Giriş Yap

Charles Darwin

Yazar
8.1
1.160 Kişi
Tam adı
Charles Robert Darwin
Unvan
İngiliz Biyolog, Doğa Tarihçisi ve Yazar
Doğum
Shrewsbury, Shropshire,Birleşik Krallık, 12 Şubat 1809
Ölüm
Downe, Kent, Birleşik Krallık, 19 Nisan 1882
Yaşamı
İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok kanıt sunmuştur. Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici öğesidir. Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür. Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır. Darwin'in doğa tarihine duyduğu ilgi, önce Edinburgh Üniversitesi'nde tıp, sonra Cambridge Üniversitesi'nde teoloji okurken gelişti. Beagle gemisinde yaptığı beş senelik yolculuk sırasında, zamanın meşhur jeoloğu Charles Lyell'ın ortaya attığı, geçmişteki jeolojik süreçlerin bugünkülerle aynı olduğunu savunan teoriyi destekleyecek pek çok gözlem yaptı ve iyi bir jeolog olarak ünlendi. Aynı yolculukta, canlıların coğrafi dağılımı ve fosiller üzerine yaptığı dikkatli gözlemler sonucunda, türlerin birbirine dönüşümüyle ilgilenmeye başladı ve 1838'de doğal seçilim fikrini geliştirdi.Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı.Olası itirazlara en iyi şekilde cevap verebilmek için araştırma yapmaya ve kanıt toplamaya başladı.1858'de Alfred Russell Wallace'dan aldığı bir mektubu okuyunca, Wallace'ın da kendisininkine benzer bir teori geliştirdiğini anladı, ve nihayet teorisini yayımlamaya karar verdi. 1859'da yayımladığı On the Origin of Species (Türlerin Kökeni Üzerine) adlı kitabı, canlıların ortak atalardan evrilerek çeşitlendiği fikrinin geniş kabul görmesini sağladı. Daha sonra yayımladığı The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex (İnsanın Türeyişi, ve Cinsiyete Mahsus Seçilim) kitabında insan evrimini ve cinsel seçilim fikrini inceledi. The Expression of the Emotions in Man and Animals (İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi) adlı kitabında ise insanların ve hayvanların duygularını ifade ediş şekilleri arasındaki benzerlikleri ortaya koydu. Darwin bugün, John Herschel ve Isaac Newton gibi isimlerle beraber Westminster Kilisesi'nde gömülüdür.

İncelemeler

Tümünü Gör
504 syf.
·
7 günde
~145° | Türlerin Kökeni
Merhaba. Bu kitaba yazılmış incelemelerin neredeyse tamamı yanlışlarla ve yalanlarla dolu.
Charles Darwin
'e göre tüm canlıların ortak bir atası vardı. O ortak ata henüz bilinmiyordu. Ancak o bunun gelecekte bir gün bilinebileceğini düşünüyordu. Ona göre her hayvan en fazla 4 ya da 5 ve her bitki de aynı ya da daha az sayıda atadan geliyordu. Yani bu kitabın amacı tüm canlıların ortak atasını ortaya çıkarmak değil, türlerin farklı bölgelerde birbirinden bağımsız bir şekilde yaratıldığını iddia eden yaratılış teorisinin aksine türlerin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve evrimleştiğini anlatmak. Bu kitabı kimler okumalı ve kimler okumamalı? 1. Evrim hakkında hiçbir şey bilmiyorsan bu kitabın yanına bile yaklaşma. Pek çok kişi bu kitabın evrime giriş niteliğinde olduğunu düşünmüş. Bu yüzden hiçbir şey anlamayarak büyük bir hayal kırıklığına uğramışlar. 2. Evrim hakkında belki birkaç kitap okuyarak biraz bilgi edindiysen yine de bu kitabı tavsiye etmem. Çünkü anladığını sanacaksın ama aslında sadece kendini kandıracaksın. Ha, illa okumak istiyorsan her bölümün ve kitabın sonunda özetlere yer verilmiş. Bu özetleri okuyabilirsin. 