Kahveyle aram ciddi, kitaplarla uzun soluklu bir ilişkimiz var. Yolda, durakta, hayatta hep bir şeyler okurum. Fazla ciddiye almadan yazdıklarımı bloga da bırakıyorum: tatkitapyol.blogspot.com
Hava ısınıyor, Londra'nın üzerindeki gökyüzü mavinin en utangaç tonu. Soluk bir günışığı huzmesinin dayanılmaz yavaşlıkla dünyayı taradığını hissedebiliyorum. Yenilenme zaman alacak. İyileşme zaman alacak.
Defne bu zorlu sohbetler sırasında insan vücudunun en dürüst parçasının eller olduğunu fark etmişti. Gözler yalan söylerdi. Dudaklar yalan söylerdi. Yüzler kendilerini binlerce maskenin altına saklardı. Ama eller nadiren yapabilirdi bunu.
Bu gün Kıbrıs'a giderseniz. Rum dulların ve Türk dulların farklı alfabelerle yazılmış ama benzer bir talebi içeren mezar taşlarını bulabilirsiniz hala:
Kocamı bulursanız, lütfen onu yanıma gömün.
Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.
Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.