" Ölmek üzere olan bir toplumda, siyasal ün kazanmış olanlar bilgi ve yetenek sahibi kimseler değildir. Bunlar çoğunlukla cahillerin takdirini kazanan basit zekalı adamlardır."
Bakıcısının canını kurtarmak için pek korktuğu o düşmanına saldıran o küçük, yiğit maymundan; ya da tepeden aşağı inip yavru arkadaşını şaşkın köpek sürüsünden kurtaran o yaşlı babuinden türemek ile, düşmanlarına işkence etmekten haz duyan, kanlı kurbanlar sunan, hiç acımadan çocuk öldüren, karılarına birer köle gibi davranan, ölçü tanımayan ve en kötü inançlara sık sık boyun eğen bir yanıldan türemek, bence birdir.
"Düşünmeye yöneldim. İçinde yaşadığım karmaşık uygarlığın çıplak basitliklerini gördüm. Hayat besin ve sığınacak yer bulma meselesiydi. İnsan, besin ve sığınacak yer için bir şeyler satıyordu. Tacir ayakkabılarını, politikacı insanlığını, bir kaç istisna dışında halkın bütün temsilcileri de insanların güvenini satıyordu. Hemen hepsi şereflerini satmaktaydı. Kadınlar da ister sokakta, ister kutsal evlilik bağıyla bağlanmış olsunlar, etlerini satmaya meyiliydiler. Herşeyin fiyatı vardı; tüm erkek ve kadınlar satılıktı. İşçinin kaslarından başka bir şeyi yoktu. Pazar yerinde işçinin şerefi beş para etmezdi onun kasları vardı ve kaslarını satabilirdi ancak."