3. Bu kitap yazarımızın döneminde doğa bilimleriyle uğraşan doğa bilimcileri ve gelecek doğa bilimcisi nesilleri için yazıldı. Sağlam bir temelin varsa ve artık kabul edilmeyen düşünceleri saptayabilecek seviyede evrime hâkimsen bu kitabı şiddetle tavsiye ederim. Türler, varyeteler, çeşitlenme, geometrik çoğalma eğilimi, varoluş mücadelesi, doğal seçilim, soy dışı çaprazlama, aklimatizasyon, büyüme ilintisi, atavizm (ataya dönme), geçiş formları, alışkanlıklar, içgüdüler ilk çaprazlar, melezler, kırmalar... Daha pek çok konuya değiniyor. Yazarımız her fırsatta yaratılış teorisinin açıklayamadığı soruların evrim teorisiyle açıklanabileceğini dile getiriyor. Ancak kendisinin Tanrı ya da herhangi bir inanç sistemiyle derdi yok. Hatta ''Bu kitapta sunulan görüşlerin, insanların dini duygularını sarsması için herhangi bir neden göremiyorum.'' diyor. Bence bu kitabı sırf dinî duygularının sarsılmasından korktuğun için okumuyorsan yazık edersin. Zaten aklı başında bir dindar yaratılış teorisinin tamamen bir zırva olduğunu kısa bir sürede çözecektir. Her zaman dikkatimi çekmiştir. Bir insan neden evrimi reddeder? Bu insanların bir kısmını gözlemledim ve gerektiğinde de reelde ya da sanalda tartıştım. Malum Türkiye'de yaşıyoruz. Kafanı nereye çevirsen bir evrim karşıtıyla göz göze gelebilirsin. Bir kısmı birtakım ortak özellikler sergiliyor: ''Koyu dindardır ama aslında neye, neden ve nasıl inandığını bile bilmez. Evrim sayesinde inanabildiğini bilse acaba tepkisi ne olurdu? Evrim bilgisi sıfırdır. Biyoloji bilgisi de sıfırdır. Evrimi bilmeyen biri biyolojiyi de bilemez. Bildiğini iddia ediyorsa da sadece kendisini kandırıyordur. Ona bilmediğini göstermek için sadece birkaç soru sorman yeterli olur. Cahildir. Evrim teorisinin çürütüldüğünü sanır... Haydi, evrimi bir kenara bırakalım. Komple bilime düşmandır. Hayal gücüyle hareket eder. Tamam. Harika. Bu gerekli. Ama mantık yürütemez. O zaman işler değişir. Bilinmeyenle mücadele edemez ve bilinmeyenin karşısında beynini sakinleştirmek için bir koşu yerleşik düşüncelere sığınır. AKP'lidir.'' Tabii ki bu ortak özellikleri sergilemeyen, ''cahil'' diyemeyeceğim ve sadece ''bilgisiz'' diyebileceğim, yani en azından kendisini geliştirmek için çaba harcayan kişilerle de karşılaştım. Amerika Birleşik Devletleri ve Orta Doğu ülkeleri (özellikle Türkiye olduğunu sen de biliyorsun) en çok evrim karşıtını barındıran ülkelerdir. Ancak hepsi içten içe bilimin karşısında direnemeyeceklerini ve kaybedeceklerini bilir. Beyinlerini dinin bilimi geçtiği yönünde boş bir ümite saplayıp çevresindekilere bunun her geçen gün büyük bir hızla gerçekleştiğini empoze eder. Oysa Amerikanlar arasında yapılan bir inanç anketi Amerikanların %45'inin evrim, %40'ının yaratılış teorisini kabul ettiğini gösteriyor. Bu oran geçmişte açık arayla yaratılış teorisinin lehineydi. Kitaptaki 6. bölüm, yani ''Kurama İlişkin Sıkıntılar'' adlı bölüm özellikle dikkat etmen gereken bir bölüm. Evrim karşıtlarının cümleleri cımbızla alıp, yazarımızın düşüncelerini saptırarak yalanlar attıkları bir bölüm. Bu yalanlara kanmamak için bu bölümü analiz etmeni tavsiye ederim. İncelememi sonlandırmadan önce belki kitabı okurken işine yarar diye ara ara açıklayıcı yorumlar yazarak paylaştığım bazı alıntılarımın bağlantılarını konu konu aşağıya bırakacağım. 