleyerek heyecanı ve zevki arttırır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Jean Jacques Rousseau "Politika ve Sanatlar" (1758) adlı yazısında tiyatronun ahlak eğitimi yaptığı inancına karşı çıkmıştır. Yazar, halkın ahlakına etki edecek üç araç sayar. Bunlar yasa, düşünce ve zevktir. Yasalar tiyatro ile uzlaşmaz çünkü en küçük bir zorlama, bu sanatı eğlence yerine işkence yapar. Düşünce de tiyatronun harcı değildir, çünkü tiyatro halka öğretmez, ondan öğrenir. Tiyatrodan alınan zevke gelince, bu sanatın tüm etkisi bizi yeniden tiyatroya getirecek ölçüdedir, fazlasını veremez.
Lasing, "Hamburg Dramaturgisi" adlı kurumsal yazılar ve eleştiriler destesinde acıma kavramını yeniden tanımlamıştır. Bu tanıma göre acıma, başkasına karşı duyulan özgeci bir hayıflanma değil, onun acısına katılma, aynı acıyı çekmedir. Lessing bunu şöyle bir benzetme ile açıklamıştır: İki teli aynı oranda gerdiğimiz zaman tellerden birine dokunduğumuzda öteki tel de birlikte tınlayacaktır. Tiyatro seyircisi de tıpkı bu tellerde görüldüğü gibi trajik olayların etkisini oyun kahramanı ile birlikte duyar, onunla birlikte tınlar. Birlikte tınlamaya hazır olmayan, ahlak özü saklı kalmış olan seyirci ise, kendini sık sık oyunun tınlayışına bırakacak olursa, zamanla kendi doğasında yatan tınlama yetisini gün ışığına çıkaracaktır. Bu durumda tiyatronun ahlaksal görevi, seyirciye ders vermek, doğruyu göstermek değil, onun doğal ahlaklılığını uyarmaktır.
Sebastian Mercier, duyguların insanları sevgiyle sevecenlikle birbirlerine yaklaştırdığını belirterek tiyatronun işlevini, insanın insana tanıtılması olarak tanımlamıştır.
Lessing, bu komedyanın amacını ve etkisini açıklarken üzüntüyle sevinç duygularının karmaşık olduğuna, gülmenin gözyaşına, gözyaşının gülmeye dönüşebileceğine değinmiştir. Bu karmaşık duygular seyirciye zevk verecektir: Komedya zevkli olduğu için yararlıdır da. Çünkü zevk vermeyen oyun, yarar sağlamaz. Seyirci saçmayı, gülünce görecek, her çeşit budalalıktan kaçınmak isteyecektir.