1. Charles Darwin'nin evrim teorisinin yanlış bir şekilde sosyal hayata adapte edilmesiyle ortaya çıkan Sosyal Darwinizm ve öjenik: #175694582 2. Tüm beyaz kürklü ve mavi gözlü kediler istisnasız sağır mıdır: #175705996 3. Türleşme: #175733184 4. Geometrik çoğalma eğilimi: #175745307 5. Soy dışı çaprazlamadan çok ve az etkilenen canlılar: #175791399 6. Doğal seçilimde yalıtımın etkisi: #175793328 #175793660 7. Kullanmamanın etkisi ve doğal seçilimin kullanmamanın etkisini desteklemesi: #175810991 8. Aklimatizasyon: #175813102 9. Büyüme ilintisi: #175816025 10. Bir türe özgü ya da bir cinsin tüm türlerinde ortak olarak görülen özelliklerin çeşitlenme olasılığı: #175821449 11. Geçiş formları: #175971397 12. Alışkanlıkların da çeşitlenebilmesi: #175975742 13. Evrim karşıtlarının attığı bir yalan: #175977088 14. Suyılanı, yani hidra altını üstüne getirecek şekilde yeniden konumlanırsa vücudunun dış yüzeyiyle sindirim ve midesiyle de solunum yapar: #175978828 15. Balıkların yüzme kesesi insanların akciğerlerine dönüşmüş olabilir mi: #175979739 16. ''Natura non facit saltum.'' sözünün açıklaması: #175982092 17. Doğal seçilim mutlak kusursuzluk üretebilir mi: #175985939 18. İşçi karıncalar neden kısırdır: #176043875 19. İlk çaprazlar, melezler ve kırmalar: #176085531 20. Charles Darwin'in yanlış ama güzel bir tahmini: #176096210 21. Evrim her zaman bir ilerleme midir: #176128829 22. Canlıların bir yerden bir yere taşınma biçimleri: #176216593 #176250169 23. Yapay seçilim: #176376607 24. Morfoloji, embriyoloji ve güdük organlar: #176386832 25. Charles Darwin'in Tanrı ve dinlerle bir derdi var mıydı: #176390300 Keyifli okumalar!
·
21 yorumun tümünü gör
Reklam
59 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Darwin’in Gemi Günlüğü’nden Bir Kesit: Lapa Lapa Kelebek Yağıyordu
“Türlerin birbirini izlediği yasası, bazı önemli istisnalarla birlikte, aklı felsefeye yatkın her doğabilimcinin ilgisini çekmelidir.” - Charles Darwin 1858’de ön çalışmalarını tamamlamayıp 1859’da yayımladığı “
Türlerin Kökeni
” adlı kitabıyla bilim dünyasında âdeta bir devrime imza atan
Charles Darwin,
1809’da İngiltere’de doğdu. Edinburgh Üniversite’sinde tıp öğrenimi, Cambridge Üniversitesi’nde ise teoloji öğrenimi gören Darwin, ilgi alanını canlılara çevirdi ve türlerin kökenine dair araştırmalarda bulundu. “Doğal seçilim yoluyla evrim” kuramıyla evrim düşüncesini sağlam temeller üzerine oturttu ve ve biyoloji bilimini kökten değiştirdi. Darwin, genç yaşlarından itibaren bilim dünyasının içinde yer aldı ve evrim kuramı öncesindeki çalışmalarıyla da başarısını tescilledi. Henüz 30 yaşındayken Jeoloji Cemiyeti ve Kraliyet Bilimler Akademisi’ne kabul edildi. Bunda en büyük pay sahibi ise HBS Beagle adlı gemiyle 5 yıl süren bir dünya gezisine çıkmasıydı. Bu uzun yolculukta Darwin sayısız deneme, makale, gezi yazısı, günlük ve daha birçok içerik kaleme aldı. Gözlem ve keşiflerini yolculuk sonrasında bir bir yayımlayan Darwin, ileriye dönük başarı sinyallerini zaten vermeye başlamıştı. Gezi yazısı ve günlük karışımı olan, “anlatı” olarak ifade edilebilecek bir kitap “
Lapa Lapa Kelebek Yağıyordu
”. Elbette çok daha büyük bir kitabın içinden alınmış olan küçük bir bölüm olduğunu da eklemek gerek. Can Yayınları’nın Kısa Klasikler adını verdiği dizisi kapsamında yayımlanan kitabın çevirisi ise
Emrah Serdan
’a ait. “…insan bedeni ister istemez yolunu açıyor, her ayağı kaydığında ve düştüğünde doğru yolu buluyordu.” (sayfa 49) Kitabın ana konusu sıradan bir gezinti değil tabii ki. Yukarıda da adını andığım, İngiliz Kraliyet Donanması’na ait “Beagle” isimli bu gemiyle çıkılan yolculuğun nihai amacı bilime hizmet etmektir. Bir grup bilim insanının kraliyet desteğiyle çıktıkları bu yolculuk, neredeyse bütün dünyayı kapsıyor ve sonrasında çok detaylı araştırmalar ortaya çıkıyor. Parlak bir bilim insanı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Darwin de bu gemide yer alıyor. Canlıların dünyadaki konumları, doğayla ilişkileri, nesli tükenen canlıların yok olma sebepleri, geçmişten günümüze canlıların geçirdiği değişimler, gidilen yerlerdeki yerli halk ve yaşantıları ve daha fazlası genç doğabilimci
Charles Darwin
’in satırlarından taşarak bizlere ulaşıyor. Son derece önemli bilgilerle dolup taşan bu incecik eser, doğa bilimleriyle ilgilenen herkes için altın değerinde. Geçmişten günümüze nesli tükenmiş olan ve yaşayan birçok canlının Latince isimlerine ek olarak, özelliklerine, nerelerde yaşadıklarına, neden yok olduklarına mantıklı açıklamalar sunmaya çalışan Darwin, keskin gözlemlerini son derece nitelikli cümlelerle aktarıyor ve edebi yeteneğini de gözler önüne seriyor. San Blas Körfezi’ne on mil kadar uzaklıkta olduğumuz akşamlardan birinde, binlerce kelebek, sürüler halinde gökyüzüne uzanıyordu. Denizciler, “Lapa lapa kelebek yağıyor!” diye haykırıyordu ve manzara gerçekten de öyleydi. (sayfa 9) Rio de Jenerio’dan Avustralya’ya, Tahiti’den Falkland Adaları’na dünyanın dört bir yanını dolaşan Darwin’in “Beagle Yolculuğu” adlı kitabından derlenen bu kısa metnin odak noktasında ise Patagonya, Tierra del Fuego ve Macellan Boğazı yer alıyor. Darwin bu yerlerin biyolojisini, jeolojisini ve antropolojisini elinden geldiğince anlatmaya çalışıyor. Doğa, hayvanlar ve yerli halka dair gözlemleri de hem bilimsel bir dille hem de anlatı diliyle aktarılıyor. Darwin, ayrıca satırlar arasında birçok bilim insanını anmayı da ihmal etmiyor. Christian Gottfried Ehrenberg, Pierre Andre Latreille, Friedrich Strack, John Lort Stokes, Alexander von Humboldt, Baron Georges Cuvier ve Daniel Carlsson Solander gibi ünlü doğabilimcilerin çalışmaları, kuramları ve fikirleri yer yer karşımıza çıkıyor ve canlıların sınırsız doğası resmediliyor. Darwin’in doğanın gücü karşısında insanın acziyetini vurguladığı satırlar, “yerli ve vahşi” halklarla ilk temaslarını anlattığı sahneler ve tüm bilimsel kısımlar kitabı farklı farklı alanlarda değerli kılan etmenler arasında gösterilebilir. Tüm bunları iyi bir edebi dille yapıyor olması da ayrıca takdiri hak ediyor. Dünyanın en meşhur bilim insanlarından
Charles Darwin
‘le tanışmak isteyenler için kısa bir başlangıç kitabı olabilir
Lapa Lapa Kelebek Yağıyordu,
ardından asıl başyapıtı
Türlerin Kökeni
’ni okumak şartıyla elbette. Keyifli okumalar dilerim. “İnsanın daha az hak ya da iktidar iddia edebildiği bir manzara daha bulabilmek zor olur. Doğanın cansız tüm güçleri -kayasından karına ve buzuna; rüzgârından suyuna birbiriyle savaş ederken, insana karşı birlik oluyordu. Burada hüküm süren onlardı.” (sayfa 57)
·
1 yorumun tümünü gör
504 syf.
“Bir fikri Öldürmenin en iyi yolu, onu yanlış savunmaktır.”
Evrim neden kabul görmüyor?
Charles Darwin
teorisinin Hıristiyan ortodoksluğu karşısında şansının olmadığını biliyordu. Bu insanların diğer hayvanlardan ayrılamaz olduğu anlamına geliyordu. İnsanlar, Tanrı'nın suretinde yaratılmak yerine, maymun benzeri ataların soyundan geliyorlardı. Böylece
Charles Darwin
sabırla bekledi, kanıt topladı, en sonunda da 1859 yılında
Türlerin Kökeni
adlı kitabını yayımlattı.
Charles Darwin
türlerin zaman içinde evrim geçirdiğini öne sürdü çünkü zaman zaman rasgele bir birey, kendisini dahil olduğu türün diğer yaratıklarına oranla hayatta kalmak ve üremek için daha iyi donatan bir özellikle ortaya çıkıyordu. Nesiller boyunca avantajlı niteliğe sahip bireylerin hayatta kalma ve bu niteliği yavrularına aktarma olasılığı, bu niteliğe sahip olmayanlara oranla daha fazladır. Böylece türler değişir ve yeni çevrelere daha etkili şekilde uyum sağlar. Bu süreç daha sonraları "en uygun olanın hayatta kalması" olarak isimlendirilmiştir. Evrim Karşıtlığı'nın sebebi nedir? Canlıların doğada ve yapay ortamda nasıl değiştiğini açıklayan evrim kuramı ve evrimin temel mekanizması olan doğal seçilim,
Charles Darwin
'den bu yana sayısız bilim insanı tarafından sınanmış ve doğrulanmıştır. Bu bağlamda evrimsel süreçlerin anlaşılması, insanın doğayı anlama çabasındaki en önemli devrimlerden biridir. Biyoloji bilimi, evrim kuramı olmadan anlaşılamaz ve öğretilemez. Ancak evrim karşıtlığı, bugün artık bilimsel geçerliliğini tartışma gereği dahi duymadığımız evrimin anlaşılmasına ve öğretilmesine ciddi bir engeldir. Neyse ki kişisel ve toplumsal basmakalıp önyargılarla ve hiçbir somut kanıta dayanmayan dinsel inanç argümanlarıyla çürütülmeye çalışılan evrim kuramı, geçen onca yıla karşın tüm bu saldırılara göğüs germiş, hatta bu saldırılar sayesinde üzerine eklenen yeni bilgilerle daha da güçlenerek, günümüzde tıp ve tıpla ilgili alanlar başta olmak üzere çok yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Bugün kullandığımız antibiyotiklerden kanser ilaçlarına, kök hücre tedavilerinden genetik mühendisliğine kadar pek çok uygulamanın temelinde evrimci yaklaşım vardır. Evrim gerçeğini reddetmek bilimi, bilimsel düşünceyi ve bilimin dayanak aldığı kanıtları hiçe saymak anlamına gelir. Evrim kuramı nedir?
Charles Darwin
'in doğal seçilim yoluyla evrim kuramı, dünyada yaşamış ve yaşamakta olan tüm canlıların, ortak bir atadan başlayarak cok uzun bir zaman zarfında çeşitlenmesini ve değişmesini açıklar. Bu kuram, hiç şüphesiz bilim tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Doğal seçilim, mevcut yaşam koşullarına en iyi şekilde uyarlanmış, diğer bir deyişle şartlara en iyi uyum sağlamış olanların sağ kalma ve soyunu devam ettirme şansının en yüksek olması ve böyle olmayanlarınsa elenmesi anlamına gelen bir evrimsel mekanizmadır. Evrimsel değişim, genetik çeşitliliğin her nesilde bol miktarda üretilmesiyle elde edilir. Aslında çok basit bir çıkarım olan doğal seçilim kavramının ve evrimsel düşüncenin kökeni,
Anaksimandros
'e (MÖ 610-546) ve MÖ 400’lü yıllarda yaşamış olan Empedokles'e kadar uzanır. Ancak bu noktada, doğal seçilim ilkesine Darwin'den bağımsız ve eşzamanlı olarak ulaşan Alfred Russel Wallace'ı özellikle anmak gerekir. Özü kalıtıma dayandığı halde, henüz genetik bilimi ortada yokken ve bugün DNA ve RNA olarak bildiğimiz eşleyici birimler keşfedilmemişken, bilim dünyasına adeta bir bomba gibi düşen evrim kuramı, biyoloji bilimini yepyeni bir temele oturtmuştur.
Charles Darwin,
geniş ilgi uyandıran ve alkışlanan, ama aynı zamanda bilim tarihinin en yanlış anlaşılan ve sert eleştirilere maruz kalan bu kuramını, o dönemin doğa bilginlerinin, doğanın hayran olunası dinamiklerini Tanrı'nın biricik yaratımları olarak açıklama çabasına giriştiği bir dönemde ortaya koymuştur. Bununla birlikte genetik, moleküler biyoloji, biyokimya, paleontoloji, jeoloji, morfoloji, embriyoloji vb alanlardaki pek çok bilim insanının katkılarıyla kaydedilen ilerleme,
Charles Darwin
'in bundan tam 158 yıl önce mevcut verilere, gözleme ve sağlam bir öngörüye dayanarak ortaya koyduğu evrim kuramının modern sentezini ortaya çıkarmıştır. Böylelikle bu kuram, tıpkı
Türlerin Kökeni
'nin son bölümünde
Charles Darwin
'in de öngördüğü gibi, bilim dünyasında yeni ve heyecan verici alanların açılmasına öncülük etmiştir. Doğal Seçilim nedir? Organik evrimi açıklayan doğal seçilim kavramının sosyal, siyasi ve ekonomik alanlara da uygulanmasını savunan Sosyal Darwinizm akımı, yukarıda anılan ve
Charles Darwin
'in çalışmalarının yanlış yorumlanmasından kaynaklanan çıkarımlardan biridir. 1880'li yıllarda Avrupa'da ortaya çıkan ve 1940'lı yıllarda daha da yayginlaşan bu akımın, isim benzerliğine karşın ne Darwin'in bilimsel görüşleriyle ne de organik evrimle ilgisi vardır. Söz konusu hatalı çıkarımlardan bir diğeri de
Charles Darwin
'in ölümünden bir yıl sonra ortaya atılan, zayıf bireylerin tıpkı doğada olduğu gibi elenmesini ve insan neslinin ıslah edilmesini savunan, böylece genel çerçevede Sosyal Darwinizme benzeyen öjenik kavramıdır. Evrim kuramının yanlış yorumlanmasına dayanan bu ve benzeri görüşler, sıklıkla ve haksızca Darwin'le ilişkilendirilir. Kimi zaman gerek kasıtlı gerek kasıtsız olarak yapılan hatalı çeviriler de böylesi ciddi yanılgılara neden olabilmektedir.
Charles Darwin,
dini akımların güdümünde doğan ve Tanrı'nın siyahileri beyazlardan farklı zamanlarda yarattığını savunan yaradılışçı akımların hep karşısında durmuş; bu akımların kaynağı olan poligenizme (farklı insan ırklarının farklı kökenleri olmasına) şiddetle karşı çıkarak, honogenizmi (bütün insanların aynı türe ait olduğunu ve insan ırklarının da bu türün çeşitli varyantları şeklinde ortak bir kökenden evrimleştiğini) savunmuştur.
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42